Özgürlüğe karşı direnen köleler
Birinci özgürleşme paketinin açıklanmasından sonra muhalefetin içi boş eleştirileri hiçte şaşırtıcı değildi. Çünkü bu paket Jakobenizmin (tepeden inmeciliğin), darbe sevicilerin tepesine inen ilk darbe idi.
CHP ‘lilerin ‘'Kimse bu paketten memnun değil'' genellemesi, kendi geleneksel marjinal bakış ve duruşlarından kaynaklanan çıkmaz bir sokakta oluşlarının yansımasıydı.
Her meseleye kendi ideolojik dar açılarından bakan bir muhalefet ülke genelini kucaklayamayacağı, meseleye şaşı bakacağı zaten dünden belli idi.
‘'Kimse'' ile her yeniliğe karşı çıkan, her iyiliği kötülük gören, bir proje ortaya koymayan metal yorgunu müzmin muhalefet ve illegal guruplar kast ediliyor ise, zaten bunların kendileri Türkiye'nin önünde yıllardır problem üreten anakronik sorunun ta kendileriydi.
Bu ilk paket ülkede çözüm bekleyen sorunlar yumağının sadece bir kaç düğümünü el atmış görünüyor. Yıllarca milleti korkularla korkutanların korkusu da işte tam burada başlıyor. Her paket birkaç düğümü çözebilirse milletin üzerindeki batı ipoteği de bir gün gelip tamamen kalkacak olması korkutanların esas korkularını teşkil ediyor.
BDP sadece Kürtlerle ilgili beklenti içinde olursa, MHP her taşın altından '' PKK ve Öcalan'ın dayatmalarını'' ararsa, ne yaparsanız yapın itiraz eden bir avuç legal veya illegal solcu Hariçi guruplar kendileri çalıp kendileri oynamaya devam ederlerse tabi ki reform paketlerinden rahatsız olacaklar. Çünkü bastıkları o çürük zemin ayakları altından kayıyor. Ve zamanla daha da çok kayarak kayıplara karışacak olanlar bu günkü muhalefeti oluşturanlar olacaktır.
İktidardan başka kimsenin ortaya koyduğu ciddi bir çözüm teklifi ve hazırlığı yok. Muhalefetin dev olarak göstermeye çalıştığı fareler doğum kontrolü hapı kullanmış gibi uyuz bir fare yavrusu bile doğuramıyor.
‘'Olmaz'', ‘'Beğenmedik'', ‘'Kimse memnun değil'' paranoyalarıyla itiraz üstüne itiraz yapanlar, sokakları alanları savaş meydanına çevirerek korku Cumhuriyetinin ömrünü biraz daha uzatmaya çalışıyorlar.
Dünyada devrim olarak nitelenen 10 yıllık reformlar ve 1. demokratikleşme paketine iktidar bunu yaptı diye karşı çıkan muhalefet eylem ve söylemleriyle kısır çekişmeler sahneleyerek çaresizlik içinde çırpınıyor.
İktidar bu gün var yarın yok. Ama bu ülke için yapılan bütün reformlar bugün olduğu gibi yarın da olacak. Bunlardan sadece iktidarda olanlar değil iktidarıyla, muhalefetiyle herkes faydalanacak.
Ortaya bir eser koyamayan, yapılanlardan da memnun olmayan muhalefetin bu inatçı ve anlamsız tutumu ülkeye zarardan başka bir şey vermiyor. Yalan, iftira, boş laf üretmek, iktidarın her yaptığının karşısına dikilmek, sokak olaylarından medet ummak dünyanın hiçbir yerinde muhalefet yapmak olarak anlaşılmıyor.
Bölgesel, mezhepsel bakışlar ve ideolojik ön yargılarla özgürleşme paketine karşı çıkanların amaçları bu ülkenin ellerindeki ve ayaklarındaki prangaları kırmak isteyen iradeye engel çıkarmak, çağdışı kalan ve cançekişan statükoya can suyu vermektir.
Onların çözüme dönük çıkmazları, çözümsüzlük girdaplarındaki çaresiz debelenmeleri içinde bulundukları sefaletin durumunu izah etmeye yetiyor.
Dağ fare yerine deve doğursaydı ne olacaktı sanki? Onun boynu eğri, kamburu var, ayakları çok uzun… gibi ardı arkası kesilmeyecek bahaneler ve eleştirilerle yine kabul görmeyecekti. Yine hep bardağın boş tarafını gören şaşı bir bakış, dolu tarafından hiç söz etmeyen bir anlayışla karşılaşacaktık.
Laf olsun. Torba dolsun. Muhalefet olsun diye her şeye karşı çıkılmaz ki. Her yapılana itiraz etmek şifa bulmaz kronik bir hastalık değil de nedir?
Türkiye bu marazlı tiplerden 80 yıldır bu zamana kadar çok çekti. Bundan sonrada ülkemizin ayağına bağ olacak olanlar, şaşkın ördek gibi geri geri yüzen bu zihniyetin mensupları olacaktır.
Yıllarca milletin anasını baskı ve devlet terörüyle ağlatan CHP zihniyetinin şimdi ağlayıp sızlayıp giderayak direnmesi Stockholm Sendromu'ndan da beter bir durumdur.
Gerçek kölelik işte böyle gecenin üzerine doğacak şafaklara, özgürlük rüzgârlarına karşı kör bir inatla direnmek ve gecenin zifiri karanlığına değil de güneşe isyan etmektir.
Gerçek köleler de efendilerinin cephesinde özgürlüklere karşı savaşanlardır.
Arif Altunbaş - Haber 7
arfltnbs@hotmail.com