Ordunun kritik görevi: iç savaşı engellemek
Lafı dolandırmadan baştan söyleyelim: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin günümüz koşullarındaki ana görevi ‘iç savaşı’ önlemektir...
İç savaş?..
Evet, aynen o...
Meslek yaşamı, ‘masa başı felsefe üretiminden’ çok, Kafkasya-Balkanlar-Ortadoğu üçgeninde etnik/dini savaşların içinde geçmiş bir gazeteci olarak deneyimleri paylaşmanın zamanıdır. Daha önce yazdık, memleket dönüp dolaşıp hep aynı yere gelince tekrarlamak farz oluyor...
- İç savaş neden çıkar?
1. ‘Etnik terör’ saldırısıyla karşılaşmış bir ülke, ‘iç savaş riski’ yükselen bir ülkedir.
2. İç savaşa, genel olarak inanılanın aksine ‘azınlık nüfus’ değil, ‘çoğunluk’ karar verir.
3. ‘Çoğunluk’, devleti ‘kendi devleti’ olarak gören nüfustur. İçerideki bir etnik-dini-kültürel grubun özellikle ‘dış destekli’ bir kalkışma hareketi karşısında dikkat ettiği ana nokta, ‘devletinin yasal güvenlik güçlerinin’ görevlerini yerine getirip getirmedikleridir.
4. Devletin yasal güvenlik güçleri, askeri, polisi, jandarması, her türlü istihbarat birimi işinin başında, etnik/dini terör saldırısı karşısında görevin tartışma götürmez bir şekilde sürdürüyorsa ‘hakim unsur’ olan çoğunluk da normal yaşamına devam eder.
5. Verilen mücadelede, kamuoyunu etkileme gücüne sahip tüm odakların, özellikle medyanın ve tabii ki ‘hükümetin’, çoğunluğun ‘hassasiyetlerine’ saygı gösteriyor olması da ülkedeki ‘ılıman iklimin’ sürmesi açısından önemlidir.
6. ‘Çoğunluk’, devletin ‘zafiyet gösterdiği’ anda harekete geçer. Verilen mücadelenin yolunda yürümediğine inandığı anda, içindeki ‘sivil maceracı’ unsurların propagandasına teslim olur. Ordu ve polisin işlevi gerilerken, ‘yarı-askeri milis güçlerinin’ mahalle örgütlenmelerine şahit olunur.
7. ‘Devlet otoritesi’ sağlanamadığı anda ‘milis’ harekete geçer...
- PKK: Eroin mafyası- taşeron
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, temelde bir ‘eroin şebekesi’ olan, ‘parayı verenin düdüğünü çaldırdığının’ çok iyi bilindiği ama kamuoyunca ‘etnik’ kabul edilen terör örgütü PKK’ya karşı sürdürdüğü ‘kararlı mücadele’ bu açıdan önemlidir.(Bu aşamada, medyaya düşen, PKK’nın, esas olarak ‘yaralısının kafasına sıkan’ mafya tarzı bir örgütlenme olduğunu Türk kamuoyuna daha iyi anlatması, böylelikle, ülkenin muhtemel ‘etnik gerginlik riskini’ azaltmasıdır.)
TSK, içten-dıştan uğradığı bütün saldırılara karşın büyük fedakarlıklarla sürdürdüğü bu mücadelede, esas olarak, Türkiye’nin çoğunluğunu kontrol altında tutmaya çalışmaktadır.
‘Ben görevimin başındayım, kimsenin kendine durumdan vazife çıkarmasına gerek yok’ mesajı, tam 25 yıldır, bu ülkede akan onca kana rağmen ‘sokaktaki sakinliği’ sağlamıştır...
Doğrusu budur...
Böyle olmak zorundadır...
Aksi düşünülemez...
- TSK: Kürt vatandaşın güvencesi
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK terör örgütüne karşı sürdürdüğü ve kamuoyunda onay gören kararlı mücadelesi, esas olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin savunmasından çok, aynı coğrafyada yaşayan Kürt nüfusun savunması anlamına gelmektedir. ‘Güçlü ordu’ kavramı, Anadolu’nun asli ve ayrılmaz kültürel-etnik unsuru olan Kürtler’in barışını, güvenliğini ve herhangi bir ‘etnik nefret kampanyasına’ hedef olmasını da önlemektedir.
