Şaşırtan hanımağalarımız da var Dikkat!
Şahsen yaşanılan durumlara en güzeli de şahitlik etmeniz oluyor. Gerçek o ya birebir de gözünüzle gördüğünüzde tam manasıyla etkileniyorsunuz. Belki de yerinde inceleme yapsanız çok daha fazla etkileneceksiniz.
Uzun yıllar şehir hayatının yoğun iş temposu içinde boğularak geçirdiği zaman dilimlerini bir kayıp olarak görmese de, bir yemekte dinlediklerim sonrasın da izlediklerim beni sadece şaşırtmakla kalmadı, olanlara hayran olmamı da sağladı. Sıradaki atalardan kalma topraklara nasıl sahip çıkılabilineceğini en iyi anlatan güzel örneklerden.
Adıyaman’ın Besni ilçesinde ailesi siyasetle uzun yıllar iç içe girmiş bir ailenin kızı Firdevs Hanım. Keskin aldığı kararlar sonucunda, ardında soruları yanıtsız bırakarak sadece önüne ve yapacaklarını gerçekleştirmek için kendine zaman ayırmış. Kendini büyüdüğü topraklara adamış biri.
Köylünün bildiği, tanıdığı Firdevs Ağası yani. Şehirden kopup, köye yatırımı sonrasında kendindeki tüm özelliklerini büyük sessizliğini içine gömüp hala gizlemeyi tercih edenlerden.
3 bin dönümlük tarlada kavun, karpuz ve fıstık yetiştiriyor. Tarlada çalışanını bizzat kendi seçiyor, kazandığı parasını ailesi için mi harcıyor, neler yapıyor diye de kontrol edip duruyor. Böyle nadir düşünceye sahip bir hanımağa işte.
Farklılığı içinde bugüne değin biriktirmişlikleri tek tek uyguluyor. Eğitimini hergün yeni bir işle birleştiren Firdevs Hanım, şehirden köye dönüşte oldukça iyi bir örnek. Yalın bir yaşam sergiliyor uzaktan uzağa. Kurduğu dünyasından, hayallerinden çok fazla beklentisi olmadan, sadece etrafına, çevresine yararlı olayım düşüncesi hakim. Böyle yaşamayı seviyor. Bunu prensipleri arasına almış eskinin iş kadını şimdinin gerçek bir hanımağası.
“Sağlıklı bir yaşam ve sıhhatli düşüncelerle projeler oluşturmak, yep yeni bir gün için sürekli kendini besleyen bir hale bürünmek” diyor. Çok haklı. Zor seçimler ama yaptığı işlerden memnuniyetle sıyrılıp çok çabuk başarıyı kucaklamış.
Her telefonda görüşmemizde bana; ”yeni birşey öğreniyorum” diyor. Mutluluğu titreyen sesinden anlayabiliyorum. “Bugün böyleyiz yarın çok farklı olabiliriz, yeter ki isteyelim” diyor.
Bağı bahçeyi oldum olası severim dediği her cümlesi kazınmış beynime. Ses rengi, yüzündeki yorgun ifadeyi silebiliyor. Kendini çiftliğine, köyüne tam manasıyla adamış bir çehre.
Heyecan duyduğu memleketinin topraklarında vakit geçirmek, çevresindekilere huzur enerjisini eline aldığı çapanla göstermek onun için yeterli.
Rahmetli babasının yaşayıp keşke görebilseydi dediği işleri, şimdilerde anarak geçirdiği zamanda siyasetle ilgisinin pek fazla olmayışı hep frenlemiş hanımağayı. Hatta bir adımda geride tutmuş. Yani kendime hiç yakın bulmadığım şey siyaset demekle yetiniyor.
Tırnaklarının içine kadar işleyen toprak kokusu ve üzerine giydiği şalvarı ile tam çayır çiğmen arasında kendisini, yaşam düşüncelerini değiştirmiş bir idealist.
9 Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, İngiltere'de de eğitim görmüş. 2006 yılından bu yana Adıyaman’ın Besni ilçesinde pamuk, nohut, mercimek, kavun, fıstık ve karpuz yetiştiriyor yetiştirmesine de geçindirdiği aile sayısı, etrafında mutlu ettiği insan sayısına eş değer.
