Bartu Eken
Bartu Eken
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Yunanistan'ın Aşil Kalkanı macerası

GİRİŞ 06.09.2026 GÜNCELLEME 06.09.2026 YAZARLAR

Yunanistan ile İsrail arasında yıllardır gelişen askeri ilişkinin en büyük anlaşması 31 Ağustos'ta Tel Aviv'de imzalandı. Adı oldukça iddialı: Aşil Kalkanı. Bedeli de öyle. 3 milyar 35 milyon euro...

İsrail, Yunanistan'ın hava savunma mimarisini baştan aşağı değiştirecek çok katmanlı bir sistem kuracak. Davud Sapanı, BARAK MX, SPYDER çok görevli radarlar ve bunların tamamını birbirine bağlayacak merkezi komuta-kontrol sistemi aynı mimarinin parçaları olacak. Yunanistan böylece uçaklardan balistik füzelere, seyir füzelerinden kamikaze İHA'lara kadar farklı tehditlere karşı ülke çapında yeni bir hava savunma ağı kurmaya hazırlanıyor.

Atina açısından bakıldığında ilk bakışta son derece rasyonel görünüyor. Ukrayna ve İran savaşları modern orduların güçlü hava savunmasına neden ihtiyaç duyduğunu gösterdi. Ucuz kamikaze İHA'lar, seyir füzeleri ve balistik füzeler artık savaş alanının temel unsurları. Yunanistan'ın hava savunmasını modernleştirmesinde garip bir taraf yok. Problem başka yerde başlıyor. Aşil Kalkanı Türkiye-Yunanistan dengesinin parçası haline gelirse Atina, güvenliğini artırmaya çalışırken Ege'de yeni ve son derece pahalı bir silahlanma döngüsünün kapısını açabilir. Sonra da kötü sonuçlarla karşılaşabilir.

BAKANSIZ TÖREN DİKKAT ÇEKİCİ

Anlaşmanın imzalanma biçimi önemli. Yunanistan tarihinin en büyük hava savunma projelerinden biri imzalanıyor, İsrail-Yunanistan ilişkilerinin en büyük savunma anlaşması yapılıyor. Ancak Tel Aviv'deki masada Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias yok. Anlaşmaya Yunanistan adına Savunma Yatırımları ve Silahlanma Genel Müdürü Tümgeneral Ioannis Bouras imza attı.

İsrail tarafında da Savunma Bakanlığı Genel Müdürü Amir Baram ve savunma bürokrasisinin üst düzey isimleri bulunuyordu. Buradan tek başına siyasi kriz sonucu çıkarmak mümkün değil. Fakat görüntü yine de ilginç. Üstelik anlaşmanın zamanlaması İsrail'in bölgesel politikaları nedeniyle Avrupa'da ağır siyasi eleştiriler aldığı bir döneme denk geliyor. 

ANLAŞMA HANGİ SİSTEMLERİ İÇERİYOR?

Programın büyüklüğünü anlamak için satın alınan sistemlere ayrı ayrı bakmak gerekiyor. SPYDER kısa ve orta menzilde hava araçları, İHA'lar ve farklı hava tehditlerine karşı kullanılabilecek mobil savunma sağlayacak. BARAK MX orta ve daha uzun menzilli katmanı oluşturacak. Davud'un Sapanı ise balistik füze ve diğer uzun menzilli tehditlere karşı üst katmanda görev yapacak. Bunlara ELTA'nın MMR radarları eklenecek. Fakat anlaşmanın en önemli parçası ulusal komuta-kontrol sistemi olacak. Yunanistan farklı ülkelerden aldığı silah sistemlerini giderek ortak bir hava savunma mimarisinin içerisinde birleştirmeye çalışıyor. Aşil Kalkanı'nın mantığı tek tek bataryalar satın almak yerine tehdidin bir sensör tarafından görülüp bütün ağ tarafından takip edilebildiği merkezi bir savunma sistemi kurmak. İsrail teknolojisi Yunanistan'ın gelecekteki hava savunmasının sinir sistemine giriyor. Stratejik bağımlılık tartışması da burada başlıyor.

YUNANİSTAN HAVA SAVUNMASINI İSRAİL'E BAĞLIYOR

Bir ülke silah satın aldığında yalnızca teslim edilen sistemi satın almaz. Bakımını, yazılımını, mühimmatını, modernizasyonunu da alır. Bunun teknik eğitimi, yedek parçaları da var. Ayrıca elbette sistemin yıllar sonra nasıl geliştirileceği konusunda üretici ülkeyle ilişki kurar. Aşil Kalkanı'nın merkezi komuta-kontrol mimarisinin de İsrail tarafından geliştirilmesi bu nedenle önemli. Yunanistan önümüzdeki yıllarda hava savunmasının önemli bölümünü İsrail teknolojisi etrafında inşa edecek. Yirmi yıl içindeyse Doğu Akdeniz'deki siyasi dengelerin nasıl olacağını kimse bilmiyor.

EGE'DE KRİZ KAPIDA MI?

Asıl hassas mesele ise sistemlerin nerede konuşlandırılacağı. Resmi açıklamalarda bataryaların ayrıntılı coğrafi dağılımı henüz yayımlanmış değil. Yunan basınındaki bilgiler ise doğu Ege ve Meriç hattının güçlendirilecek bölgeler arasında değerlendirildiğine işaret ediyor. İşte burada askeri modernizasyon doğrudan Türkiye-Yunanistan sorunlarına temas ediyor. Türkiye ile Yunanistan arasında bazı Ege adalarının askeri statüsü konusunda zaten onlarca yıldır devam eden anlaşmazlık bulunuyor. Ankara Lozan ve Paris düzenlemelerine dayanarak belirli adaların gayri askeri statüsünün ihlal edildiğini savunuyor. Atina ise Türkiye'nin güvenlik tehdidini gerekçe göstererek kendi hukuki tezlerini öne sürüyor.

Burada Yunan stratejisinin daha temel problemi ortaya çıkıyor. Aşil Kalkanı'nın resmi belgelerinde Türkiye doğrudan hedef olarak ilan edilmiş değil. Fakat Yunanistan'ın son yıllardaki savunma modernizasyonunun önemli bölümünün Türkiye ile askeri denge düşüncesinden bağımsız olmadığı da sır değil.

Yunanistan'ın dikkatli olması gerekiyor. Türkiye son yıllarda balistik füze, seyir füzesi, kamikaze İHA, elektronik harp ve insansız hava aracı kapasitesini büyütüyor. Hava savunma sistemlerinin temel ekonomik problemlerinden biri tam olarak burada. Savunma pahalı. Saldırı bazen çok daha ucuz. İhtiyaç duyulan Ege ve Doğu Akdeniz'de orduların kapasitenin hiçbir zaman kullanılmasını gerektirmeyecek siyasi düzen. Miçotakis yönetimi bunu bilmeli.

Bartu Eken / Haber7

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL