Kandil son bir anlayış istiyor
Asabiydiler, yakıp yıktılar, çünkü nedenleri vardı... Öfkelendiler, gözleri dönmüştü, taşla kafa ezdiler, arabayla ezdiler, yoldan geçen sakallıyı IŞİD'çi diye kesip biçtiler, biz yine anlayışla karşıladık, vardı kendilerince bir nedeni... Kobani'de kadınlar tecavüze ha uğradı ha uğrayacak, çocuklar kaçırılıp köle pazarlarında ha satıldı ha satılacak diye diye delirttiler... Hükümet seyrediyor, çözüm süreci yavaş ilerliyor diye diye çılgına çevirdiler sokağa dökülenleri... O yüzden karşılarına ne çıksa vurup kırdılar, arada müzeler de yağmalandı ama kötü provokatörler işe kanştığı için hep... Kitlenin nasıl ajite edildiğini, sokağın nasıl galeyana getirildiğini o kadar çok analiz ettik ki 'iyi niyetli ajitatör'e de, 'temiz kalpli provokatöre de acıyacak bir anlayış geliştirdik diyelim. Dolduruşa geleni de dolduruşa getireni de mazur gördük, empatiyle karşıladık, sempatiyle sarıp sarmaladık... Fakat bununla kalmıyor ki... Gülay Göktürk Akşam gazetesinde yazmasa haberim olmayacaktı. Kandil'in savaş şefleri bizden son bir anlayış daha bekliyormuş. 15 Ekim'de ikinci bir 'demokratik başkaldırı' emri çıkarmışlar. Şöyle: "AKP hükümetinin kararıyla Türk devletinin yapacağı tutuklamalara karşı konulmalıdır. Hiçbir tutuklamaya izin verilmemelidir. Her tutuklamaya serhıldanla (başkaldırıyla) cevap verilmelidir. Hiçbir kimsenin polis ve asker tarafından gözaltına alınmasına izin verilmemelidir. Tek bir insan bile evinden, işyerinden ve sokaktan alınamamalıdır..." Her türlü cezai sorumluluktan muaf olacaklar. Biz de bunu, bundan öncekiler gibi anlaya anlaya sineye çekeceğiz. Anlayış kumkumaları şimdiden egzersize başlasa iyi olacak. Acaba bu sefer ne mazeretleri var ki HDP'nin 'demokratik sokak eylemi'ni çalarak raydan çıkarmakla suçladıkları o 'kötü provokatörler'i tutuklatmamak gibi bir çağrıya mecbur kaldılar.