Hayalsizdik...
Dün hayalimiz bile yok derdik. Boynu neredeyse bükük bir yaşam sürmenin telaşı ya da keşke şu şehir hayatından kaçıp gitsem bir balıkçı kasabasına ama stres yapıyorum, bir balıkçı kasabası diyenler derdik. Eli vicdanının üzerinde tir tir titreyenler.
Ağzı laf yapıp, telefonda saatlerce geleceğini hiçe sayanlar. Hepsi içimizde ve hepsi bizden! Umut yolculuğunda değişim evresi geçiren ülkeler zincirine girmiş ama basma kalıp olmayan bir ülke, Türkiye.
Düne kadar bastırılmış hayaller, gerçeğe dönüşmesini beklediğimiz düşünceler. Ya bazen nankörlük mü yapıyoruz acaba?
Her konuda bilmişlik... Ya tam biliyoruz, ya bilmiş gibi yapıyoruz ya da gerçekten bilmiyoruz. Şimdi bu olasılıklarla yaşayıp, kendimizi de olduğundan farklı gösterme telaşı var ki içimizde bunu anlayabilmek mümkün değil. Bizi diğer milletlerden neler ayırıyor deseler bunları sıra sıra sayarım en başta.
Geçenlerde Ankara'da denizi özlerken ya da sahili Ankara meydanı Kızılay'a yakın bir yerde şırıl şırıl su sesleri ve kuş cıvıltıları arasında bir mekanda bolca konuşmalar.
Hayalinizin olmadığı ve gerçeğe dönüştüremediğiniz konuşmaların kenarından bile geçmedik. Biz yapabileceklerimizi ele aldık ve bol bol gözlem yaptık.
Uzunca bir zaman dilimi elimize geçmişken bir of aralığı için önce yemek ardından da bir çay molası inanın iyi geliyor. Nasıl olsa içimizi ısıtacak bir çay hepimizin içebileceği fiyatta.
Sevgili dostum beş dakikalığına beni görmem için götürdüğü ve daha önce bana sürekli anlattığı diş hekiminin aslında patentli bir düş hekimi olup defalarca konu ve köşelere taşındığını benim bu saate kadar bilemiyor olmam tamamen benden kaynaklanıyordu lakin onca başarı arasında bunu gözden kaçırmam mümkün olamazdı.
Muayenehanesine girdiğimdeki durumu şimdi özetleyeceğim ve kim istemez ki doğa çalışma ofisine inen bir hekim. Sorarım şimdi.
Kapıdan girdiğinizde ağlar bir tarafta dağ eteklerindeki bir dağ bir tarafta. Sizi hırçın Karadeniz’e götürüyor. Ve koku diş kokusu değil hem de! Renk renk boyanmış kapılar derken, özenerek seçilmiş gazete kupürlerinin ortasında tişörtlerin üzerinde sıcak bir logoyu görüyorsunuz. Diş hekimi koltuğu bizim bildiklerimizden değil. Ellerinizi kuyudan ya da sarnıçtan çıkardığınız pompa ile yıkayıp, dünyanın bir çok yerinden gelmiş amacına uygun olsun ya da olmasın her hediye burada değerlendirilmiş. Deniz kabuğu, kaplumbağalar, resimler, abajurlar, ofis sandalyesi. Bir tarafı doğadan hiç çıkmamış sanki. Kızılderili figürleri ve fotoğrafları... Mistik koku ve ambiyanslar.
Vallahi ne yalan söyleyeyim işte bir tarafta en önemli organımızı tami r ediyor ve aletleri normal bir tamirci edasında olan, yıllarını ve ellerini insanların ağız sağlığı düzelsin diye harcayan bu şahsiyet büyük kazancımız. Ankara'dan yolu geçen bir çok insanın ağzında emeği olan isim olmakla da kalmayıp hem yazarlık, hem doğa hizmetkarlığı hem de felsefe. Yok, yok. Çok kıskandım işte. Elini nereye değdirse başarı… Alkışlıyoruz.
Hayallerini gerçeğe dönüştüren onca insanımızdan sadece biri o... Keşke demeye fırsat bile kalmadan her ev bir düş hekimi tanısa. Ne sorun ne de başka dertler...
Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com
-
tuncay tezel 14 yıl önce Şikayet EtTEK HAYALİMİZ DERİN DEVLET ÇETELERİNİN CİRİT ATMADIĞI BİR ÜLKEYDİ. Bunda da sona geldik ama Chp ve Mhp derin devlet çetelerinin avukatı oluyorlar. Devlete sızmış mihrakları koruma adına kendi benliklerini neredeyse kaybettiler. BEN DİYORUM Kİ, DİĞER HAYALLER ÖNEMLİ DEĞİL, ÖNEMLİ OLAN DERİN ÇETELERİN BİTİRİLMESİDİR. Bu yüzden oylar mutlaka Akpartide bir dönem daha toplanmalıdır.Beğen