Arif Altunbaş
Arif Altunbaş
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Ortadoğu'da isyan çiçekleri

GİRİŞ 03.04.2015 GÜNCELLEME 05.04.2015 YAZARLAR

Bir asır öncesi batılılar tarafından Pariste, Londrada cetvelle çizilen dar sınırlara bu bölge sığmıyor. Batı’nın belirlediği sömürge ve yarı sömürge yönetimlere bölge insanı başkaldırıyor.
Ortadoğudaki siyasi, ekonomik ve toplumsal olaylara bakıldığında bu coğrafya dışarıdan belirlenen, yönlendirilen ve kontrol edilen bütün yapıları reddediyor. 

Bölgenin yenilenme ve değişim dinamiği Batılılarca (Mısır da olduğu gibi) gizli veya açık müdahalelerle önlenmeye, kendi vesayeti altındaki eski düzen sürdürülmeye çalışıyor.

Batı değişim isteyen hareketlere saldırdıkça bölgede reaksiyoner ve radikal hareketler çoğalıyor. IŞİD, Ahrar'uş-Şam, Cund'ul-Aksa, Ceyş'ul-Sunne, Liva'el-Hak, Ecnad'uş'Şam, Feylak'uş-Şam ve Cebhet'un-Nusra gibi değişik islami hareketlerin ortaya çıktığı gibi…

Batı ve bölgedeki müttefikleri bölgede istikrarı sağlama adına bu gurupların hakim oldukları bölgelere tonlarca bomba yağdırdıkça istikrarsızlık ve kaos bölgenin yegane istikrarı (!) haline geliyor. 
Sömürgeciliğinin ve kontrolündeki vesayet altında tuttuğu rejimlerin devamı sağlamak için de batılılar bölgede asla bir huzur ve istikrar istemiyor. 

Batı sisteminin patronları, bölgede alışageldikleri usul, tarz ve yollarla, eski politikalarını kan, kin, nefret, şiddet ve baskı ile sürdürüyorlar. 

Savaş, işgal ve şiddet politikalarında kullandıkları araçlar mezhepçilik, etnik ayrımcılık ve bunları kışkırtan, destekleyen, alevlendiren eski dünya sisteminin emperyalist politikalarının aynen devamı niteliğinde.
Irakı Saddam Hüseyinin belasından, Afganistanı Talibanın zulmünden kurtarmak için bu ülkeleri işgal eden Amerika ve yandaşları Iraka Saddamdan, Afganistana Talibandan kat kat daha fazla zulüm etmiş, bu iki ülkede taş taş üstüne bırakmamıştır.

Bugün Suriyede, Yemende, Libyada görünen manzara da Irak ve Afganistandan farklı görünmüyor. Buralarda savaşanlar Müslümanlar, savaştıranlar ise yine batılılardan başkası değil.
Suriye, Bahreyn, Yemen gibi mezhep kökenli çatışma bölgelerinde kuklacıların bir tarafı batılılar,  diğer tarafı da ne yazık ki İRAN’dır. Mezhebi temeller üzerinde inşa edilen bu devletin iç ve dış politikaları da kendi mezhep anlayışları ve çıkarları doğrultusunda dizayn edilmiş durumda. 

Bu da Ortadoğudaki mezhep çatışmalarını ve gerginliğini batılıların arzu ettiği yönde tetikliyor. Emperyalist batıya karşı gelişen nefret ve başkaldırı zaman zaman İran ve müttefiklerine yönelerek güç kaybı ve zafiyete uğraması batının işine geliyor.

İranın bölgede Şii birliği ve Safevi yayımacılığı peşinde inat ve israrla direnmesi bölgede farklı eğilimleri ve aktörleri otomatik olarak devreye sokuyor. Arapların bir ordu çatısı altında Arap gücünü kurulmaları gibi…
Müslüman İranla Müslüman Arapların çatışmasından kim yarar görecek? Elbette Amarika ve Avrupalılar. Neticede Husiler ve diğer Yemenliler birbirlerini katlettiğiyle kalacaklar.

Enerji yolları üzerindeki Hürmüz boğazından sonra Aden körfezinde de etkin olmaya çalışan İranın emperyal emelleri ve ABD emperyalizminin çıkar çatışması Ortadoğunun isyan çiçeklerini soldurmaya yönelik bir savaş. 
Katırlar tepişirken ne yazık ki her zaman olduğu gibi çiçekler ayaklar altında eziliyor.

Arif Altınbaş /Haber7
Facebook; arifaltunbas@hotmail.com
Twitter @arfaltunbas

YORUMLAR 1
  • hasanbayram 10 yıl önce Şikayet Et
    işid islami bir hareket mi.
    Cevapla