Söz icraat ister derler...
Bakışlarımız her köşeye yayılsa ve bir mum ışığı kadar aydınlansa aydınlık arzusundakiler.
Umutsuzluk değil, umudun pençesinde sağduyulu yarınlar ve imkânlar. Hiçbir şey boş ve boşuna değil.
Amaç için, içinizde birikenler. Bir aralık ve yoğun bir koşuşturmaca içerisinde, gözleri ışıl ışıl hayat dolu minikler ve bilim insanları.
Araştırma ve deneylerini toplumun her noktasına aynı zaman diliminde oluşturmak tüm mesele.
Yolu açık olanlar, kimsenin önünde kendisi için engel oluşturmayanlar, belli bir efor sarf ederek çizgisini koruyanlar, savaşmadan barış için gayret gösterenler, çabalayanlar, sınırsız iletişim kuranlar. Hangilerinden başlanmalı?
Yüzümüzün yedi coğrafi bölgeye de dönük olduğunu varsayarak hareket etme çabasında doğu, batı, güney ve kuzey demeden.
Son günlerde yaşanan, dünyanın rotasını farklı boyutlara ulaştıran ne yazık ki nahoş vakalarla karşı karşı karşıyayız.
Sağduyuyu ve hassasiyeti elden bırakmayan ve dünyanın her yerinde aynı milli değerleri taşıyan ülkemiz insanları, kardeşlerimiz için verilen mücadele ve düşünceyi dualarla bir yere taşıma noktasında. "Söz icraat ister derler" büyüklerimiz. Biz söz dinleyen, oturmasını kalkmasını bilen bir ecdadın genç kuşak nesilleriyiz. Elbette üzüntü, elem yakamızda olabilir ama bu bizim işleyişimizi, iç huzurumuzu ve çalışma arzumuzu kırmamalı. Bilakis neden pozitif hayat seçer insanlar kendilerine. İleri gidip, gerideki olayları sadece ders çıkartmak manasında kullanmak için.
Yeterince düşünemiyorsak, yeterince aynaya bakmıyorsak sorgulamalıyız. Düşünmeden konuşuyor, dinlemekten uzaklaşıyorsak.
Empati yapmaktan aciz, yalandan da sempatik olmaya kalkıyorsak işimiz iş. Çok zor günlerin içinde her an olabiliriz. Oysa hak edişlerimiz, gerçekten içimizde aza kanaat eder hal ve tavırlarımızla zorlukların üstesinden bir nebze gelmemizi sağlar.
Komşusuna gün ışığında selam veremeyen, eyvah yetişmem lazım hadi görüşürüz diyerek iletişimi kısa tutan, Allah’ın selamını Allah’ın yarattığından eksik eden… “Telefonla aradım ama ulaşamadım” diyerek yalanı normal olarak günlük hayatına yerleştiren… “Ne olacak canım bu da geçer” diye aldırış etmeden es geçen, bugünün işini yarına bırakan her bireyden aman uzak durun. Duralım.
Bunu kendime defalarca söylüyorum. İletişimin, beşeri ilişkilerinin git gide zayıflama nedenlerini isterseniz sıralamadan hatırlayalım.
Galiba hatırladık. O zaman kendimizle yüzleşmeyi de sevmek gerekir. Korktuğunuz an doğru yola girmişsiniz demektir diyorlar.
Şu zaman teknolojinin beşeri ilişkilerin arasına acımazsızca girdiği, annenin babayla, babanın da çocukla arasını açan teknoloji insan ilişkileri ve iletişimin asla önüne geçmeyecek. Doğrusu geçemeyecek. Amaç ve araçlar karıştırılmadan bu yaşamı renklendirebiliyorsak ne mutlu size.
Bencillikten uzaklaşan her gün gündemi kendi içinde titizlikle inceleyen bireyler görünce umudum kat kat artıyor. İşin içinde samimiyetimle söylüyorum abartı yok. Siz düşünün. Söz sanatı samimiyetle tokalaşıyor, yorumlar içimizde kalmıyor. Satırlar kendi arasında yarışıyor.
İçinden geldiği gibi, içime doğduğu gibi… Her işin başı "SEVGİ". Ben bu kelimeyi çok duydum lakin çok arar oldum.
Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com
-
Kamil 14 yıl önce Şikayet Ettersi zulumdür. sevgi olmazsa zıttı olan zulum olacaktır,bu çalıştığımız iş için dahi geçerlidir,işini seven koşarak gider sevmeyen için zulumdür,asıl her işin başı sağlıktır ama sevgi olmadan sağlık sadece vücut dinçliği olarak kalırBeğen