Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

İktidarın siyaseti, muhalefetin siyasetsizliği

GİRİŞ 10.05.2014 GÜNCELLEME 10.05.2014 YAZARLAR

Siyasi partiler cumhurbaşkanlığına kimi aday gösterecek?

Gündem bir bakıma bu soruya takılı kaldı.

AK Parti'yle ilgili durum daha açık ve tahmin edilebilir:

Mevcut cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün siyasetten çekilme, Tayyip Erdoğan'nın ise cumhurbaşkanı adayı olması ihtimali çok büyük.

AK Parti civarındaki tartışmalar bu çerçevede 'iki soru' üzerinde hareket ediyor.

Önce, Erdoğan sonrası 'AK Parti içi yapılanma ya da yönetimde dönüşüm nasıl olacak' sorusu var. Partili cumhurbaşkanı anayasaya göre mümkün olmadığından, Erdoğan'dan sonra AK Parti'nin başına kimin geçeceği ve kimin başbakan olacağı siyaseten önemli ve belirleyici bir konu.

Ardından, Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması halinde 'yürütme faaliyeti nasıl bir raya oturacak' sorusu karşımıza çıkıyor. Erdoğan'ın takip edebileceği çeşitli yollar var. Fiilen başkanlık sistemini zorlayacak, icrayı Çankaya'ya bağlayacak zayıf bir başbakan modeli bunlardan birisi. Kuvvetli bir başbakanla mevcut anayasal modelin ana hatlarıyla devamı başka bir yol. Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında ilişkiler için yasal sınırda duracak bir başka ve yeni yöntem arayışı da bir diğeri.

AK Parti'nin siyasal ve sosyolojik anlamda 'hakim parti' olmaya yüz tuttuğu, diğer ifadeyle siyasi yarış ve yönetici seçkin dönüşümünü tekeline aldığı dikkate alınırsa, tüm bu ihtimaller, sadece AK Parti'yi değil genel olarak Türkiye'yi ilgilendiriyor.

İhtimallerin kimisi 'krize' kimisi 'geçişe' işaret ediyor.

Nitekim bir kaç gün önce Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olarak bir başbakan gibi hareket etmesi halinde ülkenin sıkıntıya düşeceğini, bir dizi krizle, özellikle bir devlet bunalımıyla karşı karşıya geleceğini ifade etmiştim.

Geçiş ise başbakanın 'legalist' davranmasıyla, sınırları özellikle görünürlülüğü ve söylemiyle zorlasa da anayasal açıdan kabul edilebilir bir tarz ve yöntem tuturmasıyla mümkün olabilir.

Ancak her koşulda şunu görmek gerekir:

Türkiye yeni bir siyasi kuşağa girmektedir.

Bu kuşağın merkezinde ise anayasal rejim, seçim sistemi, partiler düzeni, başka bir ifadeyle hem devlet içi kurum ve organ dengelerine hem toplum-siyaset ilişkilerine yönelik bir yeniden yapılanma meselesi bulunmaktadır.

Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilecek olması yeni döneme start verecektir.

Bu startın ardından, tahmin odur ki,

(1) Türkiye'nin parlamenter anayasal rejimle ilişkisi geri dönüşü olmayacak zayıflama sürecine girecektir.

(2) Siyasi gündemi önümüzdeki 1 yıl boyunca başkanlık ve yarı başkanlık tartışması işgal edecektir.

(3) AK Parti ve Erdoğan'ın bu istikametteki arayışı 2015 seçimlerine yansıyacak, bu seçimler Erdoğan merkezli, diğer ifadeyle Erdoğan'ın başkanlık iddiasının taşıyacağı bir referendum seçimi olacaktır.

Yeni dönemin ve AK Parti'nin arzu ettiği geçişin ne denli sorunlu ve krizli olacağını, mümkün olup olamayacağını ya da yolda üreteceği ara modellerin üreyip üremeyeceğini zaman gösterecek.

Yazının devamı için tıklayın >>> 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL