Aynur Ayaz
Aynur Ayaz
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Nelere şahit olmak istersin diye sorarlar adama...

GİRİŞ 27.03.2010 GÜNCELLEME 27.03.2010 YAZARLAR

Bari bırakın zaman zaman sizin yüzleşemediklerinizi bir başka cesaretli yürekten duyalım da kendimize gelelim. Bitmek bilmeyen sorunlara karşı en iyi örnekleri görünce gelin de cesaretlenin diyelim. Anında motive olacağınıza eminim. 

Sanki hiç ama hiç yaşlanmayacakmışız gibi hareket ediyoruz bir de. Bu seferde uzanıyorum yaylaların, güzel Anadolumun tepesine. Kızlarım dediği inekleri ile anlatacak çok hikayesi olan, başarılı Sevgi Ninenin tarihine ve bende bıraktığı izlenimlerine. 

Doğarken seçim hakkınız olmadığı gibi, bir de unutuveririz ve hiç başımıza gelmeyecek deriz. Güya yaşlanmak yok. Ama yaşarken sonradan da engelli  olabileceğimizi hatıra getirmeliyiz. 

Sevgi Nine, önce tüm dünyanın tatlarını tatmış, Almanyalara kadar uzanmış ülkesini, topraklarını içindeki sevgiyle bir bir aktarmış adı gibi yaşayan bir tarih. Ama gözleri sonradan göremeyen bir tarih bu. Tam bir vatansever, kendine Osmanlı torunu diyecek kadar da şerefli. Başı dik. 

Herhangi bir rahatsızlığı olmadan Sevgi Nine seneler önce görme yetisini kaybetmiş. Sıkı sıkıya bağlandığı hayatı ona birçok renkli duyguları yaşatmış. Arayışlarını yaradanın her şeyde bir sebep arayın hususuyla, başına ne gelse hiç üzülmemiş. Eşini kaybettiğinde de aynı durumu anlatıyor bana. Beni etkileyen kısmı da bu oldu zaten. Savaşın son izlerini görmüş yaşlı bir teyzenin başarı dolu öyküsü, iç çekişleri ve hala yarınlarından olan umudu. İnsan nasıl şaşırmasın ki? 

İkinci dünya savaşının sonuçlarını, yansımalarını anlatacak ölçüde hafızası ve kendisine sakladığı birçok anısı. Gerçekten müthiş. ‘Benim hayatım’, ‘Bir yudum insan’ nasıl gelmesin akla. Bilenler bilirler içimizden portreler. 

Bir insan sonradan göremezse neyi, neleri değişir? Bir insan elindekinin kıymetini ancak kaybettikten sonra mı anlar? İşte bu sorulara “Boşver kızım” diyor. Şükretmeyi, ertelemediği günleri ve yüz yaşına sığdırdıkları şimdi torunlarına birer örnek niteliği taşıyor. Torunları babaannelerini hala hayranlık ve şaşkınlıkla dinliyorlar. 

Kendi, beslediği büyük baş hayvanları, yanından ona okunmasını istediği ayırmadığı kitapları Sevgi Ninenin herşeyi. 

O kadar dolu bir insanı dinlemek için gözlerinin içine bakmanız çok da önemli değil. Hayata tutunma istediği ve hayatla telaş etmeden yarışı yeter.  Asıl meselesi o. Sadece onu farketmek gerekiyor. İşte, mesele de bu ya. 

Her işini o haliyle kendi görüyor, gündemi hiç kaçırmadan takip ediyor. Bana, kendisini ziyarete gelenlere veya yolu düşenlere selam vermeyi ihmal etmeyecek derecede iyi niyetli. 

Her anını gözleri gördüğü zamanlarda kaydetmeyi sevdiğini anlatıyor. ‘Günlük tutun kızım günlük’ dediğinde daha da bir heyecanlanıyorum. İnsan diyor dışına söyleyemediklerini günlüğüne yazabilir. Ben öyle yapıyordum. Gözlerim gördüğü zamanlarda tabi, derken de iç çeke çeke anlatıyor. 

Yaşlılarla sohbet etmek de ayrı bir keyif. Şunu anlıyor insan kitaplardan okuduğumuz başarı hikayelerinin bir çoğunu görerek kitap gibi okumak belki. Belki gezmek karış karış yurdum topraklarında denize, suya bakarak insan karakterlerini tanımak.