Bu topraklara ektikleri ‘nefret tohumlarının’ bir türlü yeşerip ağaç olamamasını hayretle izleyen ‘dış unsurların’ Türkiye’de iç savaş ortamının doğmaması karşısındaki derin şaşkınlığı da buna dayanmaktadır.
Görülen o ki,bu güçlerin ‘teşhisi’ de aynı yöndedir ve hedef bellidir...
Kimse, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, ‘zayıflatılmasından’, bir takım ‘demokratikleşme’ ve ‘sivilleşme’ hayalleri kurmasın...
Eğer Türkiye’nin, ‘sivil-demokratik’ bir ülke olmasını istiyorsanız, bunun yolu, iki de bir Türk silahlı Kuvvetleri’ne hakaret etmek de değildir.
Toplanır, ‘Kopenhag Kriterleri’ doğrultusunda bir Anayasa ve bağlantılı yasaları yazar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçirirsiniz. Kurulan bu sistem çerçevesinde de, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin devlet içindeki yerini , Avrupa Birliği’nin diğer üyelerine benzer bir şekilde belirlersiniz olur, biter. Merak etmeyin, kimse de sesini çıkaramaz...
Ama, ‘etnik terörle mücadelede zayıflatılmış’ bir Türk Silahlı Kuvvetleri ile ‘kamuoyunda güvensizlik yaratmak’ meselesi farklıdır. Bu tür bir gelişmenin sonucunda karşılaşacağınız tek gelişme, sivil milisler eliyle kurulmuş faşizm olacaktır.
...Ve büyük bir olasılıkla, o gün gelip çattığında sizi koruyabilecek bir orduyu da ortalıkta göremeyebilirsiniz...
ARDAN ZENTÜRK - STAR
-
emrah şakir 17 yıl önce Şikayet EtYAZAR BU ÜLKEYİ FAZLA TANIMIYOR GALİBA... Bu yazı bana biraz felaket tellallığı gibi geldi.Bugün dünyada iç savaş olan ülkelerin yüzde doksan dokuzu afrika ülkelerindedir.Eğer iç savaş olsaydı ırakta,pakistanda,hindistanda(yüzlerce etnik grup)abd de(zenci-beyaz),rusyada(özerk cumhuriyetler) olurdu.Osmanlı döneminde bile iç savaş yaşanmamıştır.Ermeniler tehcir(zorunlu göç) ettirilmiştir.Beğen
-
hursit dilaver 17 yıl önce Şikayet Etbu yazı çok önemlidir. yazara aferin... allah korusun, türk kürt derken bu laikçi,müslüman ,türbanlı -mini etekli kavgasına dönüşüverirse.. kim ne ektiyse biçecektir elbet. ordumuz bunlara mahal vermemeli. ulusalcılarla müslümanların kini çok kötü sonuçlar verecektir.SİVİL SAVUNMA DEPOLARINDAKİ SİLAHLARIN KONTROLU ESKAZA ULUSALCI TAKIMINA VERİLDİYSE asker buna mani olmalıdır.1978DE KARS deposunun anahtarı MHP nin elinde diye ecevitin saçları diken olmuştu..ASKER RECEP PEKER TİPİ KEMALİZME MANİ OLMALI.İŞTE BU KADAR.Beğen
-
kürşat yalçın 17 yıl önce Şikayet EtNeden en önemlisi es geçiliyor??. Evet terörle özellikle de pkk ile mücadelede yukarıdaki yolların hepsi kullanılmalı. Ama nedense Kürt vatandaşlarla en önemli ortak noktamız olan din konusuna hiç girilmiyor. En önemli ve en etkili yol yani din es geçiliyor acaba neden?Beğen
-
kürşat yalçın 17 yıl önce Şikayet EtYAZARA KATILMIYORUM!!. Askerin görevi iç savaşı engellemek falan değil. Çünkü normal şartlarda öyle bir tehlike yok. Ordunun yapması gereken "İç savaşa neden olmamak." İkisi arasında büyük fark var sanırım. Bu ülkede -dışardan ya da içerden tahrikler olmadıkça- eminim hiç bir etnik çatışma meydana gelmez. "Ordunun görevi iç savaş çıkaracak yanlışlardan dönmek!!"Beğen