Avrupa psikolojik olarak savaşa hazırlanıyor
İki Dünya Savaşı’ndan sonra... Yeniden mi başlıyoruz? Evet, adres Avrupa. Güvenlik kavramı giderek daha gündemde. Hükümetler ordularını şehirlerini, altyapılarını ve hatta sivillerin yaşam alışkanlıklarını olası bir çatışma düzenine göre yeniden şekillendirmeye başlıyor.
İSVEÇ DETAYLI SAVAŞ KİTAPÇIĞI DAĞITTI!
Bu dönüşüm özellikle Kuzey ve Doğu Avrupa’da çok daha görünür hale gelmiş durumda.
İsveç’in geçtiğimiz aylarda yaklaşık 5,2 milyon haneye dağıttığı “In Case of Crisis or War” isimli kitapçık bunun en dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Kitapçıkta vatandaşlara savaş durumunda ne yapmaları gerektiği ve en az bir hafta boyunca devletten yardım almadan nasıl hayatta kalabilecekleri anlatılıyor. Evde litrelerce su depolanması, konserve stoklanması, nakit para bulundurulması, elektrik kesintisine karşı pilli radyo hazırlanması gibi tavsiyeler yer alıyor. Olası hava saldırısı sırasında hangi metro istasyonlarının veya bodrum katlarının sığınak olarak kullanılabileceği bile anlatılıyor. Aslında bu kitapçığın en önemli tarafı içeriği değil, varlığı.
Çünkü İsveç uzun yıllar boyunca Avrupa’nın en güvenli ve en istikrarlı ülkelerinden biri olarak görüldü. Soğuk Savaş sonrası dönemde savaş ihtimalini neredeyse tamamen zihninden çıkarmış bir toplumdan bahsediyoruz. Bugün aynı ülke, vatandaşlarına doğrudan “savaşa hazırlıklı olun” mesajı veriyor. Psikolojik bir dönüşüm, yeniden başlıyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’da oluşan temel kırılma da burada ortaya çıkıyor. Çünkü kıta artık savaşı uzak coğrafyalarda yaşanan istisnai bir durum olarak değerlendirmiyor. Özellikle Baltık hattında ve Kuzey Avrupa’da güvenlik algısı tamamen değişmiş durumda. Bu yüzden mesele yalnızca askeri harcamaların artması değil. Çok daha derin bir dönüşüm yaşanıyor.
BALTIK ÜLKELERİ ÇATIŞMA DURUMUNA HAZIRLANIYOR
Estonya, Letonya ve Litvanya gibi Baltık ülkelerinde metro tünelleri, yer altı otoparkları ve veri merkezleri artık kriz anlarında kullanılabilecek hibrit savunma altyapıları haline getiriliyor. Çünkü modern savaşın doğası değişmiş durumda. Artık elektrik şebekelerinin çalışmaya devam etmesi, veri akışının kesilmemesi, internet altyapısının ayakta kalması ve şehir lojistiğinin sürdürülebilmesi de ulusal güvenliğin doğrudan parçası olarak değerlendiriliyor. Bu ülkeler Rusya’yla doğrudan coğrafi temas içinde oldukları için, savaşın ilk aşamasında kritik altyapıların hedef alınabileceğini düşünüyor.
Soğuk Savaş döneminden farklı olarak, siber saldırılar, enerji kesintileri, iletişim çöküşleri, sabotaj girişimleri ve veri merkezlerine yönelik operasyonlar savaş senaryolarının temel parçaları arasında görülüyor.
SIĞINAKLI KONUT SATIŞLARI ÖN PLANA ÇIKIYOR
Psikolojik dönüşümün en görünür etkilerinden biri emlak piyasasında ortaya çıkmaya başladı.
Özellikle İsveç, Finlandiya ve Polonya’da sığınaklı konutlara yönelik talep ciddi biçimde artıyor. İsveç’te geçtiğimiz yıl satışa çıkan eski bir Soğuk Savaş sığınağı bunun sembolik örneklerinden biri haline geldi. Dışarıdan sıradan bir kırsal ev gibi görünen yapının altında, kalın beton duvarlara sahip tam donanımlı bir bunker bulunuyordu.
İçerisinde yatak odaları, jeneratör sistemi, hava filtreleme altyapısı ve uzun süreli yaşam alanları yer alıyordu.Benzer şekilde Finlandiya’da yer altı yaşam alanları yeniden modernize edilirken, Polonya’da özellikle doğu bölgelerinde güvenlik altyapısına sahip konut projeleri daha fazla öne çıkmaya başladı. Bu tablo önemli çünkü güvenlik kaygısının artık yalnızca devlet politikalarında değil, bireysel ekonomik davranışlarda da belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Ve bu durum Avrupa’daki dönüşümün geçici bir refleks olmadığını düşündürüyor. Çünkü devletler kısa vadeli krizler için toplum psikolojisini bu kadar kapsamlı biçimde dönüştürmez. İsveç’in milyonlarca eve savaş kitapçığı göndermesi, Almanya’nın yeni sığınak haritaları hazırlaması, Finlandiya’nın vatandaşlara 72 saatlik hayatta kalma rehberleri yayınlaması aynı güvenlik anlayışının parçaları.
Avrupalı liderler toplumlarını savaş ihtimaline psikolojik olarak hazırlamaya çalışıyor. Belki de en dikkat çekici değişim tam olarak burada ortaya çıkıyor. Çünkü savaş henüz Avrupa’ya geri dönmüş değil. Ama savaş ihtimali bile şimdiden Avrupa şehirlerinin mimarisini, emlak piyasasını, altyapı yatırımlarını ve insanların gelecek algısını değiştirmeye başlamış durumda.
Bartu Eken / Haber7
-
Ersever 4 saat önce Şikayet EtBizde, özellikle dağların içine, hertürlü yaşam malzemesi, hastane ve tıbbi cihaz koymalı, savunma sanayii tamamen dağların içinde olmalı. İran, böyle yaptı ve ayakta kalabildi.Beğen Toplam 1 beğeni