Avrupa Birliği çökerken…
Birliğinin içerdeki varoluş felsefesi Büyük Germen imparatorluğunu meydana projesidir. Kolonyalist, sömürgeci, işgalci düşman kardeşlerin bir ve birlik olma iradeleri değil. Diğer amacı da; Rusya ve Amerikan hegemonyasına karşı durabilmek için kurulan bir birlikteliktir.
Birinci dünya savaşından sonra oluşan Demir Çelik Birliği fikri Avrupalıların kendi zafiyetlerini ortadan kaldırmak için kurulan bir çıkar beraberliğidir.
Bu Birlik birçok evrensel değerlerin temelleri üzerine kurulmasına rağmen batılı egonun tatmin olmak bilmeyen doyumsuz iştahı karşısında kısa zamanda kendi içinde kokuşarak, kendini inkâr eden zavallı bir duruma düştü.
Kendi koydukları kurallara, ideallere, hedeflere aykırı hareket eden bu topluluk bir akıl tutulması yaşayarak, değer diye ortaya koyduğu tüm özelliklerini yitirdi. Başkaları için fedakârlığı, vefakârlığı, sadakati, dayanışmayı büyük ölçüde içine sindiremeyen bu topluluk menfaatlerin bittiği yerde bir gün mutlaka bitecek.
Demokrasiyi, özgürlüğü, bağımsızlığı, refah ve barışı sadece kendileri için isteyen Avrupanın Ortaçağ Avrupasından ne farkı var? İşte modern Batının, Batı Medeniyetinin, Avrupa Birliğinin çifte standarlı gerçek yüzü bu. İkiyüzlü tavırlarıyla, çifte ilkesiz politikalarıyla, kuzu postuna bürünmüş kılıklarıyla insanlığın yüzkarası bir kurtlar sürüsünden başka hiçbir şeye benzemiyor? Eskiden öyle idi ve şimdi de öyle… Batı cephesinde değişen bir şey yok.
Rusya Kırımı işgal etti de ne oldu?. Ukrayna'yı tehdit ediyor da ne olacak? Batının ortaya koyduğu tavır sadece göstermelik tehditler ve ucuz palavralar… Suriye karşısında ise dört yıldır hala taş gibi duyarsızlar. Mısırda ise imtihanı baştan kaybettiler. Afganistan ve Irakta kan için bir vampire dönüştüler.
Hani Demokrasi, insan Hakları, insanlık, insanlığın ortak kazanım ve değerleri nerede?
Batı medeniyeti temelinden çürüyüp yavaş yavaş çöküyor. Birçok batılı aydın bunun farkında… Bu çöküşü bas bas bağırıp haber veriyor. Ama duyan yok. Batı dünyasının büyük bir kısmı üç maymunu oynuyor. Görmüyorlar, duymuyorlar, hissetmiyorlar.
Ortaçağ Kilisenin ‘'Dünya dönmüyor'' iddiasına benzer Ortodoks bir inat bugünde Avrupalının genel karakteri olmuş. Avrupalı menfaatine ters düşerse Dünya dönse de dönmüyor, yanlışa doğru diyebiliyor.
Galileo'yu giyotine götüren zihniyet ona zorla dünya dönmüyor dedirtemedi. Kelleyi kurtarma pahasına haydi bakalım sizin dediğiniz olsun diyerek;''Ben dönmüyor desem de dünya dönüyor'' diyebildi.
İnkâr, yalan, iftira, işgal, sömürü, kan dökme girdabında kendi kendini bitiren Avrupa, bu gün İslam Âleminden daha fazla ‘‘ Dünya dönüyor'' diyecek Galileo'lara eskisinden daha çok muhtaç.
İki asırdır örnek almaya çalıştığımız Avrupa bütün değerleriyle bir çöküş ve tükenişi yaşarken, İslam ülkeleri de bir uyanış ve dirilişi yaşadıklarına şahit oluyoruz.
Bu gün Türkiyenin çektiği sancılar, ülkemizde oluşturulmak istenen kargaşalar, çıkarılmak istenen huzursuzluklar, batının inat ve ısrarla bize karşı koyduğu düşmanca tavır milletimizin varoluş kavgasında aldığı mesafenin açık ve net bir göstergesidir.
Raydan çıkarılmış Osmanlı Treni tekrar makas değiştirerek kendi rayına giriyor. Ekseninden kaydırılmış Türkiye Cumhuriyeti tekrar kendi eksenine doğru yaklaşıyor.
Batılıların ve batıcıların paniklemeleri ve panikatakları da bu yüzden değil mi?
Haber7.com
arfltnbs@hotmail.com