Bartu Eken
Bartu Eken
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Avrupa'da kaç Epstein vakası var?

GİRİŞ 26.03.2026 GÜNCELLEME 26.03.2026 YAZARLAR

Herkesin dilindedir Paris. Özellikle Türkiye'de. Aşıkların başkentidir. Avrupa’nın kalbi ve ışıltılı şehri bugünlerde ağır bir toplumsal tortunun yüzeye çıkışıyla karşı karşıya. Jeffrey Epstein’in okyanus ötesinde kurduğu istismar ve şantaj mekanizmasının bir benzerinin, kıta Avrupası’nın kalbinde, Fransız elitleri arasında çok daha köklü bir kültür olarak kök saldığı artık kapalı kapılar ardında fısıldanmıyor.

Ortaya çıkan manzara tüyler ürperten cinsten. Bu kez hedefte uzak adalar değil, bizzat çocukların emanet edildiği kreşler ve okullar var.

Paris Belediyesi’nin 2025 yılına ait verileri, meselenin münferit bir sapkınlık olmadığını, devasa bir yönetimsel ve ahlaki iflas olduğunu kanıtlıyor. Rakamlar ürkütücü...

Kreş ve ilkokul düzeyindeki çocuklara yönelik istismar suçlamalarıyla, 46 kişi görevden uzaklaştırıldı. Saygın olarak görülen öğretmenlerin ve bürokratlara kurban olan çocukların yaş aralığı 3 ila 9 arasında değişiyor. Elbette bu durum sadece adliyeye yansıyan kısım.

FRANSA'DA KAN DONDURAN RAPOR

Ensest ve Çocuklara Yönelik Cinsel Şiddet Bağımsız Komisyonu'na göre yaşananlar; sistematik cezasızlık kültürünün sonucu. Gücü elinde bulunduranların, akademik kariyerlerin veya bürokratik zırhların arkasına saklanarak kurdukları bu şebeke, Epstein’in yöntemlerini anımsatıyor: Sessizlik ve korumacılık.

Mağdurların çoğu, başvurdukları polislerin veya hakimlerin kendilerine inanmadığını, hatta bizzat sistem tarafından susturulduklarını ifade ediyor. Fransa’nın cinsel istismar sicili, Avrupa’nın geri kalanına ders olması gereken bir karanlık barındırıyor. Ülkede yapılan araştırmalar gösteriyor ki; her on kişiden biri çocukken cinsel şiddete maruz kalıyor. Bu da 5.5 milyon çocuk demek.

ALMANYA'DA DURUM FARKSIZ

1960'lardan 2000'lerin başına kadar, Berlin Gençlik Dairesi, kimsesiz çocukları bilerek pedofil olduğu bilinen kişilere koruyucu aile olarak verdi. Dönemin ünlü psikoloğu Helmut Kentler tezini kanıtlamak için bu öneriyi sunmuştu. Ona göre istismarcılar, sahipsiz çocuklara daha iyi davranıyordu ve bu "deney" bürokrasiden geçti. Elbette kayıtlara ulaşılamıyor, kaç çocuğun mağdur olduğu bir şekilde bilinmiyor. Kentler, bu çocukların istismara uğradığını biliyordu ancak hazırladığı raporlarda bu durumu çocuğun cinsel gelişimi için olumlu bir deneyim olarak nitelendiriyordu.

Akademik nüfuzu o kadar güçlüydü ki, on yıllar boyunca kimse bu uygulamayı sorgulamaya cesaret edemedi.

Üstelik söz konusu akademisyen hiç yargılanmadı. Mağdurlar nihayet itiraflara başlayabildiğinde zaman aşımı süresi dolmuştu. Bu durum herhangi bir tazminat almasını da engelledi.  Ülkede, 1946-2014 yılları arasında sadece Katolik Kilisesi bünyesinde 3.677 çocuğun mağdur olduğu tescillendi. Protestan Kilisesi'nde ise bu sayının 9.355'e kadar çıktığı tahmin ediliyor.

Sonuç olarak sorulması gereken soru şudur: Çocuklarını kreşlerde, okullarda ve kiliselerde koruyamayan, istismarı bilimsel bir raporla meşrulaştıran bir kıta, ders vermeden önce ders alabilecek mi?

Paris’te vicdanların ışığı sönmüş, Berlin’in kayıtları yakılmış olabilir ancak 3 yaşındaki bir çocuğun emanet edildiği sistem tarafından ihanete uğradığı bir dünyada, hiçbir istatistik bu utancı temizlemeye yetmez.

Bartu Eken / Haber7

YORUMLAR 2
  • Rüştü ÖZDEMİR 12 saat önce Şikayet Et
    Harika Değerlendirme.
    Cevapla
  • AĞACAN 13 saat önce Şikayet Et
    Aynen hocam aynen, yanarım da içimizdeki kendinden bi haber gençlerin batı hayranlığına yanarım. Hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan Batı hayranı oluşlarına ....
    Cevapla