Dünyanın en güzel şeyleri arasında yeni bir bireyi yaşayarak anlatmak, hayalini canlandırmak. 

Sevgi Nine iki lafından birinde “Bizim zamanımızda bu kadar iletişim yoktu. Şimdi herşey var ama mutsuz insanlar” diyor. “Göremiyorum ama mücadele ediyorum. Niye mutsuz olduklarını da anlayamıyorum” derken ki serzenişlerini görmelisiniz. Yüzdeki çizgiler yılların birikmiş yorgunluğunu anlatırken, görmeyen gözlerim tek birşey için açılsaydı diyor. Torunlarımın yüzlerini görmek için.

Muhtara soruyorum hala sen benden ne istiyorsun diye, sor anlatayım. Eşim beni Almanyalara götürürken başımıza neler geldiğini mi oralarda ülke özlemi ile yanıp tutuşup geldiğimizde köyümüz, kasabamız ve yaylalarımızı nasıl toparladığımızı mı? Hangisini? diyorum diyor Sevgi Nine. O sağlam temeller olmasa çocuklarım bugün bulunduğu mevkilere gelemezdi. Ben göreceğimi görmüşüm şimdi siz iyi görün diyerek mesajını veriyor. 

Geçen birkaç dostumuzla oturup sohbet ederken, hiçbir yol dikensiz olmaz, olamaz dedim. İyi ki demişim doğru söylemişim. İnsan biriktirdiklerini, içindeki tablolarını dost meydanlarına güzel meze yapınca, ortalık biran ayağa kalksın istiyoruz ya. Benimki de öyle oldu. Adına ihtiyaç duyduğumuz Sevgi babaannesi bir hafta boyunca bizim gündeme oturdu ya o da yeter. 

İşte beş duyumuz, dünyayı bize tanıtan organlarımız, kaldı ki sonraki adım bedenimiz. Bir dişiniz ağrıdığında düşünün neler neler çekeriz. Oysa en önemli organlarımıza ne kadarlık bakım yaparız. Sevgi Nine, şimdi göremediği aydınlığı içinde yaşıyor, yaşamı yüzyıla da sığsa önce bedenim diyor, bana emanet bu bedene iyi bakmakla yükümlüyüm. Gerçekten de bakmış. Yaylanın tepesinde benimle yarış bile eder buna inandım. Sonra başına hiçbir rahatsızlığı olmadığı halde gelen görememe durumu. Hayatında bir kere bile doktora gitmemiş olmasına karşı, gözlerinin görmeyişi onun için büyük bir eksiklik olmamış.  

Dünya gözümüz gördükçe güzelleşiyor ya, bazen o güzellikleri görememek, o nefesten mahrum kalarak yaşamı idame ettirmekten bahsederiz. 

Görmek, varlığı içindekilerle kabul ederek bakmaya benzer. Bakmak bazen insana görmek için kapı aralar. Araladığında da kendine çok güvendiği halde belki sadece görmeme durumu değil, başımıza her türlü engel geldiğinde bunun da cevabı, saklı. 

Bugünlerde dünya bir arayış içinde. En önemli arayış Sevgi Nineye göre adı. İçinde sevgi olan herşeye tevekkül. 

En iyi gerçekleri yakınlarınızdaki büyüklerinizden dinlediğinizde ya da yeni tanıdığınız biri olaya tanıklık etmişse ya teyit ettiriyoruz ya da evet doğru diye bir çentik atıyoruz. Şimdi Sevgi Nineyi okuyanlar ya da tanıyanlar bir çentik atsın. 

Bir dağ yaylasında çok sevdiği eşini kaybetmiş ama çoluğu çocuğu ve en önemlisi torunlarını unutmamış bir babaanne. Yüz yaşında canlı bir tarih misler gibi kokular bıraktı bizlere. Sanki sadece biz kendimizden sorumluymuşuz gibi düşünsenize  yaşadığımız olaylar aslında kıssadan hisse. Bu parçadan bir hissede size. 

‘’Nelere şahit olmak istersin diye sorarlar adama, adamsa nelere şahit olacağım önemli der.’’

 

 Aynur AYAZ / Haber 7
a.nur1@hotmail.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL