Arif Altunbaş
Arif Altunbaş
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

İsrail'in çılgınlığı

GİRİŞ 10.11.2013 GÜNCELLEME 10.11.2013 YAZARLAR

Bir işgal devletinin rahatsızlığı içinde sürekli diken üzerinde diken üzerinde huzursuz. İşgal ettiği topraklarda  bir tehdit unsuru olarak ayakta kalabileceğine inanıyor. Bundan dolayı bölgedeki her olumlu gelişmeyi kendisine yönelen bir tehdit görüyor.

Zifiri karanlıkta bilmediği bir yolda yol alan yabancı bir insanın her an beklenmedik bir durumla karşılaşabileceği korku ve ürpertisi içinde parmakları üzerinde yürüyor.

Etrafında hareket eden her şeyden, kımıldayan bir ağaç dalından, ansızın kendisinden ürküp kaçan bir kuş sürüsünden, gecenin derinliğinde uluyan bir çakaldan, sessizliğin perdesini yırtan bir baykuşun sesinden tüyleri ürperiyor. Korkak, pür dikkat, çekingen ve ateş üzerinde tedirgin.

Her an saldırıya uğrayacağı endişesiyle hayatla ölüm arasındaki inişli çıkışlı gelgitleri yaşıyor. Bu psikoloji içinde hayatı kendine ve çevresine yaşanmaz hale getiriyor.

Bu korku içinde tüm Ortadoğu'yu tehdit ederek kendini ve içinde kabaran korku dalgalarını sakinleştirmeye çalışıyor. Korkutanların korkusuyla, her an vurulacağını zannıyla bir katil psikolojisiyle yaşamıyor gibi yaşıyor.

Bu karamsarlık içinde İsrail faşist bir devlet olarak ne kimseye rahat veriyor, ne de kendisi bir rahat yüzü görüyor. Dört yanı düşmanlarla kuşatılmış, korkudan gözleri dışa fırlamış, gözü dönmüş bir canavar gibi.

Zulmeden bir zalimin en büyük korkusu elbette kan kusturduğu, evini barkını tepesine yıktığı çoluğunu çocuğunu öldürdüğü, vatanından ve topraklarından zorla çıkarttığı mazlumlardır.

İsrail'in tüm rahatsızlığı şu anda işgal ettiği topraklardaki insanların dağlar gibi her gün biraz daha kabaran, çoğalan ve zapt edilemeyen mazlumların öfkesidir. Bu korku onu nereye gitse, her zaman adım adım gölge gibi takip ediyor.

Filistin'i işgal İran'ı tehdit etmesi, Sudanı, Tunus'u, Irak'ı, Suriye'yi bombalaması, Türkiye'ye gövde gösterisinde bulunması, komşu ülkelere aba altından sopa göstermesinin yegâne sebebi o çok güvendiği aşırı ve orantısız kullandığı gücüdür.

Onu çılgına çeviren, sık sık kayış attıran zorla işgal ettiği topraklardan bir gün mutlaka atılacağının korkusu. Sürekli o korkuyla yatıyor, o korkuyla kalkıyor. Kronik rahatsızlığının sebebi işgal ettiği topraklarda ve komşularına verdiği tehdit ve rahatsızlıkta yatıyor.

Güçle her şeyi halledebileceğine inanan ahmak bir anlayışın esaretidir kendisini huzursuz eden. Korkusu korkutuculuğa soyunmasından ve aşırı gücüne olan inancından ileri geliyor.

Kim korkutmayı kurtuluş yolu olarak görürse, o korku kendisinin de sonunu getirir. Kim zulmederse bir gün mutlaka, ama mutlaka yükselttiği o zulmün ehramlarının altında kalır. Zulmedenler yaptıkları zulüm ve döktükleri kan denizi içinde boğulurlar.

İsrail'i bekleyen son ve kader de bu. Gözünü döndüren de bu çılgınlığıdır.

Arif Altunbaş - Haber 7
arfltnbs@hotmail.com

YORUMLAR 1
  • Sabit Kal 12 yıl önce Şikayet Et
    Zaten geçem yüzyılın en büyük projesi, İsrail'li kurmak ve onu Müslüman ülkelerin başına bela ederek. kalkınmalarını, demokratlaşmalarını, normalleşmelerini, üretmelerini, çağdaşlaşmalarını, güçlenmelerini, birleşmelerini önlemek ve onları İsrail eliyle fiili tacız ve siyasetteki işbirlikçiler aracılığıyla dizayn ederek, geri kalmalarını ve bir Orta Çağ Ülkeleri görünümünü verdirmektir. Ondan sonra gelsin küçümsemeler, dalga geçmeler, İslam'ı bu yolla kötülemeler ve suçlamalar...Yahudileri çok iyi tanıyan Avrupa Ülkeleri, hem Avrupa'yı yüzlerce yıldır karıştıran, sömüren, ayrıştıran, mezhep savaşlarına sürükleyen, Dünya harplerine teşvik eden Yahudilerden kurtulmak, hem de ikinci en büyük düşmanları Müslümanların başına musallat ederek endüstriyel gelişmelerden mahrum etmek ve oyalamak için İsrail'in kurulmasına yardımcı olmuşlar, Siyon parasıylada Osmanlıyı yıktırmışlardır. Bu büyük bela Müslümanların büyük imtihanıdır. İnşaallah onlardan kurtulacağız.
    Cevapla