Yeni oyuncağımız sosyal medya
Buyurun, buyurun! Artık pek yabancı değiliz. Normalimiz, anormalimiz bitti! Başımıza güzel ve faydalı olduğunu düşündüğüm halen iddia ettiğim sosyal medyanın içinden biri olarak bu cümleleri ediyorum ya hoş, bakalım bu oyuncak bizi mutlu edebilecek mi? Ve ne zaman bıkkınlık gelecek, merakla bekliyoruz...
Yazıyoruz, belki kimi zaman avucumuzla, şimdilerde gerçi çok oldu ama papucu dama atılan kağıt ve kalemin yerini, o hala ajandaların yerini alamayan dijital mesaj teknikleri aldı. Ne yapsa da boş! Ne zaman beynimizin içindeki hayalleri görürler o zaman... Bu da olamayacağı için neyse…
Elleri ile yazmaya gayret eden ve yazmaya hevesli her dost bizim için makbul aslında. İçinde biriktirdiklerini söylemek ve haykırmak için. İşte bir dostum sosyal medya için bakın ne güzel yorum getirmiş: “Sosyal medya kendi dünyasını oluşturmuş, pazarını da kurmuş”.
Şimdi ben de diyorum ki bu dönemin sosyal medyası kalıcılık gösteremeyecek. Evet, dönem dönem bir şeyler çıktı çıkmaya da popülerliğini korumak içinde büyük çaba sarf edecek ama bitecek. Hepsinin bir sonu yok mu?
Bıktığınız, bıkacağınız zamanlar vardır. Yoksa bile eminim gelecektir. Artık tuvalete bile rahat giremez olduk. “Beni kim arayacak” derdi ile için için yananlarımız bile var.
Haydi yalan diyelim! Meclis televizyonunu izlemeyi bir deneyin. Biri kürsüde konuşurken bile alttan hangi mesaj gelmiş diye elinde telefon görecekleriniz çok ya da telefonuna maili gelmiş olanlar. Manzara inkâr edilemez. Demek ki her yerde aynı!
Hatta telefonunu tuvalette yanında tutan, yatarken baş ucundan bile ayırmayan var.,, Ne kadar esiri olmuşuz da hâlâ farkında olmuş olsak bile umurumuzda değil.
İşte umursamadıklarımız için birer örnek bu sosyal medya. "Aman canım ne olacak?", "aman canım bana ne!" Ne derlerse desinler fikri.
Bu da bir başka gözleme açık konu başlığı. Sosyal medyayı en çok seven toplum acaba yalnız bizler miyiz? Neyin tutup tutmayacağı ve yeni reklam mecralarının ilk durağı.
Gelin görün ki kızamıyor da insan, nasıl kızsın ki... Onca kişi geçtiğimiz günlerde atlatmaya hatta yaralarını yavaş yavaş sarmaya başladığımız, acımız Van depreminde göçüklerin altından, o telaş anında o halde can havli ile bile eli telde değil miydi, ya da anında büyük harekette sosyal medya bizi uyandırmadı mı, anında bizi haberdar etti.
O zaman her şey bitsin her şey akıbetini direk buraya çevirsin. Olur mu? Dikkat çeksin ama dikkatleri toplamasın. Çok önemli. Önemli kelimesinin de içine iyice girilmeli.
Her önünde interneti olanın eğitimi mi var? Düşünmek lazım. Ya da birilerinden sosyal medyaya giriş için izinler mi alınıyor? Evinde, bulduğu her yerde internet bulan herkes birde mail adresi varsa yararlanmıyor mu bu durumdan? Eee, o zaman; Sosyal medya yeni rant yeri. Çok sesli farkındalık oluşturan, başlı başına kulis. Sosyal medya yeni cadı kazanı, varsın dahasını da söyleyelim.
İyi niyetli kullanılan bir sosyal medyadan zarar gelmez ama bunu art niyete dönüştürenleri de es geçmemek gerek. Yeni yetişen ve hala oturmasını bekleyen kişilikler ve yepyeni bir nesil var ardımızda bundan öncesi ve sonrasından da biz sorumluysak. Sorumluyuz. Başımıza gelen her türlü olumsuzlukta bencillik dışında biz kelimesinde bunu irdelemek gerekiyor. Daha fazla özen ve daha fazla özveri. Lütfen. Bunlar gerekmiyor mu? Başına buyruk olmaması şart sosyal meydanın da!
