Bartu Eken
Bartu Eken
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı kaldı mı?

GİRİŞ 21.06.2026 GÜNCELLEME 21.06.2026 YAZARLAR

Geçtiğimiz gün Avrupa Parlamentosu'nda yapılan bir konuşma Brüksel'de uzun yıllardır yüksek sesle sorulmayan bir soruyu yeniden gündeme taşıdı. Alman milletvekili Tomasz Froelich, Türkiye'nin artık Avrupa Birliği'ne ihtiyaç duymadığını söyledi. Daha da dikkat çekici olanı, bunun sorumlusu olarak Ankara'yı değil Brüksel'i göstermesiydi. Bu sözler ilk bakışta Almanya'daki aşırı sağın Türkiye'ye yönelik alışılmadık bir çıkışı gibi görülebilir. Ancak tartışmanın merkezinde çok daha büyük bir gerçek bulunuyor.

UZUN BEKLEYİŞİN SONU

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki son yirmi yılda köklü biçimde değişti.  2000'li yılların başında Avrupa Birliği üyeliği Türkiye'nin en önemli dış politika hedefiydi. Ekonomik reformlar yapıldı, demokratikleşme paketleri hazırlandı. Müzakere başlıkları açıldı...

Ankara, Avrupa standartlarına uyum sağlamak için büyük bir siyasi enerji harcadı. O dönemde denklem basitti, Türkiye Avrupa'ya yaklaşmaya çalışıyordu. Brüksel ise kapıyı aralık tutuyordu. Aradan geçen yıllar bu tabloyu değiştirdi. Müzakereler durdu, yeni başlıklar açılmadı, vize serbestisi gerçekleşmedi. Tam üyelik perspektifi giderek belirsiz hale geldi, bu süreçte değişen yalnızca Avrupa'nın tavrı olmadı. Türkiye de değişti...

GÜÇ DENGESİ FARKLI BİR NOKTAYA GELDİ

Bugün Avrupa Birliği'nin karşısında 2005 yılındaki Türkiye bulunmuyor. Savunma sanayisini büyük ölçüde kurmuş bir ülke var. Enerji koridorlarının merkezinde bulunan bir ülke var. Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Akdeniz ve Ortadoğu arasında kritik konuma sahip bir ülke var. Son yıllarda yaşanan gelişmeler bu gerçeği daha görünür hale getirdi. Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa'nın güvenlik mimarisini sarstı.

Enerji krizi Avrupa ekonomisini zorladı. Göç baskısı birçok Avrupa hükümetini iç siyasi krizlerle karşı karşıya bıraktı. Bu başlıkların tamamında Türkiye kilit aktör olarak öne çıktı. Brüksel'in Ankara'yı görmezden gelme lüksü giderek azaldı.

ÇİFTE STANDART TARTIŞMASI GÜNDEMDE

Froelich'in konuşmasında dikkat çeken bölüm Avrupa'nın demokrasi ve değerler söylemine yönelik eleştirilerdi. Bu tartışma yeni değil. Türkiye uzun yıllardır Avrupa Birliği'nin bazı konularda siyasi kriterleri esnettiğini, bazı konularda ise katılaştırdığını savunuyor. Göç konusunda Türkiye'ye ihtiyaç duyulduğunda iş birliği çağrıları yapılıyor. Güvenlik konusunda Türkiye'nin önemi vurgulanıyor. Enerji konusunda Ankara'nın rolü öne çıkarılıyor. Üyelik meselesi gündeme geldiğinde ise süreç yeniden kilitleniyor.

Bu durum Avrupa'nın Türkiye üzerindeki etkisini zamanla azaltan faktörlerden biri oldu. Çünkü dış politikada güven kadar tutarlılık da önem taşıyor.

YENİ ORTAKLIK MODELİ

Bugün Brüksel'de giderek daha fazla kişi tam üyelik hedefinden değil, yeni ortaklık modellerinden söz ediyor. Enerji, ticaret, savunma, göç yönetimi, teknoloji... Taraflar arasındaki ilişki giderek bu alanlar üzerinden şekilleniyor. Bu durum aslında iki tarafın da fiilen kabul ettiği yeni gerçekliği yansıtıyor.

Türkiye Avrupa'nın parçası olmaya devam ediyor. Ancak bu ilişki artık üyelik perspektifi üzerinden yürümüyor. Karşılıklı ihtiyaçlar üzerinden ilerliyor.

ASIL DEĞİŞEN NE?

Belki de son yirmi yılın en büyük dönüşümü burada yaşandı. Eskiden Türkiye Avrupa Birliği'ne nasıl gireceğini tartışıyordu. Bugün Avrupa Birliği Türkiye ile nasıl çalışacağını tartışıyor. Bu fark küçük görünmeyebilir. Fakat iki dönemin psikolojisi tamamen farklı. Ankara artık üyelik bekleyen taraf konumunda değil.

Brüksel de Türkiye'yi dışarıda bırakarak bölgesel sorunları yönetebileceğine eskisi kadar inanmıyor. Tomasz Froelich'in sözleri bu yüzden önemli. Çünkü Avrupa Parlamentosu kürsüsünden ilk kez şu düşünce bu kadar açık şekilde dile getirildi...

Sorun Avrupa'nın Türkiye ile nasıl bir ilişki kuracağı. Önümüzdeki yıllarda Ankara-Brüksel hattındaki asıl tartışma da bu olacak gibi görünüyor.

YORUMLAR 20 TÜMÜ
  • Karaoğlan 48 dakika önce Şikayet Et
    Elbette ülkelerin birbirilerine ihtiyacı vardır ve her zaman kalıcıdır
    Cevapla
  • Omy 7 saat önce Şikayet Et
    Kurmaya gerek yok Türkiye Rusya Çin Bahçeli'nin dediği T.R.C A inanın bana bu gerçekleştiğinde kapımıza yatıp da bize yalvaracaklar
    Cevapla
  • Aynen 7 saat önce Şikayet Et
    Muhtac degil isek neden 63 yildir adayiz yirtin atin uyeligi geri cekin!
    Cevapla
  • Reisx 8 saat önce Şikayet Et
    Valla kardeşim kimin kime ihtiyacının olduğunun bir önemi yok ama vize kuyruklarında adamların vicdanlarına ihtiyacımız olduğu ve vize için el pençe durduğumuz kesin. Gerisi boş
    Cevapla
  • Diyarbakır 9 saat önce Şikayet Et
    dunyada siyasi güç denge ve yükseliş her 100 senede bir el değiştirir güneş asya dan doğmaya yakın suanki sancılar da bunun göstergesi ve sebebidir. Yeni jeopolitik düzende herkes yeni düzenin dışında kalmama peşinde. Şu bir gercek Avrupa ve batı gerileme döneminde ve bu devam ettikçe dahada hircinlasip guc kullanma yoluna gidiyor
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle