İsrail tek başına savaşabilir mi?
ABD ile İran arasında varılan anlaşma Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılığını görünür hale getirdi. Tel Aviv'de hakim olan görüş, İran'ın oluşturduğu tehdidin ortadan kalkmadığı yönünde. Hizbullah'ın elindeki roketler duruyor. Husiler Kızıldeniz'de faaliyet göstermeyi sürdürüyor. İran'ın bölgesel nüfuzu ise ciddi darbeler almasına rağmen tamamen ortadan kalkmış değil. Bu durum yeni bir soruyu gündeme getiriyor.
Washington frene basarken İsrail gaz pedalına basmaya devam ederse ne olur?
HAVA SAVUNMASININ SINIRLARI
İsrail'in en büyük avantajı hava gücü. F-35 filosu, gelişmiş istihbarat ağı ve uzun menzilli operasyon kapasitesi sayesinde bölgedeki birçok rakibinden üstün durumda. Ancak son yıllardaki çatışmalar başka bir gerçeği de ortaya çıkardı. Modern savaşlarda saldırı kadar savunmanın maliyeti de belirleyici hale geliyor. İsrail'in çok katmanlı hava savunma sistemi dünyadaki en gelişmiş ağlardan biri olarak kabul ediliyor.
Demir Kubbe kısa menzilli roketlere, Davud'un Sapanı orta menzilli tehditlere karşı görev yapıyor. Arrow sistemi ise balistik füzelere karşı son savunma hattını oluşturuyor. Sorun sistemlerin etkinliğinden ziyade, mühimmat tüketimi. İran, Hizbullah ve diğer gruplar yüzlerce hatta binlerce hedefi aynı anda havalandırdığında savunma sistemlerinin önüne farklı bir denklem çıkıyor. Sistem hata verebiliyor ve füzeler İsrail merkezini vurabiliyor… Bunları gördük. Ayrıca bir saldırı füzesinin maliyeti ile onu durduran önleme füzesinin maliyeti aynı değil.
HİZBULLAH HALA GÜÇLÜ
İsrail'in karşısındaki en ciddi askeri tehdit hala Hizbullah. Gazze'deki örgütlerle kıyaslandığında çok daha büyük bir füze ve roket kapasitesine sahip. Son iki yılda önemli kayıplar verdi. Üst düzey isimlerini kaybetti. Lojistik hatları zarar gördü. Ancak bu durum İran destekli örgütün tamamen etkisiz hale geldiği anlamına gelmiyor. Lübnan sınırında yaşanacak uzun süreli bir savaş, İsrail'in hava savunma stoklarını ve ekonomik kapasitesini ciddi şekilde zorlayabilir. İsrail'in askeri planlamacıları da yıllardır bu senaryo üzerinde çalışıyor.
İRAN DİRENİŞ GÖSTERDİ
Savaş sırasında Tel Aviv'de birçok çevre askeri baskının İran yönetimini içeriden sarsacağını düşünüyordu. Rejim değişikliği senaryoları konuşuluyor, ekonomik baskının toplumsal tepkiyi büyüteceği öne sürülüyordu. Zaman içinde ortaya farklı bir tablo çıktı. İran'ın kritik tesisleri vuruldu. Üst düzey askeri isimleriyle birlikte dini lider Ali Hamaney hayatını kaybetti. Buna rağmen devlet mekanizması çökmedi, güvenlik yapısı dağılmadı ve yönetim kontrolü korumayı başardı. Daha da önemlisi, İran kamuoyunda beklenen ölçekte bir rejim karşıtı dalga ortaya çıkmadı. Tam tersine birçok kesimde dış saldırıya karşı savunma refleksi görüldü. İsrail'in askeri kapasitesi tartışılmadı ancak savaşın siyasi hedefleri konusunda soru işaretleri oluştu.
Son savaşın ardından ortaya çıkan tablo şunu gösterdi:
İran yıpratılabilir, bölgesel etkisi sınırlandırılabilir, askeri kapasitesi geriletilebilir fakat İran'ın içeriden çökeceği varsayımı şu aşamada kanıtlanmış bir gerçeklik değil.
Bu durum İsrail açısından savaşın maliyet hesabını daha karmaşık hale getiriyor. Çünkü birkaç hafta sürecek bir operasyon ile yıllara yayılabilecek bir stratejik mücadele aynı şey değil. Fabrikaların çalışıp çalışmadığı, ekonominin ne kadar dayanabildiği, hava savunma stoklarının ne hızla tükendiği, toplumun ne kadar süre alarm halinde yaşayabildiği zaman ilerledikçe daha fazla önem kazanıyor.
Bu nedenle İsrail'in önündeki denklem askeri güçten çok dayanıklılık meselesi. Tel Aviv'in elinde bölgenin en etkili ordularından biri bulunuyor. Washington'ın desteği olmadan yürütülecek uzun süreli bir mücadelede ise aynı rahatlıkla hareket etmek çok daha zor. Bugün İsrail'in karşısındaki soru İran'ın vurulup vurulamayacağı değil. Ortaya çıkabilecek uzun savaşın maliyetinin ne kadar taşınabileceği…
Bartu Eken / Haber7
-
misafir 10 saat önce Şikayet Etçok şükür zafer müslümanların olduBeğen