Hatip Dicle ikilemi
YSK kararını verdi, Hatip Dicle’nin adaylığı düştü. Ahmet Türk başkanlığındaki DTK “Bu kararı tanımıyoruz’’ dedi. Sıra, BDP desteğiyle seçilen diğer bağımsız adaylarda. Onlar ne yapacak; Meclis’e gelecekler mi, yoksa DTK’nın boykot çağrısına uyup mazbatalarını yakacaklar mı?
Önce adaylığı YSK’da, sonra da hakkında verilmiş bir mahkûmiyet kararı Yargıtay’da kesinleşti. Ama seçimi de kazanmış oldu bu arada. Hatip Dicle ikilemi budur. YSK’nın doğru bir kararı geciktirmesinden kaynaklanan bir açmaz.
Fakat insaf! YSK’nın hangi mülahazalarla böyle bir zamanlama hatasını göze aldığı belli. Kaçınılmaz bir hukuki sonucun listelere yansımasını, bilinçli olarak erteledikleri görülüyor. Keyfi bir tehire benzemiyor bu. Ya da tartışmalı bir durumun varlığından yahut dosyanın hukuki karmaşıklığından kaynaklanmışa hiç benzemiyor. Seçim güvenliğini tehdit eden tepkilerden çekindikleri açık.
Sanki seçimden önce, yani Yargıtay’dan karar çıkar çıkmaz Dicle’nin adaylığını düşürmüş olsalardı, DTK’nın tepkisi daha mı farklı olacaktı?
Köşe yazısının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
(Akif beki - Radikal)