Bartu Eken
Bartu Eken
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

İran savaşı bize ne öğretiyor?

GİRİŞ 12.04.2026 GÜNCELLEME 12.04.2026 YAZARLAR

ABD-İsrail ittifakının İran’a düzenlediği saldırılar ve Devrim Muhafızları’nın misillemeleri siyasi, askeri ve sosyolojik açıdan birçok önemli çıkarımlarda bulunmamıza neden oldu.

CASUS BELLİ KAVRAMI GENİŞLEDİ

Öncelikle siyaseten bir kez daha uluslararası ilişkiler derslerinde öğretilen “casus belli” yani savaş nedeni ilkesinin ne kadar esnetilebilir ve daha güçlü ülkelerin faydalarına yönelik şekillendirilebildiğini gördük. Her ne kadar uluslararası hukuka aykırı, savaş eylemi yanlış, bombardıman olmamalı sözlerini söylesek bile, bunlar oldu.

Daha önce Irak’ta oldu. Afganistan’da oldu, Vietnam’da oldu...

Savaşı başlatan aktör değişebilir. Önemli olan bu aktörlerin gerekçeleri kendi siyasetlerine göre belirleyebilmeleri ve dünyadan caydırıcı bir tepki görmemeleridir.

İsrail’in, Filistin’i, Lübnan’ı, Suriye’yi, Irak’ı, Yemen’i ve son olarak İran’ı bombalamasının arkasında yatan nedenlerden biri budur. Küresel caydırıcılığın olmaması.

Çin ve Rusya, İran’ın müttefikleri olmasına rağmen gerek çatışmanın daha fazla büyümemesi gerekse kendi avantajlarını yakalamaları bu savaşa müdahil olmamalarına neden oldu. İran’ın yönetim kadrosunda olsaydım, bundan muhakkak rahatsızlık duyardım. Tıpkı Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun evinden kaçırıldığı anlarda, muhtemelen hissettiği şeyleri hissederdim.

İttifakıma güvenemiyorsam, neden bir ittifakım olsun? Sonuçta İran’ı askeri olarak tehdit edecek başka güç yoktu bölgede. Türkiye savaş aramıyor, Pakistan arabulucu rolünde, Azerbaycan akil bir yönetime sahip. Verilen istihbarat desteği ve insani yardımları da bir hatırlatma notu olarak bırakalım.

DRONLARIN ÖNEMİ BİR KEZ DAHA GÖRÜLDÜ

Tabi her başlığın yüzlerce sayfa içeriği olabilir, ancak bu bir köşe yazısı olduğu için genel bağlamda, kritik noktaları ele alıyorum. Devam edelim..

İnsansız hava araçlarının alçak mesafe uçuşunun mevcut hava savunma sistemlerini rahat bir şekilde aştığını görüyoruz. Körfez ülkeleri bu saldırılardan büyük hasar gördü. Üstelik, Devrim Muhafızları bu operasyonları yaparken çok fazla para harcamadı. Kritik hedefler nokta atışıyla vuruldu. Bu durum aslında ABD’ye üslerini kullandıran bölge ülkelerine bir mesaj olmakla birlikte daha çok Trump yönetimi üzerinde baskı oluşturmayı hedefliyordu.

Nitekim geçtiğimiz gün Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen açıklama, alışageldik değildi. Lübnan’a yönelik bombardıman kınanarak, saldırıların durması ve istikrarın yeniden sağlanması gerektiği vurgulandı.

Sadece dronlar değil... Balistik füzelerin birçoğu havada vurulmuş olsa da bu sistemleri aşmak için İran’ın küme başlıklı roketlere yöneldiğini görüyoruz. Savaşın ilklerinden biri buydu. Ayrıca SİDA’ların Basra Körfezi’nde aktif olarak kullanılması akıllara, Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarını getirdi. İlginçtir ki İran destekli Husiler, Saudi Aramco’yu da Devrim Muhafızları’ndan önce vurmuş ve ateşkese giden yolda bu önemli bir adım olmuştu.

İran lider kadrosunun kolay bir şekilde hedef alınması ve donanmanın büyük ölçüde imha edilmesi de Tahran’ın savaş adına teknik bakımdan eksiler.

SOSYOLOJİK SONUÇLAR

İran savaşının bize bir kez daha gösterdiği görüş farkı olmadan, yabancı bir ülkenin bombardımanına uğramak, halkı bir araya getiren bir durum. İran muhalefeti belki rejimi devirme fikrinden vazgeçmedi ancak şu an sokağa çıkmalarını engelleyen sadece korkuları değil aynı zamanda yönetimi yıksalar bile devamında başlayacak huzursuzluk belki de iç savaş ortamı.

Burada Trump yönetiminin, Bush’tan farkını görüyoruz aslında. “Rejim değişti” söyleminin sebebi de bu. Basit bir yalan ya da çılgınca söylem değil. Pazarlık yapmayacak herkesi etkisiz hale getirdik, bu potansiyele sahip insanlar hayatta demek bu. Yoksa İran’ın yönetim şekli, Washington’ın neden umrunda olsun?

Bu hiçbir zaman böyle olmadı...

YORUMLAR 7 TÜMÜ
  • tiktak 6 saat önce Şikayet Et
    casus belli ise niye yakalanmiyor.
    Cevapla
  • Realiteyi Görmek! 9 saat önce Şikayet Et
    BRiCS+ṢiÖ Çin hegemonyasına hizmet eden yapılar! Rusya ve İran jeopolitik riskleri üstlenip sahada yıpranırken; Pekin yönetimi, bu krizleri fırsata çevirerek indirimli enerji tedarikine odaklanıyor. 'Petro-Yuan' söylemleri küresel ambargolar karşısında henüz reel bir karşılık bulabilmiş değil. Çin ise sözde lafta stratejik müttefiklerini üç kuruṣ çıkar için satıyor!
    Cevapla
  • Mevcut Tablo! 9 saat önce Şikayet Et
    BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), ortak bir idealden ziyade Çin’in ekonomik hegemonyasına hizmet eden yapılar haline geldi. Rusya ve İran jeopolitik riskleri üstlenip sahada yıpranırken; Pekin yönetimi, bu krizleri fırsata çevirerek indirimli enerji tedarikine odaklanıyor. 'Petro-Yuan' söylemleri küresel ambargolar karşısında henüz reel bir karşılık bulabilmiş değil.
    Cevapla
  • Bize ne öğretiyor? 9 saat önce Şikayet Et
    Bu makale bir gerçeği açıkça ortaya koyuyor: Çin merkezli BRICS ve Şanhay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), stratejik derinliği olmayan 'içi boş' yapılardır. Rusya ve İran sahada sıcak çatışmalarla enerji harcarken; Çin, bu durumdan faydalanarak bedavaya yakın fiyatlarla gaz ve petrol stokluyor. Çin ve BRICS’in 'Petro-Yuan' hayalleri, ambargolar ve ekonomik dar boğazlar karşısında çökmüş durumda.
    Cevapla
  • Misafir 11 saat önce Şikayet Et
    Iran iç cepheyi sağlam tutamasaydı çoktan kaybetmiști..
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle