Ortadoğu'da sınırları belirleniyor
Sykes Picot (1916) anlaşmasıyla kurulan bu yeni aşiret devletlerin sınırları batı başkentlerinde kolonyalistlerce belirlendi. Yuvarlak masalarda cetvelle çizilen bu sınırlar içine birer kukla devlet kurularak başlarına da kimlerin getirileceği bu anlaşma sonrası belirlendi.
Yıllardır savaşın tesiriyle yakılan ve yıkılan Suriye ve Irak’ın varlığı fiilen tartışmalı hale geldi. Sykes-Picot anlaşması körfez savaşı, Irak’ın ABD tarafından işgal edildikten sonra filen bitirmişti. Şimdi kartlar yeniden karılmaya, sınırlar yeniden çizilmeye başlandı. Ortada paylaşılması gereken büyük petrol ve gaz rezervleri ile enerji yolları var.
Bu yüzden Doğu Akdeniz bugün batılı devletler ve Rusların savaş gemileri ve uçakları ile doldu. Akbabalar sallantıdaki bu iki devletin yıkılması ve parçalanması sonrası kendilerine ne kadar bir pay düşecek diye leş kargaları gibi Doğu Akdenizde bekleşip duruyorlar.
Birinci Dünya savaşı sonrası İngiliz ve Fransızların kendi aralarında anlaşarak ortaya koydukları paylaşım modeli modern sömürgecilik ve işgalinde başlangıcı niteliğindeydi. Bu anlaşmadan 100 yüz yıl sonra milletler uyandı. Kendilerini sırtlarından hançerleyen ve omuzlarında taşıdıkları bu kibirli yabancılarla ve onların yerli kuklaları ve taşeronlarıyla hesaplaşmaya başladı.
Arap Baharı, Irak’ın işgali ve Suriye’nin bu hali bu hesaplaşmanın savaş alanıdır. Kolonyalistler işgalciliklerinden ve ‘’aslan paylarından’’ asla vazgeçmek niyetinde değiller. Bu ülkelerdeki kukla yönetimler vasıtasıyla sömürü ve işgallerini de sürdürebildikleri kadar sürdürmenin peşindeler.
Uyanan, kendi kimlik ve kişiliklerine kavuşmak isteyen halkların ortaya koyduğu isyan ve direniş farklı isim ve cephelerde işgalcilere, kuklalarına ve taşeronlarına karşı sürüyor. Bu direniş hareketleri çeşitli bahaneler, yalanlar, iftiralar ve yakıştırmalarla önlenmeye, durdurulmaya, bitirilmeye çalışılsa da bitirilemiyor veya bitirilmek istenmiyor.
Ortadoğuda cereyan eden bu savaşların arkasında bir yanda ABD, NATO ve onların müttefikleri olan devletler var. Öte yanda Rusya, Çin, İran ve taraftarları var. Verilen bir sınır savaşı, bir sınıf savaşı değil, Ortadoğuya, dolayısıyla petrol ve doğal gaz kaynaklarına, enerji koridorlarına hakim olma savaşıdır.
ABD’ nin, İngilizin, Fransızın, Rusya’nın Irakta ve Suriyede ne işleri var demeyin? Artık bölgede iki blok var. Rusya, Çin, İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Hizbulah ile ABD ve batılı müttefikleri. Kuzey ırak yönetiminde Barzani batı blokunda, Talabani Rus blokunda yer alıyor.
PKK-PYD’ nin silahlarını batılılar veriyor. Onların gönülleri ve gözleri Rusya ve İran tarafında. Uzun sürdüremeyecekleri bir ikilem ve çifte standar içindeler. Var olma yok olma gelgitlerinin sarmalında yanlış üstüne yanlış yaparak kendi topuklarına sıkıyor, kendi sonlarını hazırlıyor, kendi mezarlarını kazıyorlar.
Irakta da, Suriye’de de devlet yönetimi ve iradesi, devlet politikaları ve stratejileri o ülke halklarının kendi iradeleriyle seçtikleri yöneticilerin elinde değil. Bilakis, oyunu yerli uşaklar ve figüranlar ile bu iki ülkedeki Rusya ve ABD yanlısı kuklalar oynuyor.
Her yerde zarar gören müslümanlar, yakılan ve yıkılan müslümanların yurtları, zarar gören bizim insanımız ve ülkelerimiz. Bu gidişle yine kazanan işgalci İsrail, katil ABD, ikiyüzlü AB ve saldırgan Rusya olacak gibi…
Müslümanlar aklını başına almaz, İslam ve Tevhid bayrağı altında toplanmaz, birlik ve beraberlik olmazsa ümmetin bu sefaleti gelecek nesillere kötü ve acı bir miras olarak devredilecektir.
Arif Altunbaş - Haber7
Facebook; arifaltunbas@hotmail.com
Twitter @arfaltunba