Aynur Ayaz
Aynur Ayaz
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

İnkâr etme, yalan sevilen bir kelime

GİRİŞ 05.01.2012 GÜNCELLEME 05.01.2012 YAZARLAR

Bugün seni gerçekten düşünüyorum diyerek yola çıkanlara, seni gerçekten seviyorum diyenlere… 

Aramalar sormalar ve vefa örnekleri. Kimi yakaladı mı bir kere, en yakın dostları da incitebilirmiş. Kimi nedensiz ve sebepsiz ansızın çekip gidebilir, sessizliğe bürünebilirmiş. Arada karabatak gibi olanları bile iyi biliriz. Hatta ötesi sıkı tutundu mu birde hayata bırakmak istemez var olan akıl hocaları. Sen onların ya danışmanı ya da yanında gezdirmeye çalıştığı göstergeleri olursun. Buyurun bakalım.

İşte bizde sanatta, siyasette, medyada yani kısaca ekmek yenen her alanda bu manzaraların haberlerine ya tanık oluruz ya da gayet iyi biliriz. Bilip bilmemek işe gelir, dahası hiç etliye, sütlüye karışmaz isen senden gayrı iyisi de olmaz. Biraz dilin uzadı mı ya keserler, ya da hadi çok konuştun derler. Allah bu duruma düşmanı mı bile düşürmesin. Tanıyıp tanımamazlık yapmak kadar ölçüsüz bir durum olamaz.

Bugün makamlara kaptırılan ince şöhretler arasında kalırken kimin umurunda diğerleri. Her inişin bir çıkışı her gelişin bir gidişi yok mu? Taksimdeki bir eylem Allah aşkına kaç kişinin merak konusu, herkes elini cebine attığındakini bilir ya da bilmek ister. Aylık maaş kavramını da anlamak mümkün değil şu güncellenen zamanda. Artık aylık maaş mı kaldı? Performansına göre yevmiye. Her gün çalışarak kazan hak et, ya da bir ay boyunca efor bile sarf etme, kolunu kaldırma ama maaş bekle. Hiç reva değil. Terin soğumadan memnun olma durumu, sen olursan ailende olur.

Çünkü artık herkes ama herkes para saadet getiriyor naraları ile çalkalanırken vah vah insanlık bitti bitecek körüklemelerinde, yırtınmalarda sahne milletin.

Kim metrodan inen insanları izliyor? Kim yüzleri benim vatandaşımın gülebiliyor diye düşünüyor? Düşündüğünü her fırsatta dile getirenler de ne kadar samimi? Olan geçim derdinde yalanla hırsızlık mı yapalım diyen sokak seslerinde. Çok acımasız diyerek hayıflananların beden dilleri neler neler anlatıyor ki? Ah siz de bir duysanız. Belki de duyanlarınız vardır da elleri kolları bağlı kalınca ne yapabilir?

Ya isterdim şöyle asgari ücretin normallerin üzerinde kimselere muhtaç olunmadan yaşam standardını yakalayabilen insan çoğunluğunu görebilmeyi, kuyruklarda düzene girmiş insanların saatlerce kan ter içinde kokmadan bekleyebildiği, ulaşımda toplu taşımanın fakirlik göstergesi olmadığını anlayabilecek ancak böylesi Avrupalı zihniyetini yakalayabilmeyi ve en önemlisi de emeklilerin gerçekten gülerek etrafa seslendiği anları. Sayayım mı? Arabasına, giyimine kuşamına bakılmayan, ağızdan çıkacak iki kelamla her kurum ve kuruluşta işini halledebilen insan toplulukları da görebilmeyi.

Geçen içim parçalandı ve müdahale ettim yine aksi insanlığımdan utanacaktım.

Kuyrukta bekleyen bir teyzenin sokaktaki bir lira olan bir selpak paketi bile olmayınca elindeki eski usul mendil bile olay oluyormuş da haberimiz yok. Teyze ile aynı mağazadayız. Eski İstanbul’da belli ki yıllarını geçirmiş ve saçlarını ağartmış ama varlıktan yokluğa Allah düşürmesin düşmüş, alım gücü de belli. Mağazada kasadan bile alacağını kadına aldırmadılar ya. Demedikleri kalmayan insan grupları. Vay halimize… Bizim ne zaman ne olacağımızın garantisini mi yaptık ki? Tapunuza bile el koyuyorlar öldükten sonra.

Artık “ye kürküm ye” zamanı geçti biliyordum. Ne o? Üzerindekiler bizi tatmin mi etmedi de teyzeye üç kuruşluk malları haram ettiniz.

Her gün böylesi binlerce olaya kaç kişi dur diyor, kendine güvenip müdahale ediyor?

Kaç kişi canım cicim diyerek yüze gülerken arkadan iş çeviriyor? Bugün gururla elin Avrupalısı dediğimiz insanların akademisyenlerinin bile bazılarının selpak taşımadıkları için burunlarını kollarına sürdüklerine tanık olmuşuzdur. Olanlarımız konuşsunda dinleyelim, biraz da sadece insanlık öğrenelim. Ayıp değil ya öğrenmek. Yapmayın ya. Bunları yazmak, göze çarpması anlamında da değil. Var olan içimizdeki yalanları bırakın düşman sayıp atalım, kendimize gelelim. Kendimiz dışında her şey ile uğraşmadık mı? Ya Aynur Hanım geçiniz… Nereye geçelim? Hadi ben geçtim yarın öbür gün torun torba, aileden birileri aynı vaziyete gelirse de sonuç tablosu, bu mu olacak? Valla nerede olursak olalım, herkesin bir hakkı en az bizim kadar var yaşamaya.

İçten bir canım sizin milyonlarınızın çok önüne geçebilirde. Ne oldu o “tatlı söz yılanı bile deliğinden çıkarır” atasözlerine. Aklıma hemen şu söylemi sık kullanan bir dostum geliyor;  "Düşüncelerini geliştirmeyen ve değiştirmeyenler, yalnızca deliler ve ölülerdir." Artık güncellenme zamanı. 

Yine sokaklar ya malzeme. Geziyoruz derken işimizi de yapıyoruz. Sokaklarda kısa alışverişler için uğranan her esnaf kendinden alınan belli limitin altında yüzünü öylece buruş buruş etse de ona kendi payına düşeni yaşayacak ve kendini güncelleyecek.

Sorun neredeyi, soralım bir daha…

Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com

YORUMLAR 1
  • Ömer DEMİRCİ 14 yıl önce Şikayet Et
    güzelllllll. İçten bir canım sizin milyonlarınızın çok önüne geçebilirde. Ne oldu o “tatlı söz yılanı bile deliğinden çıkarır” atasözlerine. Aklıma hemen şu söylemi sık kullanan bir dostum geliyor; "Düşüncelerini geliştirmeyen ve değiştirmeyenler, yalnızca deliler ve ölülerdir." Artık güncellenme zamanı.
    Cevapla