Gül tartışmadan rahatsız
DAKKA
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, yüksek bir enerji ve heyecanla başladığı Güney Asya gezisinin Bangladeş durağına geldiğimizde, keyfi kaçmıştı.
Geziye başlarken iç politikayla ilgili verdiği kritik mesajlar, çığ gibi büyüyerek bir medya kasırgasına dönüştü. Ne demişti Gül? Bir yandan “Sakin bu Meclis’i küçümsemeyin. Temsil oranı çok yüksek” dedi; diğer yandan, “Ancak maalesef artik sil baştan yeni bir anayasa için fırsat kaçtı. Ancak parça parça ne yapılır, o gruplara kalmış. Gönül isterdi ki, Meclis ta başından bu işi yapsaydı...”
Gül’ün haklılığı konusunda şüphe var mı? Meclis tabii ki Anayasa’da bazı değişiklikler yapabilir. Ama partilerin kafa kafaya verip hazırlayacakları “yepyeni” bir anayasa için ne siyasi atmosfer, ne de zaman müsait.
Buraya kadar tamam. Ancak Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarına önce Ak Parti’ye yakın birkaç isimden tepki geldi; ardından olay merkez medyada dev bir Çankaya-hükümet kavgası olarak yorumlandı. İş burada da bitmedi. Gördüğüm kadarıyla Gül, kendi geldiği siyasi geleneği ve siyasi ilkelerini inkâr etmemekle birlikte, partiler üstü kalmak için büyük çaba harcıyor. Bu yüzden, tam da bir ombudsmanın yapması gerektiği gibi, kavgacı siyasilere üslup ve sükûnet uyarısında bulunmaktan çekinmiyor.
Bunu yaparken de kamuoyu yoklamalarında zaten yüksek olan popülaritesi artıyor. Fakat Cumhurbaşkanı’nın sükûnet uyarısına yine kamuoyunda “hükümete yakın” diye algılanan 4 yazardan “Ahmet Necdet Sezer’e benzemeye başladı” yorumu geldi.
Bunlar kuşkusuz Cumhurbaşkanı’nın keyfini kaçırdı. Ancak sanmayın ki Abdullah Gül, medyada sanıldığı gibi bu yorumların Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından teşvik edildiği düşüncesinde. Tam tersine. İki politikacıyı tanımayanlar, aralarındaki hukuku çözemeyenler ya da kraldan kralcı davranmak isteyenler bu günlerde ciddi bir “gaz verme” çabasında...
Bu yüzden gezideki her demeç, yeni bir “çatlak”, her açıklama yeni bir “bomba” gibi aktarılıyor.
Hindistan ve Bangladeş’te geçen hafta boyunca Cumhurbaşkanı’nı en rahatsız eden, anayasa açıklamalarının ardında Çankaya hesapları olduğu yorumuydu.
Gerçek şu ki Gül ve Erdoğan arasında çok özel bir hukuk var. Kimsenin çözemediği sessiz bir dil bu. Unutulmasın ki çatışma ya da pazarlık kavramlarını reddeden farklı bir düsturdan geliyorlar. Bakınız 2007 Çankaya seçimleri.Bu yüzden 2012 meselesi de sanıldığı gibi kavgayla değil, bu sessiz diyalog çerçevesinde aşılacaktır.
Yazının devamına bu linkten ulaşabilirsiniz
Aslı AYDINTAŞBAŞ / Milliyet
-
Fatih Aydemir 15 yıl önce Şikayet Etsöz bizde.... Sayın Aslı Aydıntaşbaş yazınız anladığım kadarı ile sayın gül ve erdoğan arasında gerilim varmış gibi bir süs veriliyor fakat öyle birşeyin olmadığını belirtmeye çalışmışsınız. Fakat benim anlamadığım şey şu bu "sessiz diyalog" diye ima ettiğiniz şeyden kasıt nedir onu anlamadım. Bilgilendirirseniz memnun olurum. İlginize.Beğen