Arif Altunbaş
Arif Altunbaş
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Allah'ın askeri olabilmek

GİRİŞ 15.09.2013 GÜNCELLEME 15.09.2013 YAZARLAR

Adaletin hüküm sürmediği toplumlarda gücü elinde bulunduranlar, çoğu kez hadlerini aşarak zorbalığa ve hukuk dışı yollara başvurmayı meşrulaştırırlar. Bu sapma toplumların yüreğinde insanlığın karşılaştığı en büyük travmalar oluşturur.

Güç sahibi olmak insanın fıtratında var olan bir özelliktir. Bunu kontrol altına almanın yolu insanın ruh ve düşüncesine adalet duygusunu yerleştirmekle, yaşadığı ortamı adalet dizginiyle terazilemekle olur.

Çağımız zulmün en çok işlendiği, adaletsizliğin sınır tanımadığı, hak ve hukukun apaçık çiğnendiği, insanlık duygularının yerini gücün aldığı bir vahşet ve dehşet çağı olarak insanlığın bugün ve yarınını tehdit etmeye devam ediyor.

İnsanlık güçlünün kolları arasında bir mengene gibi preslenmekte, çağdaş arenalarda despotların vahşi iştahlarına terk edilip lime lime parçalattırılıyor.

Irak, Afganistan, Somali, Suriye, Bahreyn, Yemen, Çeçenistan, Karabağ, Keşmir, Arakan'da gözümüzün önünde meydana gelen bu cinayetler zulüm zincirinin halkalarını oluşturuyor. Onun için insanlık hiçbir çağda bugünkü kadar çekmedi ve adalete de muhtaç kalmadı.

Büyük İskender'in dünyayı işgali, Roma'nın zulmü, Moğolların istilası, 1 ve 2. Dünya Savaşları da dahil olmak üzere insanlık bu kadar güç odaklarının baskı ve terörüne hiçbir dönemde bu kadar muhatap olmadı.

Bir buçuk milyardan fazla insan Çin despotizminin altında eziliyor kimsenin ruhunun duymuyor. Bir o kadar insanın Hindistan'da yokluk ve yoksulluk içinde kıvrandığını görmek isteyen yok.

İliklerine kadar emperyalistlerce sömürülen Afrikalının halini ne Afrika yerlileri, ne top yekün insanlığın duyduğu, gördüğü, anladığı yok.

Ve Batı emperyalizminin bir asırdır işgallerle, öldürmekle, sömürmekle bitiremediği İslam ülkelerini ve içine düştüğü/düşürüldüğü bu girdaptan onları kurtarmak isteyen bir kahraman da yok.

Devletlerin gücü, paranın gücü, uluslararası kartellerin gücü dünya derin devletinin elinde tüm mazlumları tehdit ediyor. Onları sömürerek, ezerek, katlederek, kanlarını içerek ayakta duruyor.

Askeri, siyasi, ekonomik, medya ve politik odakları bu derin güçler istedikleri gibi şekillendiriyor ve yönetiyorlar.

Gücü elinde bulunduran bu karanlık odaklar insanlığın dünyasını dün olduğu gibi bu gün de karartmaya devam ediyor. Kim bu güce karşı koymaya kalkarsa onlar ya terörist, ya irticacı, ya da malum güç odaklarınca lanetliler listesine alınıyor ve hedef haline getiriliyor.

Kabil'in Habil'e karşı kavgası, Nemrud'un Hz. İbrahim'le mücadelesi, Firavun'un Hz. Musa'ya olan öfkesi, Ebu Cehil'in Hz. Muhammed (sav) ile olan savaşı dünyanın değişik mekânlarında, farklı adlar altında devam etmektedir.

Bu güçler hegemonyasının dengesinin bozacak tek mesele Müslümanların bu mücadeleyi görüp anlaması ve vahyin etrafında gerçek bir Mü'min gibi kenetlenmesi, üzerine düşen sorumluluğunu kuşanmasıdır.

Bu da onların Allah'ın rengine boyanmasıyla, Allah'ın ipine sarılmasıyla, Allah'ın askeri ve ordusu olmasıyla olacaktır. Gerçekten Allah'n ordusu ve askeri olan ve olabilenler karşılarındaki güç kim, ne ve nasıl olursa olsun onlara karşı asla yenilmez.

Çünkü Allah (Fe inne cündüna lehümul galibun) "muhakkak bizim ordumuz galip gelir'' diye müjdeliyor.

Arif Altunbaş - Haber 7

Arfltnbs@hotmail.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL