Önce Pardon!
Akıllara ziyan bir gençlik geliyor. Umutsuzluğa kapılmadığımız ama bir grubu hiçe de saymak istemediğimiz. Kendimizi o gençliğin, o alev alev yanan gençlik bilmecesinin içinde eritir sandığımız cinsten.
Uyanışlar içinde geride bıraktığımız yine koca bir ramazan ve bayramların ardından sizden uzak kaldığımı düşünenlerimiz olabilir oysa ibadet sayılan çalışmanın verdiği koşturmaca içerisinde duyduklarım ve sizler için araştırdıklarımı zamanla paylaşmak için adeta sabırsızlanıyorum.
Geçtiğimiz günlerde bir grup Bosnalı öğrenciyi ağırlamak ve misafirperverliğimizi sunmak için gösterilen hürmetli bir ortama davet edildim.
Bilinen sektörün en tanınmış simalarının Bosna’dan dayanışma olarak gelip, eğitim-öğretimlerine gönül köprüsü sağlayacak bu ortamda kaynaşan insanlar arasında, hala muhabbetlerin kaldığına tatlı tanıklık edenlerden oldum.
Bir ara herkes kendini tanıtır oldu. Kendini tatlı dili ve sohbetiyle ailecek katıldığı bu ortamda tanımaktan ve yaptıklarını heyecanlı heyecanlı dinlemekten başka bir şey gelmedi elimden.
Sonra oradaki kazanımlardan anladım ki, gerçek hayatlar içinde dışa vurumlar da gizlenmiş çok öğreti var. Önce pardon diyecek ve sonra dinlemesini bileceğiz. Ben de öyle yaptım. Ülkem içinde böyle değerli büyüklerimizi görmek beni nasıl heyecanlandırmasın ki? Kaldı ki eğitim gibi en önemi mevzuya hizmet eden herkesin sadece elini öpmekle yetinirim.
Önce Pardon! Okuyunca neden pardon dediğimi umarım daha iyi anlarsınız. Artık ülkemden beyin göçü diyip gidenlerin ülkeme tekrar dönüşlerini büyük bir zevkle seyreder oldum. Hatta bunun yakın takibini yapanları biliyorum.
Dahası, dahası sanatı ve bilimi birbirinden ayırt etmeyen bir kişilik Doç. Dr. Vehbi Altunçul. Cv ve kariyeri, beni sizlere aktarmaya yetti.
Şimdi görürüz, duyarız ve biliriz. Lakin bir görmediklerimiz, bir duymadıklarımız birde bilmediklerimiz yok mu? Özgeçmişi 2000 yılının "Who is who" Ansiklopedisi'nde yer almış, üç kez TRT Genel Müdürlüğü'ne aday olmuş ve 11. Cumhurbaşkanlığına, Ankara'ya giderek, bizzat başvuruda bulunmuş olan Doç.Dr. Vehbi Altunçul’dan bahsediyorum.
Tanıdığım ender insanlardan biri, çok yönlülüğü ve sempatik tavırları ile masadaki tüm çocukların hayran hayran bakmasından o gün belliydi zaten. İstanbul'da doğan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik-Zooloji Bölümü'nde "BİYOLOG" unvanı alan, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde mikrobiyoloji uzmanlığı çalışmalarına katılan, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'ni bitiren"VETERİNER HEKİM" unvanı alan bir bilim-özveri insanı Altunçul.
Bir insan birden fazla şeyle ilgilenebilir mi sorusunun çok net cevabını üşenmeden verebilen günümüz insanlarından biraz farklı o.
Nedense bizim toplumda şöyle bir önyargı var ya, neden o neden beden değil. Neden o yaparda ben yapamam...
İşte en önemli fark, farklar bu olsa gerek. O girişimci sen değil, o araştırmacı sen uzaktan bakan ve bana göre çok çalışıp kazanan, çalışmadan kazanırım düşüncesinde olan. Eee o zaman bırak da böyle düşünmekten vazgeçelim. Önümüze bakalım. Nasıl olur, hem bu sefer pardonu da önde kullanmayız.
Bizi uluslar arası arenada başarılı bir şekilde tanıtan Doç. Dr. Vehbi Altunçul’un yaptıkları hakikaten öğrencileri ve çevresindekiler tarafından dinlenmeli. Boks dalında "T.C. MİLLİ HAKEM" unvanı almış, İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde "Trombosit Sayısı ve Pıhtılaşma Üzerine Etkileri" konulu tezi hazırlayarak "DOKTOR" unvanını almış ve öğretim görevliliği yapmış, 2007’de EABA ULUSLARARASI HAKEM unvanı almış, Doç. Dr. Vehbi Altunçul herhalde kendine bakıldığında tam bir başarılı portre olarak duruyor.
O bir bilim insanı, o bir sanat insanı, o bir karikatürist. Çok sayıda ulusal ve uluslararası bilimsel toplantı ve kongrede konuşmaları ile dikkatleri üzerine çeken bir karakter. Birçok sivil toplum kuruluşu ile beraber çalışmalarını yürütüyor. Van ili Yoncatepe Kazısı (2002) ve Çanakkale Assos Kazısına (2003) katılarak hayvan kemikleri üzerinde osteolojik incelemeler bile yapmış. Biz buna on parmak da on marifet diyebiliriz…
İşte bir insanın içinde tüten, bir alev hatta bir kıvılcım olsun sanat aşkı. Sanat sevgisi; “insana hoşgörü katar” boşuna söylenmemiş.
