Duvarın ardındaki savaş
Tek kelimeyle; orada hayat Stasi’nin oyuncağı.
Senaryolu, rejili, yönetmenli bir film seti gibi.
Mektepli ve alaylı oyuncular, sistem için performans yapıyor...
Hayatın yapımcısı sistem, sistemin patronu da Doğu Alman istihbaratı.
Stasi; tiyatro sahnesinden evlerdeki parti salonlarına, sokaktan TV stüdyolarına hayatın bütün
köşelerinde hükümferma.
Henüz tümüyle ele geçiremediği tek yer, insan düşüncesinin biricik evi.
Yatak odalarına kurduğu tesisatı beynin mahrem labirentlerine döşeyemediği için, kesin bir yenilgi bekliyor Stasi’yi.
Kılcal damarlarına kadar kontrol ettiği hayatın bu tartışmasız hakimi, son bir fetih peşinde...
Savaşını, düşüncenin yalçın kalesine taşıyor.
Kayıt dışı bir daktilo, bu savaşın kaderini belirleyecek bir gün.
Bilmez mi Stasi!... Tam zamanlı göz hapsine alınıyor şüpheli.
Hedef, beynin bütün çıkış kapılarını tutmak, bütün ikmal yollarını kesmek; her taraftan kuşatarak zapt-ü rapt altına almak...
Sayfadaki yazı karakterinden daktilonun marka ve modeline, oradan da üzerine kayıtlı olduğu sahibine ulaşacak kadar ustalaşıyor iz takibinde.
Ama özgürleşmek isteyen mustarip bir oyun yazarı, bulduğu kaçak bir daktiloyla huruç
harekâtını başlatıyor.
Yazının devamına bu linkten ulaşabilirsiniz
Akif BEKİ / Radikal