Sabretmeyi bilmiyoruz... Sabretmek istiyoruz...
İstediniz de olmadı mı?
Ne susmak ne de konuşmak...(Ağzımızdaki bakla...)
Hadi o zaman çıkaralım o baklayı...
Neymiş o makamına saygı duymayan sana bana mı saygı duyacakmış? Sabır! Gelin tanışalım kendisiyle. Meclis de sabır imtihanından geçiyor, ülkenin, ülkemizin geçtiği yollar gibi. Yasayı değil bari kafaları değiştirelim... Sabır!
Makamda ve milletin izlediğini hiç mi düşünmez bazıları? Ona da sabır, hem de ya sabır... Bunlar hiç yakışmayan hareketler ya! İç sesiniz kendi kendisiyle konuşuyor.
Ah izlesem bir türlü, izlemesem de bin türlü diyorsunuz. Sabır çekelim. Öfkeyi azaltır, beklentileri kolaylaştırır ve hanemize sabırla sevap kazınırsınız.
Hoş içimiz dışımız bu haberlerden bıktı artık. Çok sıkıldık çok. Sabrımızı zorlayan şeyler oldu ve sonuç bizim hanemize eksi yazıldı. Günahların içinde sevaplarımızla ara ara yer değiştirsede sabır önemli mesele. Sabrımız kalmadı ne demek!...
"İnancınız varsa sabrınız da vardır." Allah herşeyin sabrını verdiği gibi, kulu için planladığı yolda en zorundan en kolayına tayin ediyor ya rotayı.
Karışmak hangimizin haddine. Sabır kelimesini yaşamın çok içine yerleştirmek için daha fazla kullanalım. "Allah sabır versin kardeşim", "sabrına ortağım","senin sabrına hayranım", "gel de sabırlı olalım", "sabırlı olmayı hiç denedin mi", "sabırsızlık işe yaramaz kardeşim", "sabır sana emanetiz" gibi cümleler hayatımızı bir düşünün ne kadar kolaylaştırır. Uymak ve araştırmak, işin doğrusu, siz iyi bilirsiniz.
Evinde eşine bir bardak çay ikram edip, bir de yanına kek sürprizi ile tatlı tatlı muhabbet etmek varken diyor biri.
Of güzel sabır denemesi içimden diyorum. Hergün eş çay bekliyor, ev hanımı ya sabır çekiyor. Öyle yok mu aman her akşam her akşam aynı şeyler söyleyip, isteyen ve kafa şişirenlerimiz. Oysa karşılıklı sabrımızı ölçmek için gelmedik biz bu dünyaya.
Kimse de kimsenin sabrını zorlayamaz aslında. Sabırlarımız çektiklerimizin mükafatı olur umudumuz var.
Sabır bir nevi ilaç ve bazen sabır, bir derman size.
Şimdi her gün içinde bulunduğumuz binlerce olay esnasında bir kere de ya sabır diyebiliyorsak ne mutlu bizlere.
“Eskilerin yerini yeniler alsın”ı bekler olduk öyle değil mi? Lokasyon olarak tepkileri orada, burada ve bazen de küçük gruplara yayarak veriyoruz. Sabır tepkimizi dindirir. Değişimlere olan inancımız kendimize olanla çok paralel aslında. Değişen yeni yüz görmek, aynı şeyler ve aynı sözcükleri kullanmak bile istemiyoruz. Burada nerede sabır? Sabırdan söz etmek mümkün mü?
Bu bizde ki değişim inançlarımızı özgürce yaşadığımız için mi? Geçmişteki sabır anlayışı ile şimdi ne değişmiş?
Kimse artık yolda çarşaflı bir hanımefendi görünce küçümseyemiyor, kimse artık yolda elinde tuttuğu bir kitap yüzünden yolda çevrilmiyor, kimsenin evine ansızın baskınlar yapılıp kardeşim bu çerçeveyi böyle asmışsın ya kaldır ya da kırarız diyemiyor. Yıllarca sabırla bekleyenler güzel günleri gördü. Demek ki bundan sonrası için yapılması da belli.
Sabır katsayımız da bir değişim olmalı. Çünkü sabırlı insan mutlu insan demektir. Deneyin.
Sabırsızın hayatındaki memnuniyetsizlik ve çaresizliğini. Görün ve değerlendirin. Sabrı yok ki tahammülsüz ve hoşgörüsüz. Hatta var olan şuurunu yok sayıyor.
Yolda kendi kafasına göre olmayanı beğenmez, tahammül etmez, sataşır ve asla sabır göstermez. Bir diğer taraftan da bakıldığında ayırımlar ve polemikler. Allah sabırlar versin. İşin içinden çıkmanın iki nedeni varken. Uzaklara ne hacet! Bir tartışmada ya sus ya da sabırla bekle. Bir de sesini yükseltme. Doğru değil mi? Denediğiniz günler gelsin hatırınıza. Uykunuzdaki sabra ne demeli? Hakim olamadığınız rüyalar görürsünüz ve rüyalarınıza müdahale etmeden yaratan size ayrıca onun sabrını veriyor. Nesini inkar edebiliriz ki? Hadi sabırsız davranabilelim ya?
