İkiyüzlü bir barış, zoraki bir aşk
İktidarları döneminde devlet terörü estiren, halkın kendisi ve değerleriyle savaşan, çok partili döneme gelince girdiği her seçimde kaybetme şampiyonu olan CHP’nin kemal fakiri lideri Kılıçdaroğlu bu millet neden 1950’den sonra hep muhafazakâr partilere oy verdiğini hala anlamış görünmüyor. Halkımızın ısrarlı iradesine rağmen inatla bir yalanın ve yanlışın peşinde koşuyor.
Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve ortakları Cumhurbaşkanlığı seçiminde derme çatma, ve eğreti duran bir çatının altında toplanmışlar. Nefretten beslenen bir öfke ve kin peşinde anti Tayyip bir savaş sürdürüyorlar. Amaçları Türkiyeyi peşine takmış Erdoğan fırtınası durdurmak.
CHP kendi partisinden bir aday çıkarsaydı, MHP ve diğer teferruat partilerle de koolisyon yapsaydı mutlaka Ekmel Beyden daha fazla oy alırdı.
Bu gerçeği seçimi her halükarda kazanamayacaklarını anlayan bu iki lider zaten biliyorlar. Görünen köy kılavuz istemez. Mesele he iki partide seçim sonrası kopacak fırtınadır.
İster MHP’li, ister CHP’li birisi Cumhurbaşkanı adayı olsun. O şartlarda alacağı oy partisinin son seçimde aldığı toplam oydan fazla olacağı kesin. Bu oyun kendisine mal edileceği de malum. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetseler bile bu kişiler ilk kongrede büyük bir olasılıkla partilerinin Genel Başkan adayları olacak. Bu hal her iki parti lideri için de baş ağrıtıcı bir durum.
Kendi iç muhalefetlerine rağmen bu iki lider koltuklarını kimseye kaptırmaya niyetleri yok. Her Kongrede kendilerine rakip çıkan Genel Başkan adaylarının o veya bu şekilde parti liderleri tarafından yarış dışında bırakıldığı, hatta bazılarının daha kongre başlamadan yol kazasına uğratıldığı, ayak oyunlarıyla linç edildiği, koltuk ihtirasının ne boyutta ve şiddette olduğunun bir ülkede yaşıyoruz.
Ekmel Beyi ortak çatı adayı gösterdikten sonra her iki Lider de rahatlamış görünüyor. Bu durumda nasıl olsa ne Bahçeli ve MHP’si, ne Kılıçdaroğlu ve CHP’si seçimi kaybetmiş olmayacak. Ama koltuklarında sabit kalmalarına da garanti yok.
Seçim yarışını başlamadan kaybetmiş görünen İhsanoğlunun da bu umrunda bile değil. Çünkü seçimi esas kaybedecek olan Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana ülkemiz üzerinde her türlü dış baskı, vesayet ve kontrol mekanizması kurmaya çalışan başta İngiltere ile bölgedeki uzantıları Suudiler, körfez emirleri ve yerli-yabancı müttefikleri olacak.
Erdoğana karşı çıkarılan aday, onu meydana sürenler ve onun arkasında duranlar da, milletimizin karşısına dikilen yerli-yabancı güçler gibi bu seçimde milletimizin adayı Erdoğan karşısında kaybedecekler.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa halk kendi Cumhurbaşkanını seçecek. Cumhurun iradesi ile seçilen bir Cumhurbaşkanı devletin zirvesinde oturacak. İşte bu, istiklal savaşından sonra bile diktatörlere, darbecilere, vesayetçilere ve batının taşeronlarına karşı istiklal mücadelesi veren halkımızın bağımsızlığı ve özgürlüğünün zaferi olacak.
Bu seçim her yönüyle Türkiyenin ve halkımızın kurtuluş savaşının bir devamı niteliğinde. Bu seçimde yine millet kazanacak, Türkiye kazanacak. Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar, Ortaysa ve dünyadaki kardeş ve dostlarımız kazanacak.
Kolonyalist işgalci, sömürgeci batılıların ve onların yerli temsilcileri ve uşaklarının korkulu rüyası bütün kalelerinin ve kulelerinin tamamen milletimizin eline geçmesidir.
Çatı aday ile denenen ikiyüzlü bir barış ve zoraki bir aşk bile bu hezimeti önleyemeyecektir.
Arif Altunbaş, Haber7. Com
Facebook; arifaltunbas @hotmail.com
Twitter @arfaltunbas