Avcı'yla neden söyleşi yaptım?
Söyleşiden sonra Avcı'ya yönelik kimi yazı ve eleştirileri üzüntüyle karşılıyorum.
Avcı'nın sözlerine vicdan ve mağduriyet açısıdan bakamayan, bunları yaşanan 'savaş'ta bir araç olmaktan öte algılayamayan ve onu geçmişinin bir dönemiyle, işkencelikle özdeştirerek değersiz kılmaya çalışanlara aslında söylenecek çok şey yok...
Aynı adam değil midir, verdiği ifadeler ve yaptığı açıklamalarla Susurluk skandalının ortaya çıkmasında önemli bir katkıda bulunan, gerek genç gerek idealist polisler nezdinde dürüstlük ve etkinlik referansı haline gelen ve cemaat tehlikesine cesaretle işaret eden...
Elbette Avcı yaşanan savaşta bir taraf... Çünkü diğer tarafın mağduru.
Elbette Avcı'nın sözleri savaşa dair olur ve bu savaşı etkiler...
Ancak önde gelen vicdandır, hak ve gerçek arayışıdır.
Avcı'yla gazeteci olarak yolum pek çok kez kesişti.
Bunlardan birisi AK Parti hükümeti tarafından Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlığından alındığı zamandı.
Dönem, İçişleri Bakanı'nın oğlunun Kentbank'ın avukatı olduğu ve Avcı'nın yürüttüğü kimi soruşturmalara müdaale etmeye çalıştığı iddialarının ortada dolaştığı günlerdi...
Arşivden 8 ve 10 Haziran 2005 tarihli iki yazımı buldum.
Şöyle yazmışım:
'Kimi bürokratlar ya da kimi makamlar siyasi iktidarlarının önünde blokaj işlevi yerine getirirken, kimileri tersine sübap görevi yaparlar. Kaçakçılık ve Organize Suçlar Dairesi eski Başkanı Hanefi Avcı böyle bir isimdi. AK Parti iktidarıyla herhangi bir yakınlığı olmadan, liyakat esasına ve geçmişine binaen bu dairenin başına getirilmişti.
Akaryakıt ve uyuşturucu kaçaklığında tutuklama oranı Avcı'yla yüzde yüz civarında artmış, enerji ihaleleri mafyasıyla mücadelede ciddi yol katedilmişdi...
Sonra bir gün görevden alındı.
Peki neden?
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
h.a.bayramoglu@gmail.com