Aynur Ayaz
Aynur Ayaz
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Niyet akibettir... (KAR)

GİRİŞ 02.02.2012 GÜNCELLEME 02.02.2012 YAZARLAR

Yıllardır bu kadar hasretle beklenen ve uzaktan izlediklerimiz, içimizi ısıtanlar ve yansımalar. El tembelliği yapmıyoruz. Çalıştıkça ışıldıyoruz

Kimse bir başkasının başına gelen olumsuzluk kendi başına gelmeyince anlamıyor hatta oflanıp, sızlanmakla bir yere varamayacağını da biliyordu.

Şimdi ülkeye yağan mübarek kar hem gönülleri hem de içimizde kalan nefisleri okşadı. Hepimiz birilerini hiç yokken bile kar durumundan aramak zorunda kaldık. Nedeni sadece kardı. Herkes bu karda kalıcı olarak fotoğraf çektirdi ve içinde dışa vurmak istediği gibi belki de çocuklar gibi ilkkez neşelendi.

Hüznü kaybetmeye çalıştı.Rengi de bembeyaz. Yüzünde soğuk günün sıcak tebessümü kaldı. Arabalar yollarda, tanımadıklarımız yardım etmeye kalktı, insanlık hatırlandı, yolda kayanlar oldu tanımadıklarımız kollarımıza girdi. Yokuş arası, ara yollar insanlar birbirine iyi niyetle hem baktı, hem de birşeye ihtiyacı olup olmadığını sordu. Komşuluklar karda hatırlandı. Yani kar bizi bize bağladı, olması gerektiği gibi. Evlerde sıcacık pişen bir çorbanın tadı bile bu sefer başkaydı. Muhabbetlerde bile ülke sorunları ikinci plana düştü. Allah biliyor ya kar hiç gitmesin ve biz bu yaşama tatil olmadan da alışalım.

Demek ki bir kar nelere kadir Allahım. Tabi anlayana, anlayabilmek içinse çaba sarfedene...

İyi ki yağdın ve gündemi belirledin hatta yumuşattın kar. Rengin gibi,her mevsimin bıraktığı büyülü etki gibi sende bizi epeyce etkiledin be kar.

Sen olmazsan olmazmış. Artık küresel ısınmadan küresel soğumaya geçiyormuşuz ya...Dikkat...Şimdi doğuda yaşanan ve çekilen çileler farkına varıldı. Şimdi kar kış senaryolarının ciddiyetine varıldı. Çünkü başımıza geldi. Büyük empati. Farkındalıklarımızda artı belki.

Artık ümit ettiğimiz gibi kimse kimseyi yarı yolda bırakmaz. Herkes herkesin elinden tutar. Güven ve sağduyu özlediğimiz bu iki kelamı da yerleştirdiğimiz zaman, biraz sorunları çözümlerine bırakmış olacağız. O vakit başarının da hem bizim için, hem de ailemiz ve yakınlarımız için geldiğini göreceğiz. 

Güzel bir niyetle yola çıkan ve dinlediğimiz onca insanımız var ve onlardan biri Elif hanım, yüzünü güldürmek için ne eşi ne de ailesi yanında.

Ve her seferinde yalnızlığı içinde aradığı insan manzaralarını hiçe sayarak mutsuzluğunun en derinliklerini yaşıyor şimdilerde. Örneklerden biri.

Sadece 13 yıldır çocuğu için devam ettirdiği evliliği ve mücadeleci gözünü paraya dönmüş bir ev reisi başında. Kısaca zor ve savaşan bir aile tablosu yani.

Adı baba yağan karda dışarda oyun oynayan çocuğundan hesap soracak kadar adaletsiz ve merhametsiz üstelik. 

Hergün bir tane dramı yaşanan ve hiç duymak istemediklerimizden ama yolculuğu isyankarlığını kendi içinde sindirerek yenmiş hikayelere tanıklık ediyoruz.

Ve başına sıkıntı gelenlerden bazılarının isyanları içerisinde ölümünü dileyen ve isteyenler bile var. Bu kadar kolay mı ölümü istemek.

Herşeyin hayırlısını istemek, dilemek ve bunu öğrenmek... Ciddi öğrenmeye çalışmak. Yapabiliyor muyduk, yapabiliyor muyuz?