Toplumun içli dışlı olduğu, bu kadar lafın sözün anında duyulduğu artık kolaylıkla üretim yerine nasıl olsa burada var buradan takip ederiz denilen yer bu sosyal medya.
Bazı şeyleri de geride bıraktığını söylemek gerekir. Herkes kendini iyi bildiğini iddia ediyor ya. Başta sevgi... Sevgi yakınken anlaşılan, sevgi gözlerle ifade edilen ve sevgi başlı başına hissedilendir. Peki, bunca sanal durumun yaşandığı yerde acaba sevgiler, saygılar ne kadar gerçekçi? Ne kadar samimi? Tenkit etmek en kolayı, ağzı olup konuşmak gibi. Verilen kimi zaman sesli ve sessiz tepkileri de göz ardı etmemek gerekir.
Hükümetin, var olan iktidarın, muhalefetin veyahut da önde gelen kanaat liderlerinin, topluma örnek olmuş şahsiyetlerin, kişiliklerin bir kalemde karalanması, oyuna getirilmesi, acımasızca eleştirilmesine bazen gönlüm el vermiyor. Bizdeki hassasiyetin gerçekte bu olmadığını düşünüyorum.
Biz gerçek ağlar gerçek gülersek bu böyle olmamalı. Sınırlarını önce işine gelmediği ve reklam pastası bölünecek diye sosyal medyayı dışlayan, korkan kesimlerin, şimdiki görüşleri ise son derece açık ve şeffaf. Acaba neden bu kadar sıcak bakmaya başladılar. Bizde bundan hoşnut olalım mı? Anında etki-tepkiyi alamıyorlar mıydı da?
Şimdi aman da canım da sosyal medya. Doğal olarak her kurumda çalışanına artık önce sosyal medya diyor. Takip ediyorsanız varsınız, yoksanız kusura bakmayın. Önceliğimiz budur ve buna göre hareket etmek durumundayız. İşe alımlarda şuna dikkat, sosyal medya ile aranız nasıl? Yok derseniz işe kabul edilme oranınızı düşünün.
Bunca yıl insan biriktirme meselesini ciddiye almayanlar şimdi çevre çevre diye bas bağırırken en kolayı sosyal medya. Bir tık herkesi tanıyorsun, bir tık arkadaş oluyorsun ve bir tık belki de evleniyorsun. Bunlar gerçek değil mi?
Bunu sık duyar oldum. Özel timler, özel ekipler, özel projeler sadece sosyal medya için. Sosyal medya büroları... Kulağa hoş geliyor, gelsin. İstihdam alanları artacak diye seviniyorum bende. Olsun süper. Olsun da bu bizim hayatımıza enjekte olmadan bilinçlenerek ve sağlıklı kullanımla olsun. Biz denetim görmediğimiz müddetçe ipin ucunu kaçıranlardan oluyoruz. Üzerimi yeni giydim ve aynı ortamda çalışıyoruz senin yüzünden eve gidince üzerime sigara kokun siniyor uyuz oluyoruz diyen birileri varken şimdi çıkıp ne güzel artık onun bir yeri var rahat rahat sigarasını içiyor bende giydiklerime sigara kokusu sinmeden çalışabiliyorum ve eve gidebiliyorum diyor. Vatandaş böyle kendisine çizilene itiraz etse de sonra durup düşünüyor. En çabuk sigara içmeme yasağını benimseyip uyduk diye diyorum.
Mesele şu herkesin herkese saygısı için bir baş denetimci gerekiyor galiba. Sözün özü canım sosyal medya iyi ki geldin başımıza son üç yılda olanlarla bir üç yıl sonrayı şimdiden merak eder olduk hepimiz sabırla bekleyip göreceğiz. Tabi onu bekleyecek mangal gibi bir yürek ve sabır varsa...
Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com