Vatikan'da iç savaş sesleri
Katolik Kilisesi iki bin yıllık tarihinde sayısız kriz yaşadı. İmparatorlarla mücadele etti, krallarla karşı karşıya geldi, reform hareketleri gördü, savaşlar atlattı. Bugün yaşanan gerilim ise önceki örneklerden farklı bir karakter taşıyor. Bu kez tartışma Vatikan ile dışarıdaki bir güç arasında değil. Kilise kendi içinde iki farklı gelecek tasavvuruyla karşı karşıya.

Papa 14. Leo'nun göreve gelmesinden sonra yaşanan gelişmeler bu ayrışmayı daha görünür hale getirdi. Yapay zekadan iklim krizine, göçten kadınların Kilise içindeki rolüne kadar birçok başlıkta daha açık ve daha aktif bir çizgi benimsendi. Filistin konusunda yapılan açıklamalar, Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesi yönündeki çağrılar ve Vatikan'ın uluslararası meselelerde daha görünür bir aktöre dönüşmesi de bu yaklaşımın parçaları oldu. Bu çizgi herkes tarafından aynı şekilde karşılanmadı.
PAPA'NIN KARŞISINDA NASIL BİR CEPHE VAR?
Gerilimi büyüten son adım, Aziz X. Pius Cemiyeti'ne bağlı altı din adamının aforoz edilmesi oldu. Vatikan bunu Kilise disiplininin korunması olarak görüyor. Muhafazakar çevreler ise Papalık makamının yetkilerini giderek daha sert kullandığını savunuyor. İtiraz yalnızca bu kararla sınırlı değil, başta Amerika olmak üzere birçok muhafazakar Katolik çevre, Papa'nın modern dünyayla kurduğu ilişkiyi eleştiriyor.
Onlara göre Vatikan, çağın sorunlarına cevap vermeye çalışırken Kilise'nin geleneksel omurgasını zayıflatıyor. Bu nedenle tartışmanın merkezinde tek tek kararlar değil, Kilise'nin nasıl bir kurum olacağı sorusu bulunuyor. Bir taraf daha evrensel, daha kapsayıcı ve küresel sorunlara müdahil olan bir Vatikan istiyor. Diğer taraf ise dini otoritenin siyasal tartışmaların dışında kalması gerektiğini düşünüyor.

SİYASET YENİDEN KİLİSENİN İÇİNDE
Ayrışmanın ilginç tarafı, Kilise sınırlarını aşması. Amerika'da Trump'a yakın muhafazakar çevreler Papa'nın göç ve küresel dayanışma söylemini sert biçimde eleştiriyor. İtalya'da Matteo Salvini'nin temsil ettiği milliyetçi siyaset, Vatikan'ın mülteciler konusundaki yaklaşımını ülkenin güvenlik politikalarıyla çelişen bir tutum olarak görüyor.
Almanya'da ise tablo daha da farklı. Katolik ve Protestan kiliseleri AfD'nin söylemlerini Hristiyanlık değerleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle eleştirirken, AfD buna kilise vergisi sistemini hedef alan siyasi çıkışlarla cevap veriyor. Küreselleşme ile ulusal egemenlik, açık toplum anlayışı ile kimlik siyaseti, evrensel dayanışma ile ulusal öncelikler aynı tartışmanın farklı yüzleri haline geliyor.
VATİKAN NEYİ SAVUNUYOR?
Papa'nın çizgisine yakından bakıldığında ortak bir yaklaşım görülüyor. 14. Leo iklim krizini, göçü, çatışmaların çözümünü insan onuru, ahlaki sorumluluk ve küresel dayanışma çerçevesinde yorumluyor. Tam da bu nedenle Vatikan'ın son dönemdeki çıkışları dini tartışmaların ötesine taşınıyor. Çünkü küresel meselelerde ahlaki söz söyleyen bir otorite olması gerektiğini düşünüyor. Muhalifleri ise tam bu noktada itiraz ediyor. Onlara göre Kilise'nin görevi dünyayı yeniden tasarlamak değil, inancı korumak.
PAPA GÖREVDEN ALINABİLİR Mİ?
Bu tartışmalar doğal olarak aynı soruyu gündeme getiriyor. Papa görevden alınabilir mi? Kilise hukukuna göre bunun cevabı hayır. Yüzyıllardır uygulanan "Prima Sedes a nemine iudicatur" ilkesi gereği Papa hiçbir mahkeme, hiçbir kardinal kurulu ve hiçbir konsil tarafından görevden alınamıyor. Fakat hukuki güvence siyasi rahatlık anlamına gelmiyor. Vatikan bürokrasisindeki direniş, muhafazakar çevrelerin baskısı, mali kaynaklar üzerindeki tartışmalar ve Papa'nın kararlarına yönelik kurumsal itirazlar yönetim sürecini zorlaştırabilir. Tarih, Papalık makamının hukuken güçlü olmasının her zaman fiilen rahat hareket edebildiği anlamına gelmediğini gösteriyor.
ESKİ YENİ MÜCADELE
Bugün Vatikan'da yaşanan gerilim, aslında daha büyük bir dönüşümün yansıması. Dünyanın birçok ülkesinde ulusal egemenliği önceleyen siyaset güç kazanıyor. Vatikan ise sınırları aşan ahlaki sorumluluk fikrini savunmaya devam ediyor. İşte çatışmanın merkezinde de bu var. Bu nedenle yaşananları yalnızca muhafazakarlarla reformcular arasındaki klasik bir kilise tartışması olarak okumak eksik kalır.
Ortada aynı zamanda iki farklı dünya tasavvuru bulunuyor. Biri, Kilise'nin değişen dünyanın içinde daha görünür olmasını istiyor. Diğeri ise dünyanın değişmesine rağmen Kilise'nin aynı yerde kalması gerektiğini savunuyor. Önümüzdeki yıllarda Vatikan'ın geleceğini belirleyecek mücadele de büyük ihtimalle bu iki yaklaşım arasında yaşanacak.
Bartu Eken / Haber7
-
Hasan Adıyaman 7 saat önce Şikayet EtSiyaset dine,adalete,eğitime askeriye ve polise girerse insanların yüzü gülmezBeğen
-
İSA 7 saat önce Şikayet EtHz. İsa'nın yolundan çıkarlarsa böyle olur..Beğen Toplam 1 beğeni
-
İşte Öyle 9 saat önce Şikayet EtSekülerizmin ortaya çıkmasına sebep olan ve kiliseyi durdurmayı amaçlayan kavgalar... Yani laisizimin hristiyan alemindeki örtülü uygulaması... Oysa Vatikan hristiyanlık adına değil, insanlık adına tavrını koyarken sömürgeci elitler sömürülerinin aleyhinde olan yaklaşımları susturma derdinde... İSTERSE PAPA VE VATİKAN OLSUN...Beğen Toplam 3 beğeni
-
Erol 10 saat önce Şikayet EtEntegrizm adlı bir kitap var yazarı Roger Garaudy. Hem kitabını hem hayatını okuyun. Bugünün çok meselesine bile cevap varBeğen Toplam 4 beğeni
-
Rıza 11 saat önce Şikayet Etİ.raili eleştirmişti papa. Fatura kesiliyor herhaldeBeğen Toplam 14 beğeni