Bir olumsuz olaya karşı veyahut hiç başımıza gelmesini istemediğimiz bir şey yaşıyor ve de gelmişse, Allah kahretsin diyor ve çok nadir gülüp geçiyoruz. Bunlara da cevabımız var. Sosyal medya veriyor cevabını. Takip edenleriniz için. Ayrı bir derinlik saçıyor sosyal medya. İleriki günlerde daha çok tahammül ve sabır göstermeniz gereken şeyler olacak baksanıza. Bekliyorum. En etkili, en güzel bir şekilde izliyorum. Ben kendi payımda sabırlıyım, darısı sabırsızların başına. İş ve ekmek kapınızda...
Gelelim meclis içinden hiç çıkamayan ve kendini sözüm ona sanatçı kompleksi ile yaşayarak adlandırıp, havalı gören sokaklara her gün inemeyen vekillerimize, vekillerimizin yerine oturup danışmanlık yapıp günlük niyetine raporlar sunanları da görmemek mümkün değil. Onlar da herhalde sabırdan eserler vardır?
Herkese göre isimler değişir. Nedense hak yerini bulmuyor mu? Bu dünyada yaşarken göreceğimizden hiç şüphem yok. Buna sabır!
Her türlü argonuza, ambargonuza ve söyleminize karşın sabır. Ve sükûnetle başlayın.
Hiçbirimizin hayatı bir diğerinkinden üstün değil. Vur kaç da yapmıyoruz. Herkes kazanmak için yaşıyor. Üstelik sabır yarışında da değiliz.
Ama ne için, neyi kazanmak için uğraşıyoruz bu kadar? Çıkaralım şu ağzımızdaki baklayı. Herkes rahatlasın o zaman. Nereye gittiğimizi tahmin ediyoruz az buçuk. Nelerle hangi zorluklarla olduğumuzu da biliyoruz. Sabrı da benden iyi bildiğiniz kesin. O zaman ümitsizliğimin faturası size kesilsin, sabır ateşi sizi her zamankinden daha çok yaksın. Canım ülkemin sabır alevine her şeyden daha çok ihtiyacı var.
İyi sabırlar!
Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com
-
noter tasdikli yorumcu 13 yıl önce Şikayet Etyok yok öyle değil. o ne o özgüven meselesi.o yüzden milleti çatlatıyor ya.Beğen
-
Can Bican 13 yıl önce Şikayet EtAradım kitapta buldum yerini. Sabır gibi devlet bulunmaz imiş.. Lakin sabır -diğer bütün amellerde olduğu gibi- bilinçli ve yerinde kullanıldığı takdirde salih bir eylem olur. İman, amel ve hak/hakikat bağlamından koparılmış bir sabır sahibini hüsrandan kurtaran bir sabır olabilir mi! Aç canavar karşısında gösterilen sabır/merhamet, ancak canavarın iştahını kabartacağı gibi bir de sonunda kişiyi diş, tırnak kirası ödemek zorunda bırakabilir. Zira zillet yerinde kullanılmayan bir sabrın kaçınılmaz sonucudur. Rabbim! Bana "kavgacı ve inatçı" bir takvayı öğret ki, sorumluluğun çokluğu arasında kaybolmayayım. Beni "perhizkar, münzevi takva" dan koru ki, tenhalık ve uzlet köşelerinde gizlenmeyeyim! (Her iki üstadı da rahmetle anmış olalım)Beğen
-
noter tasdikli yorumcu 13 yıl önce Şikayet Etolgun ve sabırlı yetiştirmek lazım. sadece duaya katılma son görevi ifa etmek amacıyla bulunduğu toplantıda sadece görüntüsünü bahane edip Allah Atatürkü sevmeyenlerin belasını versin diye sataştıklarında oralı olmaz. ortamda ve sonrasında üstü kapalı gönderme yapan anneye çok büyütüyorsun der güler geçer. gün olur devran döner anne evde yokken nasılsa ayni kişiler mecburen eve ziyaret amacıyla gelirler. evde misafir ağırlayacak başka kişiler de olduğu halde o hakaret yiyen genç annesini aratmayacak izzet ikramda bulunur. sonra her yerde anlatırlar belki utançlarından kurtulmak için. nice yaşını başını almış kişiler böyle bir duruş sergileyemezler. olgunluk başka şey.Beğen
-
noter tasdikli yorumcu 13 yıl önce Şikayet Etsağolasın editör. her lafı kaldırabileceğimi ne kadar sabırlı olduğumu tescil ettiniz. durduk yere çaktırmadan laf geliyor çok daha yumuşak gönderme bile sayılamayacak yorumu yayınlamıyorsunuz. olsun diğer adımız sabır taşı diğerleri toy yazık üzülürler incinirler değil miBeğen Toplam 1 beğeni
-
noter tasdikli yorumcu 13 yıl önce Şikayet Etinanç sabır ilişkisi. klişe belki ama Allahcc dayanma gücümüze göre dert versin. sabredemeyenin derdi daha da büyüyor. sabretmek deyince hakikaten insanın aklına ister istemez inanç geliyor. üniversitede pek dinle imanla o zamana dek kendisinden bir söz duyulmayan bir hoca oğluma, Allah bazen sabrımı mı sınıyor seninle diye düşünüyorum demiş. internet ortamında tanımadığı kişilerle falan da çok tartışır milleti simir ettiğine eminim bazı konularda. yani sabretmek konusu açılınca hocanın diline hemen inançla bağlantılı bir cümle gelmiş.Beğen Toplam 1 beğeni