Sahibi olamadıklarımız için…
Kendi farkındalığının peşine düşenler gibi oluyoruz bazen ve bazen şu bizi rezil eden dilimize de sahip çıkamayabiliyoruz.
İşte hafta sonu gittiğim ve sanki bir 50 yılı içine alacak derecede uzun uzun anlatılmış bir sinema filmi bile ”Kara Şövalye Yükseliyor” bunu çok net gösterdi. Ayrım değil belki ama dünyanın gidişatı ve teknoloji ile olan bağını gözle görülür bir noktaya getiriyordu.
Geleceğimiz dediğimiz çocuklarımız ve gençlerimiz, bizi biz yapan değerlerimiz ve gerçek hakikat. İnkâr edilemez gerçekler ve tabiki mucizeler. Her şeyin bir kuralı var bu kadar aksiyon sahneleri gerçeğe yakın izlenebiliyorsa demek ki mutlak hakikat farkını görmezden gelmez ayıp olur.
Sahip olduklarımızı değil de nedense olamadıklarımızın peşinden gidip bunun hayalini kurmak yerine oturup olumsuz düşünceler içerisinde kalmak bize göre değil.
Ruhumuzu diri tutmak için herhalde günümüzde beynimize mukayyit olmamız gerekecek. Her gün apayrı olaylara tanıklık ediyoruz ve hikâyesi ile karşı karşıya kalıyoruz ki aman Allah’ımla başlayan kelimeler oldukça çok. Yalnız çevrede olup bitene kayıtsız kalmak da keşke kelimesi kadar zararlı bir durum.
Yıllarca kuşaklar üzerine alt mesaj filmleri çok izledik. Kitapçılarda içi okunmadan satılan kitapların ayrı bir yeri olduğu gibi. İstiklâl Caddesi popülerliğini üzerinden geçen insan sayısı ve diyaloglar yerine kendi üzerinde sürekli sözlü eylemler gerçekleştirerek popüler oldu. Artık yıllar sonra hafızalarda nasıl ve ne şekilde yer edeceği gibi. Oysa yürüdüğünüz yerin tarihi bizlerle yüzleşecek ve üzerimde neler yaptınız demeyecek mi? Sanki kendi ağzımızdan çıkanlar gelip bizi vurmayacak mı?
Günümüz yüzyılın en önemli olayıysa iletişim. İletişime kapalı değil açık bir milletin evlatları gibi davranmak gerekecek. Sahibi olamadıklarımız için neden değilim yerine bundan da bir hayır vardır mevzusu. Notlar çok, ibretlik dersler de. İşte dünya bizden bir adım önce mi ya da biz onlardan mı buna ancak dünyanın imtihanı bittiğinde sanırım karar verilir. Bizde mantık basit düşün ve yaşa. Bugün günümüz hastalığı, tedavisi isterse insanın kendi elinde olan dedikodu. Günümüz şiddeti ise bana göre, size göre göreceli olabilir iftira. İşte kendine döndüğünde başkaları ile uğraşmak yerine hep kendimizle uğraşsak!
Mutluluk için kayıp zamanlar yaşamayalım. Bu özel inanlara mahsus ayda dilerim dünya dengesini kaybetmeden yaşar. Yarın bir gün kalkıp teknoloji yerine en temel ihtiyaç su ve yemeklerden de mahrum olmak var.