Barış iradesi kimin elinde?
Türkiye gibi birçok İslam ülkesinde Müslümanlar, ümmet olma iradelerini yerinde ve zamanında kullanamamalarının faturasını ağır bir şekilde ödüyorlar. İslam medeniyetini yeniden inşa ve ihya etme mücadelesi iki asırdır ağır aksakta olsa Batı medeniyetine teslim olmuş iradeye karşı devam ediyor.
Batı'nın onayı ve desteğini alarak, mevcut dünya sistemi içinde kalkınıp uluslararası bir güç olmak, devletler oyununa güdümlü bir oyuncu olarak katılmak İslam dünyasına esaretten başka bir şey kazandırmayacak.
Böyle bir anlayış o milleti kendisi olmaktan uzaklaştıracak, Dünya sisteminin bir alt birimi, tamamlayıcı bir unsuru haline getirecek. İslam milletini sömürgeleştiren Batıcı modernleşme projeleri, onların siyasal uzantıları, Batıcıların doğurduğu sorunlar yine Batıcı karşı siyasal projelerle, yerel ve genel ölçekte çözülemeyecektir.
İslam toprakları Amerika'dan Çin'e, İsrail'den Rusya'ya, İngiltere'den Fransa'ya ve Almanya'ya kadar faklı stratejik hesapların çatıştığı, kesiştiği bir coğrafya ve savaş alanıdır. Bu coğrafyada Kürtler; Türkiye, İran, Irak ve Suriye'ye dağılan demografik bir yapıya sahiptirler. Türkiye'ye politik anlaşmazlık olarak yansıyan PKK sorununun arka planında böylesi bir devletler oyununu vardır.
İslam milletinin problemlerine yaklaşırken iki temel mesele göz önünde bulundurulmalıdır. Birincisi; Türkiye'nin de içinde bulunduğu İslam ülkelerinin öncelikli meselesi olarak açığa çıkan Kürt sorunu, Suriye sorunu, Filistin sorunu; İslam milletini oluşturan unsurlar mı yoksa bölge dışı güçler olan Amerika ve müttefiki Batılı devletler, Çin ve Rusya mı çözecek ve dizayn edecek?
İkincisi; Türkiye'deki medeniyet sorununun, yine buna bağlı olarak Kürt sorununun çözümünü, seküler Batıcı gelecek tasavvuru mu belirleyecek, yoksa Kur’an-ı Kerim, Sünnet-i Seniyye gibi temel referansların belirlediği Müslümanların gelecek tahayyülü mü belirleyecek?
“İslam ülkelerini, Asya’nın, Afrika’nın ve Ortadoğu'nun yeni dizaynında kim belirleyici rol oynayacak?” sorusu doğu batı, Müslüman Hıristiyan çatışma noktasının ana omurgasını oluşturuyor.
Uluslararası boyut kazanmış ve iç sorun olarak kendini dayatan sorunların, İslam milleti adına ve İslami kaynaklar referans alınarak mı çözüleceği yoksa bir Batı projesi olarak Batıcı kadroların sekilerleştirici vizyonu mu belirleyecek asıl kavga burada yatmaktadır.
Bu kavga; Kürtlerin, Arapların, Türklerin sadece siyasal geleceği değil, varoluş şartları da dâhil yeniden inşa ve dizayn edilme kavgasıdır. Yeni düzen, İslam medeniyeti mi olacak yoksa bir başka Batıcı sömürge sistemi mi? Türkiye’ye bir iç sorun olarak yansıyan Kürt sorununun, sığınmacı ya da Suriye sorununun nasıl ve hangi irade ile çözüleceği sorusuna verilecek cevaplar çatışmanın mahiyetini de, çözümünü de, geleceğini de, neticesini de net olarak belirleyecek.
Bu problem İslami kavramlarla tanımlanarak dile getirilmedikçe, doğru hedefler belirlenip doğru tasavvurlar üretilmedikçe, bu kaostan çıkış, ne İslam ülkeleri genelinde, ne de Türkiye içinde mümkün görünmüyor.
Kürt meselesinin yıllarca bitmemesi ve bitirilememesinin de altında bu sorunu çözme iradesinin kime ait olduğu yatıyor. Kürt sorununda çözüm iradesi sadece hükümet, PKK, devlet (sivil asker bürokrasi), HDP gibi sahnede görünen aktörlere ait değil. Kürt sorunun çözüm iradesi, gerçekte İslam ümmetine ait bir sorundur. Gerçek ve kalıcı bir çözüm ve barışta bu iradenin vereceği karara bağlıdır.
Tüm İslam ülkelerindeki kavgaların, savaşların sona ermesi de bu iradenin sahneye çıkması ve duruma el koymasına bağlıdır. Batılıların ve batıcıların Müslümanlar arasındaki sorunlara getireceği hiçbir çözüm yoktur. Onlardan bunu beklemekte safdillilik olur.
Facebook; arifaltunbas@hotmail.com
Twitter @arfaltunbas
-
Mehmet 10 yıl önce Şikayet EtAllah razı olsun kardeşim çok doğru ve gerçekleri haykıran bir yazı idi...Beğen
-
anti satan 10 yıl önce Şikayet Etbarış iradesi halkın elindede kimse halka bırakmıyor.ırkçılığın elinde ve ırkçıların eline bırakılırsa hiçbir zaman barış olmaz.Beğen