Şimdi gelin de gördüklerinize, şahit olduklarınıza şaşırmayın. İyi niyetlerle çıkılan bu uzun yolculuk serüveni, radikal kararlara bağlanmış. Şimdi soruyorum kaçımız bizim bazen üstümüze gelen bu şehirden kaçıp yaşantısını köylere adar?, Kaçımız geçimini temin ederek, didinip duran çiftçiler ile ilgilenir ya da kaçımız eninde sonunda emekliliğimi bir köyde geçireceğim banana der?
Aramızda cesur yürekler, gözü şehir yaşantısına doymuş olanlar içinse cevabı siz bulun. Hepimizin hayallerinde kuru kuruya çokça kazanıp emeklilikten arttırdığını gidip küçük bir köy evinde geçirmek olanlar vardır. Ama yapan sayısı, istatislikler öyle demiyor.
Yerleşirsiniz yerleşmesine de, sadece kendi ekinini kendin yetiştirerek orada da sadece bencillik ederiz, belki de. Hiç mi imece usulüne gitmeyiz? Hiç mi huzur istenilmez, başkaları da mutlu olabilsin diye. Neyse bunlar epeyce derin konular. Elbette ülkem de çokca Firdevs ağalar mevcut ama sayıca az olduğu konusunda ısrarım devam ediyor.
Firdevs Hanım 41 yaşında. Ailesini aldığı kararlarla hep şaşırtmış. Aile desteğini de her kararında almış. Traktör kullanan, ayağına çizmesini geçiren, elinde tülbenti tam bir köy kadını tiplemesi ile içindeki mutluluğu anlatması başına gelenleri çevresi ve gençlerle paylaşması onu yaşama bağlayan en önemli sebebi olmuş. Yeri gelmiş gazetelere bile haber olmuş.
‘Ben hayatımı buraya adadım’, bu cümle altının çizilmesi, tekrar tekrar irdelenmesi gereken bir cümle. Bu cümleyi kullanan reel kişileri, bir takım grupları yaptıklarını incelemek için epey zamanlar harcadığımı belirtmeden geçemeyeceğim.
Önyargısız bir toplum olmayı becerebildiğimiz ve kesin kararlarımızda değişiklik gösterme cesaretini yakaladığımız anda özümüze dönerek mutlu olacağız galiba.
Yüzlerce köylüye iş istihdamı sağlayan ve binlerce dönüm arazinin boş durmasına vicdanının el vermediğini söyleyen, geleceğinden hep umutlu bu güzel insanın düşüncelerine saygı duyuyorum.
İsmini taşıyan bulvarı bile var. Erkeklere ağalık verilen bir köyde, köyün başarılı, çalışkan, medeni bir Türk bayanının köyün hanımağası olması, bunun yanında kompleksiz bir yaşam sürmesi bize ders.
Köye adaptasyonda sıkıntı çekmeyen ama köylünün kendisine zor adapte olması yüzünden kısa bir sure üzülen Firdevs Hanım, tebessümle başladığı bir günü sonlandırırken ayrı ayrı başarı öykülerinden etkilendiğini itiraf ediyor.
Artık şehir içinde yaşamdan sıkılmış, hayat tecrübesini paylaşımlarla aktarma ihtiyacı duyan çok insanımız var. Bize düşen tebessümle dinlemek, okurseverlerle paylaşımda bulunmak.
Bizim çiftçimiz, bizim köylümüzde üretimlerini arttırmak telaşında böylesine portrelerden karşılıklı olarak yararlanabilir.
Köyden kente göçü durdurmak isteyenler, dönüp geriye istihdam namelerine kültürlü, tahsil görmüş ya da bir alanda başarı göstermiş kişilerle bu konularda iş birliği içine girebilirler. Hepimizin bir köyü olabilir. Ya da köylere gönüllü hizmetler verilebilir. Doğup büyüdüğümüz sonrasında arkaya bile bakmadan hızla hep bana mantığı, artık bir yere kadar. Öyle değil mi?
Eli iş tutan, kalbini şehirden köye vermek isteyen herkese bizden duyuru yukardaki satırlar.
Şehir, insanın ömrünü kısaltıyor diyen herkese bir önemli çağrı. Oralarda da ses var. Oralara gidildiğinde hanımbeyler, hanımağalar var. Ve gerçekten hanımağalar gibi ilgide görüyorlar. Tek mesele buna hazır olmak desenize.
Aynur AYAZ / Haber 7
a.nur1@hotmail.com