Keşke biraz 'romantik' olabilselerdi...
Bizim gazetede, Şenay Yıldız'ın izlediği haberin CHP'ye ilişkin bölümü 'Kılıçdaroğlu'ndan 'Abant' açılımı' başlığıyla verilmiş.
CHP'li Toprak, toplantının açılışında yaptığı konuşmada şöyle demiş:
'Anayasa toplumlar için çok önemli bir metindir; ancak tüm sorunları çözecek nihai bir metin değildir. Bu nedenle insanları anayasaya ilişkin bir romantizme sürüklemeyelim, gerçekçi olalım. Toplumun büyük kesimi ve siyasetçiler, Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğu konusunda hemfikir fakat beklentiler farklı. Sorun da buradan çıkıyor. Bir entelektüel uzlaşmayı ortaya koymak istiyoruz. Buradan uyarıda bulunmak istiyorum: İktidar olmak, Türkiye'deki farklı sesleri ötekileştirmek anlamına gelmemelidir.'
Abant Platformu'nda CHP'nin temsil edilmesi ne kadar olumlu bir 'atak' ise, bu konuşma da özü itibarıyla o kadar 'edilgin' bir tona dayalı bir tür 'söylem patinajı'. Hani 'Ben niyete bakarım' derler ya... Aslında sağduyunun sesi gibidir bu ifade... Mazeretlerin ardında bazen kuzu kuzu bazen tilki tilki yatan, davranış öncesi ruh halini gizleyen o tuhaf gölge... 'Niyet', demişiz adına.
Anayasa, tüm sorunları çözecek, nihai bir metin değilmiş. Doğru. Peki tüm sorunları çözebilecek nihai bir metni ömrü hayatı boyunca gören bir Allah'ın kulu var mıymış? O zaman bu cümle ne anlama geliyormuş? Demek ki anlamı yokmuş. Dahası; 'Romantizme sürüklemeyelim' demek, akla hemen zıddını, 'realizme sürükleyelim' yaklaşımını getirmez mi? Zaten dibine kadar o realizmin içinde değil miyiz?
Farklı sesler, 'öteki' veya 'beriki' kompleksine kapılmadan, gerçek niyetini saklamadan tartışmaya ne zaman başlayacak dersiniz? Çünkü bu bile 'oyalanmanın ve patinajın' ortaya çıkmasını sağlayacak önemli bir adım olurdu.
Arkadaşlar keşke biraz 'romantik' olabilseler.
Siyasetçiler 'ittifaklar' meselesini anlayamıyor
Galiba tüm mesele, kendisini 'öteki' hissetmenin ya da hissettirilmenin ötesine taşıp, 'ittifak' kelimesinin anlamını ve gereklerini idrak etme konusunda düğümleniyor.
Örneğin Meclis'teki Milli Eğitim Komisyonu'ndaki tartışmalar sırasında karşılıklı 'zorba'lık ithamları arasında Komisyon Başkanı Nabi Avcı'nın 'Gerekirse gizli oturum yaparız. Nezaketimi acziyet olarak görmeyin' diyen 'realist' ve bir o kadar da 'zarif' ifadelerine karşılık CHP'li Muharrem İnce'nin 'Yüreğin varsa yap!' diye karşılık vermesine ne demeli?
Mesele açık ya da gizli oturum yapılması değil, bir 'üslup' meselesidir. Nabi Avcı'nın bu açık ve zarif ifadesini çevresindeki kaç AK Partili ya da CHP'li veya MHP'li siyasetçi, yeterince doğru değerlendirebilecek bir hüsnüniyetten nasibini almıştır acaba? 'İttifak' meselesini anladıklarına dair en ufak bir işaret vermiyorlar.