Hedefteki üç yiğit ve güzel adam Davutoğlu (2)
Bir ordu, gençlik, nesil, grup, cemaat ve toplum tek başına kendi milletini temsil yeteneğine sahip değildir.
İşte bizim milletimiz asırlarca birlikte kardeşçe yaşadığı, acı ve tatlı günlerinde birlikte olduğu kökü mazide (geçmişte), ucu atide (gelecekte) olan böyle bir ulu çınardır.
Bu çınarın dalları altında asırlarca birçok dine, ırka, renge sahip insanlar barış ve esenlik içinde asırlarca kardeşçe yaşamışlardır. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra bu kardeşler işgalci, sömürgeci, kolonyalistler tarafından üç kıtada paramparça yapılmış, bölük pörçük devletçiklere ayrılarak düşman kardeşler haline getirilmiştir.
Biz bu ülkedeki insanlar olarak sınırları düşmanlarımız tarafından çizilmiş Türkiye yarım adasında yaşamak zorunda bırakılmış o büyük milletin bir parçası olan çocuklarız.
Bir asırdır bize biçilen bu dar kalıpların içinde korku ile ölüm arasında, devlet terörü ve baskısı altında ezilmiş, sindirilmiş ruh kökünden koparılmış bir şekilde yaşamaya terk edilmişiz.
Bizim yaşadığımız bütün olumsuzlukları o büyük çınardan koparılarak, küçük küçük devletçikler haline getirilen tüm kardeşlerimiz de aynen yaşamıştır.
Türkiye bir asırdır suni sınırlarla ayrılan bu kardeş ülkeleri dağılan bir puzzle'ın parçaları gibi tekrar bir bütün haline getirmek, o büyük çınarın dalları altında toplamak isteyince bazı komşu ve müttefik devletlerde huzursuzluklar başlamıştır.
Yıllardır sadece endişe tüccarlığı yapan, ‘'Yurtta sulh cihanda sulh'' dar kalıpları içinde sıkışmış, geçmişiyle irtibatı koparılan ufuksuz bir Türkiye Cumhuriyeti dış politikasında devrim niteliğinde yapılan yenilikler ve atılımları başta Siyonist güçler olmak üzere düşman ve rakiplerimizi rahatsız etmeye yetmiştir.
Son on yılda Türkiyeyi bölgenin biricik umudu, saygın, kalkınan, büyüyen bir ülke haline getirmekte büyük payı olan Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlunun iç ve dış şer guruplarınca hedef haline getirilmesi doğaldır.
Gerçek dostlarımızdan başka hangi komşumuz, hangi müttefikimiz, hangi ortağımız hangi kuruluş Türkiye'nin büyümesi ve güçlenmesinden rahatsız değil ki? İsrail mi, AB ülkeleri mi, Amerika mı, kapı bir komşumuz İran mı, Suriye mi, Yunanistan mı, BM mi, NATO mu, IMF mi?
Şimdiye kadar dost bildiklerimizin bir çoğu bizi sırtımızdan hançerleyen Brütüsler değil miydi?
Wall Str. Jurnal, Der Spiegel, Washington Post, Times gibi siyonist sermayenin silahı haline gelen basın ve yayın organlarının malum şer güçleri ve çevreleri bazı devlet adamlarımız aleyhine kışkırtmaları Türkiye'nin her gün daha fazla bağımsızlaştığının, özgürleştiğinin, güçlendiğinin, normalleştiğinin ifadesidir.
Anormal olan basit politik çıkar ve oy kaygılardan dolayı bu şer güçlerle aynı safta duran yurtsever, solcu, milliyetçi, sosyalist ve liberal gurupların eylem, söylem ve politikalarıyla düşmanlarımızın cephesinde yer alıp birleşmeleridir.
İçteki ve dıştaki düşmanlarımızın kimler olduğunu anlamak için bu üç güzel adama karşı çıkanları anlamanız yeterlidir.
Hz. Davut'un kor gibi kızgın demiri eliyle şekillendirdiği gibi Türkiye'nin bu güzel insanları da hem Türkiye'yi ve kardeş ülkeleri kendi kimlik ve medeniyetleriyle buluşturmaya çalıştıkları için yıpratılmak istendiğini unutmayalım.
Davutoğlu'nun da içinde bulunduğu "Bu üç yiğit ve güzel adamın" hedef haline getirmesinin elbette bilinen ve bilinmeyen daha birçok anlam ve sebepleri olabilir.
Ama adımız gibi bildiğimiz bir şey var ki, bu adam gibi adamlar milletimiz adına çıktıkları koşuda doğru yoldalar.
Onlar milletimizin gönlünde "savaş bittikten sonra bile koşan atlardır" İkiyüzlü komşuların, dost bildiğimiz düşmanların ne dedikleri çokta önemli değil.
Devam edecek…
Arif Altunbaş - Haber 7
arfltnbs@hotmail.com