Arif Altunbaş
Arif Altunbaş
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Rusya Nato çekişmesi ve Türkiye

GİRİŞ 19.06.2015 GÜNCELLEME 20.06.2015 YAZARLAR

2. Dünya savaşının yıkıntıları üzerinde Yalta ve Maltada bir araya gelen Kuruşçev ve  Churchil dünyayı aralarında kapitalist ve Kominist blok olarak paylaştılar. Dünya iki zıt ve düşman kutuplu bir savaş alanına dönüştürüldü.

Her iki blokta bir gerilim ve düşmanlık politikasıyla zayıf ve mazlum devletlere birbirlerini en tehlikeli düşman olarak göstererek kendi etraflarında topladılar. Korku imparatorluğu politikasıyla oluşturdukları bloklara dahil olması için milletleri siyasi, askeri, ekonomik kıskaç altına aldılar. ‘’Tarafsız kalan bertaraf olur’’ mantığıyla adeta onları kendilerine mecbur ettiler.

Sömürmekten, çalmaktan doymadılar uzaya hakim olma yarışını başlattılar. Aralarında uzayı parselleme yarışına giriştiler.

Sovyetler Birliği (Rusya) her ne kadar Kominist- Sosyalist bir yönetime sahip olsa da, o da Kapitalist blokun başını çeken Amerika, Fransa, İngiltere gibi ve kadar sömürgeci, işgalci, darbeci ve ikiyüzlü bir politika ile zayıf milletleri on yıllarca esaret altında sömürdüler. Değişik oyun ve manevralarla bu çark hala devam ediyor.

İster Kapitalist,  isterse Kominist blok olsun! Her ikisi de batı medeniyetinin uzantısı, fikir ve düşünce temelleri üzerinde yükselen ve ruhunu antik yunan ve Roma medeniyetinden almış 20. Asrın iki vahşi yönetim anlayışları idi.

İkisi de insanı köleleştirdiği ve sürekli nefret üreten eli kanlı rejimler olduğu için Kominizm kendi hayal ve ütopyalarıyla birlikte ansızın çöktü. Kapitalizm tükenmez iştahı, hırsı ve egosuyla dünyanın her yerinde can çekişiyor.

İki sistemin yönetim anlayışı da insanlığa mutluluk getirmedi, dünyada barış ve kardeşlik, bölüşme ve paylaşma anlayışını yerleştiremedi.

Şimdi bu iki başlı dünya yeniden sahneye çıkarılarak yeni bir gerilim politikasıyla kendileri için alan açma, blok oluşturma denemelerine başladılar.

Artık Rusya ABD ve AB‘ a muhtaç olan eski Rusya değil. Varşova Paktı yok ama, Shangay Birliği, Rusya Federasyonu gibi değişik yapılanmalarla en az Varşova paktı kadar güçlü ve Kapitalist dünyaya karşı kafa tutabilir bir güç ve pozisyonda. Ne yapacaklarını, ne zaman, kiminle, nasıl oyun oynayacaklarını da iyi biliyorlar.

ABD’ nin ve AB’ ın kışkırtmaları bir nevi Rusyanın şımarık, işgalci politikalarının ekmeğine yağ sürüyor. Yükselen Rus milliyetçiliği Putin ve Medvedev’in politikalarını kolaylaştırıyor.

Kırım ve Ukrayna’ nın işgalinden sonra Batı dünyası Rusya yeni çarlarının ne yapmak istediklerini daha net ve iyi olarak anladı. Devletler olarak birer birer kendilerini değil NATO’ yu devreye sokarak, Rusyayı NATO ile durdurmak ve yola getirmek istiyorlar. Putinin boyun eğmez ve dik başlılığı aralarındaki krizi iyice derinleştiriyor.

Rusya'nın bölgedeki hâkimiyet mücadelesine karşı ABD’nin Litvanya, Letonya ve Estonya’nın da aralarında bulunduğu bazı NATO üyesi Doğu Avrupa ülkelerine orta menzilli füze yerleştirme ve askeri teçhizatla donatmak istemesi Moskova’yı harekete geçirdi.

Her iki tarafta soğuk savaş dönemlerine doğru hızla ilerliyor. Putinin, nükleer başlık taşıyan 40 kıtalararası askeri füzeyi envanterlerine eklemesi, NATO’ un Rusya ile tüm irtibatını kesmesine yetti. Kriz derinleşiyor.

Putin Moskovada yaptığı bir konuşmada, “Bu füzelerin tamamı Batı’nın geliştirmekte olduğu füze kalkanını yüzde 100 delme özelliğine sahip’’ olduğunu iddia ediyor. ‘’Rusya silahlanma yarışına girmek niyetinde değil’’ diye de ekliyor. ‘’Ancak elimizdeki silahları 2020 yılında yüzde 70 oranında yenilemeyi amaçlıyoruz. Belirlediğimiz bu hedef ülkemizin güvenliği için yerine getirilecek…” demeci üzerine,  NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Putin’in demeci bir süredir Rusya’nın sergilediği tavır ve davranışları destekliyor. Rusya’nın genel olarak savunmaya, özel olarak da nükleer kapasitesine yatırım yaptığını görüyoruz” diyor.

Soğuk savaşın ayak sesleri kıyılarımıza vurmaya başlandı. On üç yıldır süren AK Parti iktidarlarının istikrar, güven, kalkınma hamlesinden sonra Türkiye bir duraklama dönemine sokulmak ve engellenmek isteniyor. Uluslararası dış güçlerin ve onların ülkemizdeki bazı uzantıları da birlikte tam da bu işi başarmak için çalışıyor.

Her hususta hızlıca toparlanıp kendimize gelmek, kendi ayaklarımız üzerinde duran bir ülke olmak zorunda olduğumuz bir daha önem arzediyor. Yoksa iki başlı dünya arasına yine sıkışıp kalır ve ‘’taraf olmazsan bertaraf olursun’’ rüzgarına kapılarak kuru bir yaprak gibi düşmanlarımız ve rakiplerimizin elinde ve önünde bir oyana bir buyana savrulur dururuz…

Zaman uyanık olma, güçlü olma ve birleşip dayanışma zamanıdır.

Arif Altunbaş /Haber7
Facebook; arifaltunbas@hotmail.com
Twitter @arfaltunbas

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL