Washington'da Kaan savaşı
Amerika Birleşik Devletleri bugünlerde seçilmiş liderlerin iradesini rehin almak isteyen bürokrasiyle Beyaz Saray arasında amansız bir gölgeler savaşına sahne oluyor. Trump yönetiminin en güvendiği isimlerden Başkan Yardımcısı JD Vance’in geçtiğimiz günlerde yaptığı o sarsıcı açıklamaya dikkat çekmek isterim.
"Bürokrasi, seçilmiş liderleri iş yapamaz hale getirmek için haftada iki kez suni Watergate krizleri üretiyor."
Trump yönetimi, Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN için hayati önem taşıyan 700 milyon dolarlık F110 jet motorunun satışını onaylayıp resmi bildirimle Kongre’ye sundu. Hemen ardından Vance ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, Türkiye'nin F-35 programına iadesi için yasal bir inceleme başlattıklarını duyurması, Beyaz Saray’ın Ankara ile yeni bir sayfa açma niyetini ilan etti. Ancak bu stratejik hamle, Washington koridorlarında anında devasa bir kurumsal barikatla karşılaştı.
LOBİLER DEVREYE GİRDİ
Mesele sıradan bir askeri ticaret ya da bürokratik bir prosedürün çok ötesinde. Beyaz Saray bu satışı ve müttefiklikle örülü yeni dönemi sonuna kadar isterken; Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Gregory Meeks gibi Kongre’deki kıdemli isimler anında sahneye çıkarak karara sert şekilde itiraz etti. Bu itirazların arkasında ise çok tanıdık, sınır ötesi bir lobi mekanizması kusursuzca işletiliyor. Türkiye'nin savunma sanayiinde bağımsızlaşmasından ve Doğu Akdeniz'de haklarını savunmasından rahatsız olan odakların Washington'da yoğun bir kulis yürüttüğü artık bir sır değil. Yıllardır S-400 krizini ve yaptırımları birer silah olarak kullanan bu yerleşik ittifak, şimdi Meeks gibi figürlerin arkasına sığınarak 15 günlük inceleme süresini sabote etmenin yollarını arıyor.
İlk etapta satışı tamamen iptal ettiremeyeceklerini bildikleri için, süreci teknik ve hukuki bariyerlerle zamana yaymaya çalışıyorlar. "Uçakların Ege'de kullanılmaması", "NATO hava sahası sınırlandırmaları" veya "üçüncü ülkelere teknoloji transferi yasağı" gibi ağır kullanım kısıtlamalarını Kongre onay şartı olarak dayatıyorlar. Buradaki asıl amaç, KAAN'ın operasyonel bağımsızlığını yolun başında zayıflatmak ve Türkiye'nin milli egemenlik haklarına ipotek koydurmak olarak okunabilir.
FARKLI BİR AMERİKA ARAYIŞI
Trump ve Vance ikilisinin dış politika vizyonu, Washington’ın geleneksel elitlerinden tamamen ayrışıyor. Trump, küresel maliyeti yüksek çatışmalar yerine müttefiklerle pragmatik, ticari ve doğrudan ilişkiler kurmak istiyor. Özellikle İran konusunda bu hatayı yapmış olsa bile, savaşı bitirme noktasında irade gösterdi ve süreci Vietnam’a çevirmedi. Trump’ın "Onları çok mutlu edecek bir şey yapacağım" sözü, aslında Atina, Lefkoşa ve bölgedeki diğer başkentlerin kurduğu tüm o lobi bariyerlerini yıkma iradesinin ilanıydı.
Eğer Kongre, bu lobilerin baskısıyla satışı engellemek için bir Ortak Ret Kararı almaya kalkarsa, Trump’ın elinde çok güçlü bir yasal silah bulunuyor: Başkanlık Veto Yetkisi...
Trump, Kongre'den gelecek her türlü engelleme kararını doğrudan veto etme ve satışı tek taraflı olarak yürürlüğe koyma hakkına sahip. Kongre'nin bu vetoyu aşabilmesi için hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da üçte ikilik devasa bir çoğunluğa ulaşması gerekiyor ki, mevcut kutuplaşmış siyasi iklimde lobilerin bu çoğunluğu sağlaması imkansıza yakın.
Meseleye bu açıdan bakıldığında, Kongre ve Pentagon’daki statükonun asıl amacının sadece Türkiye’yi engellemek olmadığı anlaşılıyor. Onlar, Trump’ın kurumsal mekanizmaları ve bölgesel lobileri bypass ederek yürüttüğü bu yeni dış politika tarzını sabote etmek istiyorlar.
Jet motoru satışını geciktirerek veya arkasından yeni yaptırım şartları dayatarak Beyaz Saray’ın manevra alanını daraltmayı hedefliyorlar.Ankara'nın askeri açıdan daha da güçlenmesini engellemek için Atina'dan Kudüs'e uzanan o örtülü hat ne kadar bastırırsa bastırsın, Trump bu kez kararlı görünüyor; veto yetkisini sonuna kadar kullanma pahasına bu stratejik jestin arkasında duruyor...
Sonuç olarak, statüko Beyaz Saray'ı kuşatmak için "haftada iki Watergate" üretmeye devam etse de, bu kez iki liderin doğrudan iradesi o derin bariyerleri aşacak gibi görünüyor.
Bartu Eken / Haber7
-
Bozok 5 saat önce Şikayet EtBiz kendi uçağımız yapıyoruz zaten gerek var mı boşa neden döviz verelim.Beğen
-
Selim 5 saat önce Şikayet EtAlırsak iyi olur, almazsakta dünyanın sonu değil, Altay tankı projesinde olduğu gibi bir müddet diğer uçaklarla idare ederiz. Zaten bu ara dönem için eurofighter tedarikini başlattık bile. Ayrıca, hani biz yapmıştıkcılara gelince, evet yaptık ama bir ürünün prototipten seri üretime geçmesi akşamdan sabaha olmuyor. Bilgi sahibi olmadan yorum sahibi olunca, sadece komik olunuyor.Beğen Toplam 3 beğeni
-
Cuma 5 saat önce Şikayet EtBiz yapıyoruz motorları abd den sadece altı tane alacaz bizim motorlar yetişene kadar .bakanlıgın açıklaması varBeğen Toplam 2 beğeni
-
Mehmet 6 saat önce Şikayet EtAmerika'nın bize uçak motoru satmasının sadece bir nedeni olabilir.O da gelişen savunma sanayimizin daha ileri gitmesini engellemek.Şimdiye kadar neden verilmedi de şimdi veriliyor?Bu batının hep yaptığı bir şey.Bence uçak motorları alınmalı ama motor geliştirme projeleri rafa kaldırılmamalı.Beğen Toplam 3 beğeni
-
HIDIR BUDUR 7 saat önce Şikayet EtKUR’AN BAKARA 120 : Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur……... “SANA GELEN İLİMDEN SONRA ONLARIN ARZULARINA UYACAK OLURSAN !!??”….. andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.Beğen Toplam 9 beğeni