Ali Saydam
Ali Saydam
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Gelin de şu millete hayran olmayın?..

GİRİŞ 18.08.2008 GÜNCELLEME 18.08.2008 YAZARLAR

Kredi kartı sahibi halk değil...”; işadamı meslektaşlarımdan biri arayıp bir kredi kartı hikâyesi anlattı ki, akıl ve zekâ nelere kadir, gelin de görün...

Diyelim ki sizin kredi kartınız var ve 5 bin YTL’lik limitiniz dolmuş. Bunu bir kerede ödemeniz mümkün değil. Her gün yüksek faiz işlendiği için borcunuz katlanarak artıyor. Bu gidişle batışınız mukadder.

Varsayalım ki ben de bir ‘kontörcüyüm’. Yani bildiğiniz GSM kontör bayii. Çok düşük kâr marjıyla kontör alıp satıyorum... Buraya kadar tamam mı? Tamam herhalde...

Bana geliyorsunuz ve ben sizin kredi kartı borcunuzu bankaya yatırıyorum. Siz soruyorsunuz: “Kardeşim, Allah razı olsun ama ben sana bu minnet borcumu(!) nasıl ödeyeceğim?”

Ben de diyorum ki:

  • Siz bana taksitle ödeyin. Örneğin 10 ay... Tabii ki bunun makul bir faizi olacak. Ancak bankaya kart borcu için ödeyeceğinizden çok daha az bir faiz. Örneğin 5 bin YTL için 6 - 7 bin YTL...

  • Peki nasıl ödeyeceğim bu taksitleri size?..

  • Sizin borcunuzu ödediğimde limitiniz yine açılacak ya, onunla kontör alacağız... Taksitlendireceğiz... Sizin kartınızdan her ay GSM operatörü çekecek taksidi.

  • Tamam çok iyi de, peki bu işin sakat bir tarafı olmasın?

  • Hiçbir sakat tarafı yok. Tersine herkes kazanıyor. Siz kazanıyorsunuz: Borcunuz makul bir faizle taksitlendirildi. Banka kazanıyor: Tahsilat riski olan bir borcu tahsil etti... GSM operatörü kazanıyor: Kontör sattı çünkü. Tabii ben de kazanıyorum: Sizin için 5 bin YTL, rahatlılkla nakde çevirebileceğim 6-7 bin YTL’lik kontör aldım... Gördüğünüz gibi hepimiz kazandık...

    Ne sihirdir ne keramet, akıl ve zekâdadır marifet... İnovasyon (buluşçuluk) diye ben buna derim işte. Gelişmiş Batı’nın bunu kavramasını boşuna beklemeyin sakın ha!..




    Bul tekneyi al tekneyi!

    Rezİl olmayacağımı bilsem web sitesine girip oynayacağım... Ama, ya yelkenli bana çıkarsa?... Hem adamlarla yakın ilişki içinde ol hem de yelkenli sana çıksın. “Çüş!” derler adama. Demezler mi? Zaten ‘hamili kart yakinimdir’ diye bugüne kadar dayanmışım, yazmamışım. Öküz altında buzağı arayan bir dolu ‘dostumuz’(!) atmaca gibi gerilmiş bekliyor. “Bu yazıda bakalım kime arka çıkacak, yolunu bulacak ya da kime karşı çıkıp kendisine müşteri yaratacak?” paranoyasıyla bekliyorlar...

    Yüreğime taş basıp bugüne kadar durdum.

    Maraza çıkarmanın ne âlemi var? Tuttum kendimi. Garanti Emeklilik’in “Hobimle Mutluyum” kampanyası çerçevesinde internet ortamında oynattığı “Nerede Bu Yelkenli?” oyununu oynamadım. (http://www.hobimlemutluyum.com)

    Ancak siz oynayabilirsiniz. Salı gününe kadar vaktiniz var, katılabilirsiniz. Ve 9.5 m boyunda 3.5 m eninde Jeanneau marka bir yelkenli kazanabilirsiniz. Yapacağınız şey Bostancı - Bakırköy açıklarında 12.00 - 20.00 arası dolanan yelkenlinin açıktan kıyıya doğru çektiği fotoğraflara bakıp yelkenlinin nerede olduğunu tahmin etmek. Çok eğlenceli ve internet ortamını sakin bir şekilde kullanmak isteyenlere güzel bir örnek.

    Bu arada paranoyaklara not: Bu fikir bize ait değildi. Ancak sonuna kadar destekledik...
  • ALİ SAYDAM - AKŞAM

     

    YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL