Arif Altunbaş
Arif Altunbaş
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Diktatör kim ve nerede?

GİRİŞ 06.06.2014 GÜNCELLEME 06.06.2014 YAZARLAR

Bütün erkleri ve siyasi yetkileri kendi tek elinde toplayan ve böylece devleti tek başına yöneten kişiye verilen sıfattır.

Diktatörlük; Yazılı ya da yazılı olmayan hukuki düzenlemeler veya başka faktörler tarafından sınırlanmamış bir liderliğin sultasındaki yönetimin adıdır.

Diktatör ve diktatörlük ilk önce MÖ 2. yüzyılında Romalılarda görülür ve Roma Cumhuriyetinde siyasi bir makamın adıdır.

Diktatörler hukuki olarak anayasalarında veya devlet içerisinde sınırsız bir yetkisi olan, otokraside mutlak üstünlüğü bulunan ve bu üstünlükleri tartışmaya bile açtırmayan baskıcı yöneticilerdir.

Diktatör kelimesi 20. Asırda dünya literatüründe en çok ve en sık olarak Hitler için kullanıldı. Misolini, Stalin, Mao, Kruşçev, Allende… gibi tüm komünist ve faşist liderler de diktatör idiler.

İslam ülkelerinde sömürgeci batılılar tarafından iktidara getirilen krallar, emirler, sultanlar ve darbelerle başa geçen taşeronların hepsi de diktatördür. İnsanlık düşmanı birçok yönetim tarzı gibi diktatörlük de İslam coğrafyasına batıdan gelen bir musibettir.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kolonyalist batılıların İslam coğrafyasından çekilirken geride bıraktıkları yöneticilerin her biri bir diktatör, rejimlerinin adı da her ne olursa olsa olsun hepsi diktatörlüktü. Çünkü batılılar sömürülerinin devamını bu rejim ve bu diktatörler vasıtasıyla sürdürdüler ve halen sürdürmekteler. Bu oyun tüm İslam âlemi ve az gelişmiş ülkelerde halen böyle devam ediyor.

Sömürgeciler işgal ettikleri ülkelerde emanetçi olarak bıraktıkları diktatörleri kendi halklarına karşı savaşmak, kendi menfaatlerini korumak için başa geçirip desteklediler ve halen de desteklemekteler.

Diktatörlerin rejimlerinin adı cumhuriyettir, demokratiktir, halkçıdır, sosyalisttir. Ama gerçekte hepsi bal gibi birer diktatörlüktür. Batılılar bunu bilirler. Bu konuya asla ilgilenmezler. İlgi alanları kimi kullanarak, nasıl ve ne kadar o ülkeyi sömürecekleridir.  

Onlarla en sıkı fıkı ilişki içinde bulunan, onlarla dost ve müttefik olan ve olmakta olan da yine bu makamları onlara hediye eden özgürlük ve demokrasi (!) havarisi iki yüzlü batılılardır.

Diktatörlüğün olduğu bir ülkede kimse diktatöre  ‘’diktatör, baş yalancı, baş çalan, boş bakan…’’  diyemez. Çünkü yasalar, yönetim ve denetim de dâhil olmak üzere her şey diktatörün iki dudağı arasındadır. Tıpkı; ’27 Mayıs Darbesinden sonra Menderese idam cezası veren Sıkıyönetim Savcısı Salim Başol’un bu idam kararıyla ilgili ;’’Sizi buraya koyan güç böyle istiyor’’ dediği gibi.

Hitlerin milyonlarca insanı katlettiği, tüm dünyaya savaş açtığı gibi. Şah’ın İran, Saddam'ın Irak, Esed'in Suriye, Kaddafi'nin Libya halkına yıllarca zulmettiği gibi…

Şimdi son bir yıldır R.T. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olacağını anlayınca, onu diktatörlükle suçlayan Kemal Kılıçdaroğlu'nun saçma iddiasına gelelim.

Erdoğan bir diktatör olsa idi, Anayasa Mahkemesi AK Parti'nin kapatılması için dava açabilir miydi?  AYM Başkanı bir diktatörün hilafına kararlar alır ve onu karşısına alabilirmiydi? Barolar Birliği Başkanı, devlet erkânı ve dünyanın gözü önünde Başbakana karşı çemkirebilir miydi?

Gezi eylemlerinde binlerce insan devletin ve milletin malına 300 milyon doları aşan bir zarar verebilir miydi? Devlete kafa tutar, başbakanlık ofisini işgal etmeye kalkabilir miydi? Polisimize ve vatandaşlarımıza saldırabilir ve günlerce ortalığı yakıp yıkabilir miydi?

17 Aralık ve 25 Aralık'ta oligarşik bürokrasi ve bu bürokrasinin içinde yuvalanan çeteler devlete kafa tutabilir miydi? Milli istihbaratımızı ve Emniyet güçlerimizi dünyanın gözü önünde madara etmeye çalışabilir miydi?

Hangi diktatör ve diktatörlükte bu eylemlere müsaade edilirdi? Bunları yapanlar sadece gaz ve su ile önlenmeye çalışırdı. Böyle bir parmakla gösterilecek bir devlet var mı dünyada?

Türkiyeyi karıştırmak için görev almış taşeronlara bu kadar özgürlük veren bir lider mi diktatör? Bu olaylar karşısında devlet refleksi ve hukuk içinde cevap veren ve karşı çıkan Tayyip Erdoğan mı diktatör?

Ülkede anarşi çıkaranları destekleyen, onların alnından öpen, her fırsatta onları haklı çıkaran Kılıçdaroğlu bir diktatörün ülkesinde olsa idi böyle konuşma ve davranma cesareti gösterebilirmiydi? 

Türkiye'ye son on yılda her alanda mesafe katettiren Başbakan Erdoğan mı diktatör?  Yoksa milletin diniyle, diliyle, ezanıyla, Kur’anıyla, camisi ve medresesiyle, kimlik ve kültürüyle savaşmaktan başka bir iş yapmamış CHP hükümetleri liderleri ve her fitnenin ve fitnecinin yanında, arkasında ve önünde yer alan Kılıçdaroğlu mu?

Kılıçdaroğlu bu ülkede diktatör arıyorsa, önce CHP’nin yüzkarası, defolu tarihini baştan sona iyice okuyup onunla yüzleşmelidir. O zaman orada istemediği kadar diktatörler ve diktatörlük görecektir.

Arif Altunbaş - Haber7

arfltnbs@hotmail.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL