Demokrasinin çakıllı yolları
Otoriter düzenlerde, otoriterliğin toplumsal meşruiyetinin belirgin olduğu ülkelerde makro gelişmeler, "devlet yapısının demokratikleştirilme ve sivilleştirilmesine yönelik adımlar" tek başlarına büyük anlam ifade etmez. Kalıcı bir değişim sürecinin harekete geçtiğini göstermez.
Kimimize çelişki gelebilir, ancak yapılan onca değişim hamlesine rağmen bireysel özgürlük alanının yerinde saydığı, hatta zaman zaman yeniden daraldığı bir evreden de geçiyoruz.
Sorun aynı zamanda Ceza Kanunu, Medeni Kanun, uygulamalar, iktidar söylemi gibi birey devlet, birey toplum, birey gelenek ilişkilerini düzenleyen ya da işaret eden sahalarda "12 Eylül mantığı"nın tekrarı, "yeniden sağcılaşma süreci"nin 1970'li yılların ruhuna referans yapar hale gelmesinde...
Bu noktada kritik eşik, "özgür duruş ve düşüncenin kısıtlanmasından çok, kendi dinamikleriyle sinmesi, silinmesidir.
İktidar kavgalarının düşüncenin içini yeniden boşalttığı, daha da öte ilkeler, düşünceler üzerinde yeniden tahakküm kurduğu bir dönem bu.
Bu toplum demokratikleşme meselesinde nasıl yol alacak?
Hangi zihniyet demokratikleşme girdilerini koruyacak?
(Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz)
Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak