Hedefteki üç yiğit ve üç güzel adam (1)
Başbakanımız Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu ve MİT Müsteşarımız Hakan Fidan içteki ve dıştaki fitne odaklarının dedikodu, karalama ve iftiralarıyla özellikle yıpratılmaya çalışılıyor.
Daha ilk göreve geldiği günden itibaren Hakan Fidanın MİT'in başına getirilmesi İsrail'in çıkarlarına hizmet edecek bir yapıda olmadığı için MOSSAD ‘ı rahatsız etti.
Bir ülkenin istihbarat örgütü ne kadar güçlü ise, o ülkede yabancı istihbarat örgütlerinin oyun alanı da o kadar daralmış demektir. Türkiye'de eli kolu kırılan MOSSAD 'ı rahatsız eden de işte bu hassas mesele.
Daha önceleri terör örgütlerinden askeri birimlerimize kadar sızan, faili meçhullere karışan, 12 Eylülcü ve 28 Şubatçı Generallerle kuzu sarması olan MOSSAD ajanlarının Fidan'ın başa gelişiyle güneş görmüş yarasalar gibi mağaralarına kaçmaları elbette hem İsrail, hem ABD, hem AB gibi İsrail dostlarını rahatsız etti.
MİT artık batılılara ve belirli yabancı istihbarat güçlerine taşeronluk yapan bir örgüt olmaktan çıktı. Türkiye'nin ulusal ve global çıkarlarını koruyan, ta baştan beri olması gereken gerçek görev sahasına döndü.
Önceleri kendi vatandaşını fişlemekle uğraşan MİT teşkilatının Ortadoğu, Balkanlar, Afrika, Orta Asya ve dünyanın birçok yerinde geniş bir coğrafyada aktif bir rol üstlenmesi Türkiye'nin tarih sahnesine tekrar çıkmasından gocunanları uyuz etti ve etmeye de devam ediyor.
İstihbaratı güçlü olmayan bir ülkenin düşmanlarının oyun ve tuzaklarından emin olması da mümkün değildir. Güçlü millet güçlü devlet, güçlü ordu güçlü güvenlik, güçlü iç ve dış ekonomik ilişkiler güçlü istihbarat bütün bunların toplamı güçlü ülke demektir.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın " Türkiye ve Türkiye'yi yöneten Ak Parti Hükümeti, diktiği Fidan'ı sökmez, söktürmez" demekle güçlü bir devlet anlayış ve duruşunu ortaya koyuyor.
Doğru, dürüst, başarılı bir görev yürüten Hakan Fidan'ı ve onun gibi çalışkan bürokratları İsrail kaynaklı karalama haberlerle batılılar gözden düşürmek ve hedef haline getirmek istiyorlar.
The Wall Street Journal, Washington Post, The Times yazarlarının sık sık kaleme aldıkları yazılarda bu niyet açıkça görülüyor.
‘'Mısır Ordusu, Suudi Arabistan, İsrail ve ABD ‘yi hiç hayal kırıklığına uğratmadı'' diye mutluluklarından ayakları yerden kesilen bu fitne yuvalarının amaçları belli.
‘'Türkiye'de yabancı istihbarat örgütlerini çalıştırmayan adam'', ‘'Suriye'de İslamcı savaşçıları örgütleyen adam'', ‘'İsraille ilgili bilgileri İran'a veren adam'' diye suçladıkları MİT Müsteşarı Hakan Fidan başta İsrail olmak üzere yabancı güçlerin hedefi olan adam olarak görmek bizi şaşırtmıyor.
Eğer düşmanlarımız bir bakanımızı, bir bürokratımızı, bir askerimizi ve bir vatandaşımızı namlularının ucundaki ilk hedef adam olarak görüyorsa bu insanlar ülkemiz ve insanımız için çok iyi işler yapıyor ki düşmanlarımızın hedefi haline geliyor demektir.
Vatanımızda huzur, güvenlik, refah, adalet ve barış içinde yaşamak istiyor isek, dış güçlerin oyun ve hilelerine karşı daha güçlü bir istihbarat örgütüne sahip olmak zorundayız. Sayın Fidan da kanunların kendisine verdiği yetkiler dahilinde işte tam bunu yapmaya çalıştığı için başta MOSSAD olmak üzere yabancı istihbarat örgütlerinin hedefi.
Unutmayalım ki, düşmanlarımız ve rakiplerimiz içimizden önce en iyilerimizi, en yiğitlerimizi, en korkusuzlarımızı, en çalışkanlarımızı nişan alarak bizim boynumuzu bükmek, mücadele alanında saf dışı bırakmak isterler.
Üç güzel insan, üç yiğit insan ile hedef alınan sadece onlar değil tüm milletimiz ve büyüyen, güçlenen ve Ortadoğu'nun yıldızı haline gelen yeni Türkiye'dir.
Devam edecek..
Arif Altunbaş - Haber 7
arfltnbs@hotmail.com