Altıntaşta devlet ve millet buluşması
Akşam kızıllığı çökmeye başlayınca her evde tatlı bir telaş, koşuşturma başlar.
Güneş dünyamıza göz kırpmadan herkesin evinden farklı bir lezzetin kokusu gelir yayılır sokaklara. Haneler iftarla Sahur arası yeni bir hayata başlar. Kendiliğinden kıpır kıpır kaynayan evlerde çocukların, yaşlıların, oruçlu olanların aklı merak ve heyecanla mutfaktan gelen nefis kokulara odaklanır. Anadolu kadının maharetli elleriyle Orucun mükafatı hazırlanır. Anadolu insanı sofrasında bir Zeytin veya Hurma, bir lokma ekmek, bir yudum su da olsa bunlara şükrederek büyümüştür. Azı çok sayar, yok’u var sayar. Varlığı ve yokluğu kulluğunun imtihanı olarak bilir.imtihanı ise bir nimet olarak.
İnsanımız şükrü katık ederek büyümüştür. ‘’Yemeğin, azığın iyisini kötüsünü olmaz’’ der. Hele hele lokmasını yoksullarla, misafirlerle paylaşmazsa zaten karnı doymaz.
Gönülleri geniş mi geniş, sıcak mı sıcak güzel insanların olduğu Kütahya/ Altıntaşta bir Ramazan günü fakir zengin ayırt etmeden aynı mekanda topluca iftar etmek bambaşka bir mutluluk ve bambaşka bir duygudur.
Başta devleti temsilen Kütahya Valisi Sn. Şerif Yılmazın, Sn. Jandarma Komutanı, Sn.Emniyet Müdürü ve ilçe resmi görevlilerinin protokolsüz ve sivil kıyafetlerle halkımızla birlikte, aynı sofrada, halktan birileri gibi birlikte iftar etmeleri, Teravih namazına gitmeleri seksen yıldır bu milletin özlediği ve beklediği bir manzaradır.
Yıllarca kendi devleti tarafından korkutulmuş, sindirilmiş ve hor görülmüş bir milletin evlatları şimdi devletiyle barışıp bir araya gelmesi, bütünleşmesi, devlet ve millet kaynaşması Altıntaştaki iftarı en anlamlı kılan bir özellik olmuştur.
Düşmanlarımızı çatlatırcasına Devlet ve milletin el ele, kol kola bir ve beraber olması bu iftarın manevi güzelliğine ve ruhuna daha farklı bir anlam katmıştır.
Artık Milletimiz kendilerine tepeden bakan yöneticileri değil, devlet babanın şefkat ve koruyucu kollarıyla kendilerini kucaklayan yöneticilerini kendi aralarında görmesi onları olağan üstü mutlu ettiğine şahit olduk. O mutluluk ve sevinç halkın parıldayan gözlerinden okunuyordu.
Kütahya Valisine halkın gösterdiği sevgi, saygı ve sıcak ilgi devlet ve milletin, kucaklaştığını, beklenen ve özlenen mutlu bir Türkiye manzarasının ortaya koyuyordu.
1963 yılında Tatarocağı köyü ilkokulda Oruç tuttuğumuz için sınıf arkadaşlarımla birlikte,İlkokul Müdürümüz tarafından dövüldüğümüzü bilirim. O anı hatırlayınca avuçlarımın içinde şaklayan sopasının hala sesini duyar, morarmış sızlayan parmaklarımın acısını yüreğimde hissederim. İnci taneleri gibi gözlerimizden dökülen yaşların masumiyetine inanırım.
Aradan elli yıl geçmesine rağmen daha çocuk yaşımda Orucumun zorla bozdurulduğunu ve Oruç tuttuğum için cezalandırıldığımı unutamadım. Ve neden dövüldüğümün ve hakarete uğradığımın haklılığını hala bana kimse izah edemez..
Şimdi bir valimizin Halkımızla iç içe, sarmaş dolaş iftar açmasını, kahvede çay içip memleket meselelerini konuşmasını, ezan okununca da ‘’Haydin birlikte namazımızı kılalım ve namazdan sonra kaldığımız yerden yine sohbetimize devam ederiz’’ diye vatandaşları Teravih Namazına davet etmesini görünce Türkiyenin nerelerden nerelere geldiğini daha iyi anlıyorum.
Türkiye birçok zorlukları aşmaya devam ediyor. Türkiye emin adımlarla büyüyor, gelişiyor, ilerliyor milleti ve devletiyle ‘’Büyük Türkiye’’ oluyor. Ne yazık ki bunu hazmedemeyen yerli münafıklar da hasetlik, fesatlık ve kahırlarından dolayı perişan oluyorlar.
Bir vatandaş ve bu ülkenin aydını olarak bütün bunlara layık olmasak da Ya Rabbi şükürler Sana, şükürler verdiğin nimetlere demekten kendimi alamıyorum.
Arif Altunbaş, Haber7. Com
Facebook; arifaltunbas @hotmail.com
Twitter @arfaltunbas