Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Eski taslar…

GİRİŞ 09.12.2008 GÜNCELLEME 09.12.2008 YAZARLAR

Kürt sorunu, tesettür meselesi, Türkiye'nin yaşadığı değişim dalgasının içinde bir "korunmalı adacık" oluşturuyor.

Ve ülkede biteviye siyaset bu adacık içinden yapılıyor.

Gündem açık, soru tek:

Türkiye, önündeki en önemli engelleri, bu"toplumsal-siyasal sorun öbeği"ni nasıl aşacak?

Sorun da çözümü de içeride, iç dinamiklerde yatıyor.

Türkiye'nin siyasi araçlarla merkeziyetçi, üçüncü dünyacı bir zihniyetle demokratik hesaplaşmasından geçiyor.

Bugün geçtiğimiz aşama da yeni bir hesaplaşma aşamasıdır.

Sivillik-demokrasi/askercilik-otoriterlik arasındaki seferlerimiz henüz bitmedi…

Bu yüzden dünü unutmamak ve olup bitene dikkat kesilmek gerek.

Fiilen kamu sahasını işgal etmekte olan kimliklerin siyasi bir çerçeve olarak dikkate alınması önerisi bazılarını hep rahatsız etti bu ülkede.

Bir yönüyle hâlâ ediyor…

Uluslararası alanda ve ülkede yaşanan değişimin çok-kültürlü toplum modeline işaret etmesi, bu model ile çağdaş demokrasi anlayışı arasındaki paralelliği göstermesi bile yetmedi.

Zihinlerindeki sorun sürüp gitti.

Kimileri daha düne kadar, değişim fikrini reddediyorlardı. Ardından değişimin dinamiğine işaret eden "hetorojen toplum" anlayışından, yani her toplumun farklı topluluklardan oluştuğu fikrine savaş açıyorlardı.

Değişimin ardında yatan toplumsal talepleri su yüzüne çıkarıyor diye siyasi kararlar ile toplumsal talepler arasındaki temsil ilişkisini ifade eden klasik demokrasiden bile taviz verdiler.

Askeri çıkışları, müdahaleleri bu yolla meşrulaştırdılar. Türkiye'nin derin bir siyasal, toplumsal ve kültürel kriz içine düşmesinin fikri mimarları oldular.

Yeni bir aşamadayız…

Çokkültürlü bir toplum inşası, devletin bu çokkültürlülüğü dikkate alarak yeniden yapılanması fikri bu çevrelere rahatsızlık vermeyi sürdürüyor.

Çokkültürlülük anlayışına itiraz, bunu savunanlara açılan, başta "pusu" olmak üzere her tür şark kalleşliğini içeren "kan davası" bu yüzden...

Oysa, az buçuk bilgisi ya da siyasi sezgisi olan her insan, kimliklerin içine kapanma eğilimiyle çokkültürlü toplumun aynı şey olmadığını bilir. Tersine; çokkültürlülüğün içe kapanma tehlikesinin panzehiri olduğunu, aşırı cemaatleşmenin çokkültürlü toplumla aşılabileceğini görür.

Çokkültürlü toplumsal düzen karşılıklı kabule dayandığı oranda bireyi yeniden tanımlar ve ait olduğu dünya içinde ve o dünyaya karşı özgürleştirir, çünkü.

Doğru orantı içe kapanma ile çokkültürlülük arasında değil; içe kapanma ile dışlanma arasındadır. Kimlikler karşılıklı oluşur. Hiçbir birey kendi kimliğine tarih dışı, toplum dışı bir hattan ve kendisi üzerine düşünerek ulaşmaz. Onu tanımlayan, tasnif eden başkalarının tavırları ve davranışlarıyla ulaşır.

Kısacası, aşırı cemaatleşme eğilimi, kimliklerin birbirini karşılıklı olarak reddettikleri bir düzenin adıdır. Çokkültürlü toplum ise bu kimliklerin birbirlerinin karşılıklı olarak kabul ettikleri toplumun adı.

İyi bayramlar…

YORUMLAR 3
  • Mahmut ESENCELİ 17 yıl önce Şikayet Et
    Özür!!!-1. Sn. Yazar Ermenilerden özür diliyor, ancak; bizlerden de özür dilemesi gerekiyor. Benim soykırım suçu işleme alçaklığını göstermemiş atalarıma güya katliam suçu yakıştırmaya çalışıyor. Yani metinde söykırım geçmiyor ya o halde önemi yok. Bu konuda ciddi makalelerin olduğu bir kitabı daha yeni bitirdim. Yaşanan olaylarda soykırım olmadığı gibi devletçe yürütülen bir yok etme çalışması da yoktur. Düşmanla işbirliği yapmış, Osmanlıdan devlet koparmaya çalışan bir grubun aynı ülkenin başka bir yerine nakli-
    Cevapla
  • Mahmut ESENCELİ 17 yıl önce Şikayet Et
    Özür!!!-2. söz konusudur. Sn. Yazar acaba bu konuda Osmanlının verilen emirlerine uymayan 67 kişinin idamından haberdar mıdır? Soykırım işlemeyi düşünen bir devlet görevlilerini üstelik daha savaş bitmeden yargılar ve idamla cezalandırır mı? İşlenen suçların bireysel olduğu ve devletin böyle bir politikası olmadığı bu yargılamalardan anlaşılıyor. Haydi katliam diyelim. Bu katliamı uygulayanlar cezalandırılmış ise ben gidip onun çocuklarından baban benim filanımı öldürdü benden özür dile mi demeliyim?
    Cevapla
  • maarif71maarif71 17 yıl önce Şikayet Et
    Sükut-u Hayal. Sayın Bayramoğlu'nu yıllardır takip ederim.Sosyolojik tahlillerine bunca zaman itibar da etmişimdir.Ancak,şu son 1915 Ermeni çıkışı bence çok büyük bir talihsizlik oldu.MHP'li değilim.Ancak içimizde saklı duran milliyetçilik hislerinin alevlenmesine sebep olduğu için Sayın Bayramoğlu'na eseflerimi sunuyorum.Irk üstünlüğünü savunmak ne kadar kabul edilemez ise aşağılık kompleksi ve demokratlık ayaklarına göre ülkemizi suçlu gibi göstermeye çalışmak ta o kadar kabul edilemez.Size yakışmadı sayın Bayramoğlu.
    Cevapla