Karikatürcüler Derneği üyesi bir sanatçı olarak, Ulusal ve uluslararası birçok karikatür yarışmasına katılmış, ulusal ve uluslararası ödüller almış. Tayvan'da düzenlenen Uluslararası Courage karikatür yarışmasında derece aldığı gibi 2002 yılında Roma’da FECO (Federation of Caartoonist Organizations) Sanatçı Albümünde karikatürleri ve özgeçmişi yayınlanmış. Eserleri ulusal ve uluslararası 11 ayrı karikatür albümünde yer almış. Bireysel başarısını ülke başarısı haline dönüştürmüş.
Onun için müzik de bir tutku belli ki bilimde. İstanbul Üniversitesi Klasik Türk Musikisi Korosu'nda yaklaşık 10 yıl süreyle salon konserleri, radyo ve televizyon programlarında korist-solist olarak görev almış. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Müzik Kulübü'nün kurucusu ve danışman öğretim üyesi olarak hizmet vermiş. Yani müzikteki başarı diğerlerinden de pek farklı değil.
Hepimizin çok yakından bildiği ve bazen reklamlarında görünce sigarayı bırakmayı düşündüğü, sigara konusunda çok ciddi çalışmaları yer alan Yeşilay derneği gibi uzun soluklu bir dernekte 20 yılı aşkın bir süredir karikatür ve bilimsel yazılar yazan Doç. Dr. Vehbi Altunçul hakikaten elimizdeki kıymetli değerlerimizden.
Böyle güzel işler, çalışmalar ve projeleri zevkle yapıp kendinden sonrakilere örnek olan tüm akademisyenlerimizi aslında huzurlarınızda tebrik ediyoruz. Mütevazı olarak duruş ve çizgilerini ancak kendilerini araştıranlara bile çok göstermeyen bu şahsiyetleri aslında daha da yakından tanımamız gerektiğini düşünüyorum. Dedim ya ben bu aralar kendimi önemli argelerin,konuların içinde buluyorum. Galiba tevaffuk. Bir deniz bir derya yaşamlar aslında.
Herkesin kendine hayran bırakacağı bir özelliği muhakkak vardır. Şimdi neden pardon dedim daha açık galiba.
Önyargı ile yaklaştığımız her hayatın altından bambaşka bir ahenk ve renk çıkıyor. Bizim çok zenginliğimiz bizim kültürümüz buna gayet elverişli. Son zamanlarda uyumlu ve böyle görüşlü olmayı zenginliktir diye kabulleniyoruz.
Sanıyorum bu referandum süreci öncesi yaşadığımız en önemli noktalardan biriydi. Herkes birbirinden etkilendi. Kim ne verecek, nasıl düşünecek ilgilendi.
Şimdi sırasıyla da ilgileneceğimiz başarılı portreler olmalı. İnsan etkileşim içinde yalnız kendini geliştirmek isterse bu kıskanacağı tarzda başarılı bir portreden yolu olmalı. Yanılıyor olabilirim ya da aksini idea edenleriniz de olabilir. Ama fikrim ve zikrim başarıya giden yolda bu cvleri, portreleri daima sizlerle paylaşmak olacak.
Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com
-
Hasan Seyre 15 yıl önce Şikayet EtCumhurbaşkanlığını bile geride bırakacak işler var..?. İşlerimden bir tanesi..30 yıl önce limandan ayrılmış teknolojilere ulaşamasamda..en azında beni yarıştan koparmaz dedirtecek nitelikte bir şey..diğer ikisi..biri gerçek mesleğim diğeri...yazmak gibi etten püften şeyler..Senin bahsettiğin şu arkadaş..trombosit işinde..bir ilaç geliştirseydi varya..Cumhurbaşkanlığı bile ondan beş kez geri kalacak AŞAMADIR..ister inan ister inanma..çünkü çağa damga vuruyorsun..İlahın eşyasıyla ilk kez karşılaşıyorsun ve ona yön vermiye başlıyorsun..daha ne isterimki ben..Beğen
-
ihsan 15 yıl önce Şikayet EtAilesine Sormak Lazım. Beyefendi gerçekten başarılı bir insan olabilir. Ancak toplumda sağlıklı bireyler olmak sadece iş başarıları ile ölçülmez. Bütün bunları yaparken ailesine gereken vakiti ayırmışmı? Eşinin onun hakkındaki düşüncesi nedir? Bunlar önemli. Zira başarılı aile başarılı toplumu oluşturur. İnşallah evi ile de ilgili bir insandır.Beğen
-
caricare 15 yıl önce Şikayet EtBir de.... Yazınızı okurken bazı yazım hatalarına denk geldim. Sanırım tevafuk demek istemişiniz ama tevaffuk yazmışınız. İkisi farklı şeyler. Üzülmeyin aynı hatayı ünlü bir bayan yazarımız da ünlü bir çok satan kitabında ısrarla yapıyor. Yanlışlar düzeltilmek için yapılır değil mi?Beğen
-
caricare 15 yıl önce Şikayet EtDikkat!. Hanımefendi çok abartmışsınız. Bir insan ne kadar çok işle uğraşırsa dikkatini de o kadar çok dağıtır. Çok yönlü olmanın en temel riski budur. Beyefendinin sadece karikatürlerine baktım ve ııh olmamış. Eğer yaptığı diğer işler de böyle ise inanın vasat bir insan olduğunu söyleyebilirim. Beyin dediğiniz olay yeni bir şey söyler ya da yapar. Rutin olanı herkes icra eder. Çok dalda budaklanıp kaybolacağınıza bir yada iki dal ile köklerinizi sağlamlaştırın. Bu beyin işi o kadar ucuz değil. Sayğıyla.Beğen