Elif hanımın başında asla boşanmak istemeyen inatçı bir eş var. Hergün evinin yemeği, ütüsüz giyilmeyen elbiseleri ve yapılan onca kadınlık görevleri hiçe sayılarak belki de teşekkürü bile fazla görülerek, sözlü işkence ya da adına siz koyun psikolojik görülen baskı var. Hergün ağlamalarını dindirecek anlayışlı bir aileside yok üstelik.

Sessiz çığlıklar atıyor, kendince yediği bir lokma bile boğazından sanki zehir olarak geçiyor. Başa gelen çekilir cinsinden mi peki bu? Bunun gibi insanlarımız ve benzerlerini görmezden onların sesine kulak vermeden edemeyiz herhalde. Aile hattını arayanlar, belli yardım eden internette danışmanlık yapan siteler, konuşamayan yüzlerce kişiler. Bunları biliyoruz...

Bugün sosyologlarımız ve psikologlarımız onca çağrı yaparken ve görevlendirilirken her evin nasıl bir aile hekimi varsa, acil bir aile sosyoloğunun da danışmanın olması şartı getirilmeli. Elif hanımlar kurtarılmayı beklerken bazıları da kendi çözüm önerileri ile yaşamaya çalışıyor. Bu karda onun çilesi de başka.

Nasıl yoluna koyarlar nasıl hallederler bilemiyorum ama biraz meclis de sosyolog ve psikolog ihtiyacı çok gibi görünüyor. Yaşananları görmezlikten gelemeyiz.

İnsanlarımızın manevi yorgunluklarını üzerlerinden atma zamanı galiba.

Hem meclisin nabzı hem de halkın nabzı meselesi. Niyet akibetse buna bakıp da önemsemek, toplumdaki en küçükten en büyük yetişkine kadar memnuniyet ve kişilk testlerinin yapılması aciliyeti gün gün artıyor. Evlerin içinde yaşanan vukuatların meclis de örneklendirilmesi gibi. Kara kış bize tüm yüzümüzü ve samimiyetlerimizi gösterdiyse bu samimiyet içerisinde Elif hanımlardan da bizler de sorumluyuz. Biz aile meclislerinden meclis de bizlerden...

Bazen neden aramamak, bazen varoluş içinde sızlanmamak. Şikayet etmeye hakkımız yok, elimizin altındaki yeteneklerin öncesinde sadece kulak misafiri olup dinlemek bile, yüzlerdeki gülümseye tanıklık edebilir, çabalarken o hazzı hissetmek bile çok önemli. Yaşadığı olaylar yüzünden kendini başarısız, kötümser ve umutsuz hissedenlerin çaresi değildir nutuklar. Bir kenarda dışlanmışlıklar ve yok sayılmalar.

"Sokağın başındaydım elimde karton bir poşet içinde de naylon poşetlerim vardı yedek. Arabadan indim ve yürümeye başladım kar devam ediyordu yağmaya. Havadan ıslanmış olmalı ki tam sokağa adım attım içindekiler yere döküldü. Notlar,kalemler ve kağıtlar. Arkadan bir kız geliyordu. Önce yüzüme baktı ve gülümsedi. Abla yardım edebilirim dedi." Eğildi ve yedek poşetlere dökülenleri topladı koydu. Vay canına! Biri karda yanıma gelmiş ve yardım ediyor. Hem de tanımadığı biri için. Allah çıkardı sessiz sokak ve tek bir kişi. Poşetleri taşımanada yardım edebilirim dedi. Etti de karşılıksız. Yürürken kısa sohbet iyi geldi. Henüz 13 yaşında. Ailesinin tekstil atölyesinde çalışıyor. Yolu bu sokağa düşmüş. Gözlerinin içi gülüyor ve sohbetten memnun oluyor. Toplasan on dakika bile değil sohbet. Evin önüne geliyoruz. O sağ ben selamet. Kayboldu kızcağız diyerek anlatıyor yakın bir arkadaşımız. Sadece Elif hanımlar değil, bu ülkede karda çocukluğunu bile yaşayamadan ekmek parası için çalışan ve adı henüz çocuk olanlardan bile sanıyorum mesulüz. Niyeti akibet olan nice bol karlı ve bembeyaz günlere.

Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL