Nedir bu aşırı sağ?
Avrupa siyasetinde son yılların en fazla kullanılan iki kelimesinden biri artık aşırı sağ.Göçün sınırlandırılmasını isteyen parti yükseliyor: Aşırı sağ diyorlar. Avrupa Birliği'nin yetkilerini tartışmaya açan parti yükseliyor: Aşırı sağ. Geleneksel aileyi savunan, güvenlik politikalarını sertleştirmek isteyen veya ulusal egemenliği öne çıkaran siyasi hareket güç kazanıyor: Yine aynı tanımlama.
İtalya'da Giorgia Meloni iktidara gelirken faşizm ve Mussolini tartışmaları yapıldı. Meloni’nin yıllardır süren iktidarına rağmen ırkçı uygulamalar görmüyoruz. Avusturya'da FPÖ seçimleri kazandığında aynı kavram kullanıldı. Almanya'da AfD yükselirken ülkenin Nazi geçmişine ilişkin benzetmeler yeniden gündeme geliyor. Oysa her muhafazakar aşırı sağcı olmadığı gibi her düzensiz göç karşıtı sivillerin toplama kamplarında cezalandırılmasını ya da gaz odalarına götürülmesini istemiyor.
Solun bir bölümünde uzun süredir şöyle bir refleks var... Göçün toplumsal maliyetini konuşuyorsanız yabancı düşmanısınız. Entegrasyonun başarısız olduğu mahallelerden bahsediyorsanız ırkçısınız.
AfD'ye oy veren milyonlarca insanın tamamının bir sabah uyanıp Nazi olmaya karar verdiğini düşünmek mümkün ama bunun siyasi analizle pek ilgisi yok Ekonomik durgunluk, enerji maliyetleri, sanayi istihdamındaki endişeler, göç, Ukrayna politikası ve merkez partilere duyulan güvensizlik gibi çok sayıda faktör seçmen davranışını etkiliyor. Son bölgesel seçimlerde ekonomik kaygılar ve hayat pahalılığı da seçmen tercihlerinin önemli nedenleri arasındaydı.
DİL GELECEĞİ İNŞA EDER
Meselenin Türkiye açısından ilginç tarafı ise başka. Biz bu kavramı üretmedik ama Avrupa'dan tercüme ederken çoğu zaman sorgulamadan kabul ettik. Sosyalist Alman basını AfD için “far-right” veya “rechtsextrem” diyor. Haber Türkiye'ye geliyor ve parti doğrudan “aşırı sağcı AfD” oluyor. Daha ilginci, aynı refleksi siyasi yelpazenin diğer tarafında her zaman görmüyoruz.
Die Linke söz konusu olduğunda ise Türkçede yerleşmiş karşılığı çoğunlukla çok daha sade: Sol Parti.
Üstelik “aşırı sol” kavramı Batı basınında hiç kullanılmıyor da değil. Reuters güncel Almanya haberlerinde Die Linke için “far-left” ifadesini kullanabiliyor. Ancak bizde ya tembellik ya da komünizme bir tür sempati besleniyor. Dolayısıyla bir parti hakkında yüzlerce haberde isminin önüne aynı sıfatı koyarsanız zaman içerisinde okuyucunun zihninde parti ile sıfat birbirinden ayrılmaz hale gelir.
Alman iç istihbaratının AfD'nin tamamını “kesinleşmiş aşırı sağcı ekstremist” olarak sınıflandırmasının ardından Köln İdare Mahkemesi Şubat 2026'da nihai karar verilinceye kadar bu tanımlamanın kullanılmasını durdurdu.
Yani Almanya'da mahkemelerin, istihbarat kurumlarının, akademisyenlerin ve gazetecilerin üzerinde ayrıntılı biçimde tartıştığı bir sınıflandırmayı biz bazen iki kelimelik tercümeyle çözüyoruz:
“Aşırı sağcı AfD.” Ne kadar pratik.
AŞIRI SAĞ GELDİYSE TOPLAMA KAMPLARI NEREDE?
Medya kuruluşları Meloni’nin zaferinin ardından neredeyse İtalyan tanklarını kuzeyden Avrupa derinliklerine sokacakken gerçek o kadar sert değildi. Meloni geldi ve ne oldu? Akdeniz üzerinden gelen düzensiz göçü azaltmaya çalıştı. Kuzey Afrika ülkeleriyle anlaşmalar yaptı. Arnavutluk'ta göçmen merkezleri kurdu. Sınır dışı süreçlerini hızlandırmaya çalıştı.
İtalya'da göçmenler hukuk dışına çıkarılmadı, iltica hakkı ortadan kaldırılmadı. Hatta Meloni hükümetinin Arnavutluk'taki merkezlere gönderdiği göçmenler konusunda İtalyan mahkemeleri hükümetin karşısına çıktı. Ocak 2025'te Arnavutluk'taki merkezlere götürülen 43 Mısırlı ve Bangladeşlinin tutulmasına onay verilmedi ve bu kişiler İtalya'ya geri getirildi.
Mussolini benzetmeleri yapılan bir başbakan var, Hükümet düzensiz göçmenleri ülke dışında oluşturduğu merkezlere gönderiyor. Bir mahkeme çıkıp “olmaz” diyor ve hükümet istemese de göçmenler geri getiriliyor. Faşist rejimlerin çalışma biçimi pek böyle değildi.
TÜRK MİLLİYETÇİSİ DE AVRUPA’DA AŞIRI SAĞCI
Kavram karmaşasının bize dokunan başka bir tarafı daha var.Avrupa'nın “aşırı sağ” sınıflandırması kendi siyasi sınırlarında kalmıyor. Türk siyasi hareketleri de zaman zaman aynı kavramsal cetvelle ölçülüyor.
Milliyetçilik evrensel bir siyasi olgu olsa da her ülkede aynı tarihsel tecrübelerden doğmadı. Türk milliyetçiliğinin şekillenmesinde Osmanlı'nın çözülmesi, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Anadolu'nun işgali, Milli Mücadele ve Cumhuriyet'in kuruluşu gibi bambaşka tarihsel kırılmalar bulunuyor.
Sözün özü, Avrupa'nın hatası bu iki alan arasındaki sınırı zaman zaman kendi tarihsel korkuları üzerinden çizmesi. Bizim hatamız Avrupa'nın yaptığı sınıflandırmayı sorgulamadan tercüme edip kendi insanımıza servis etmek...
Ve kesinlikle çok daha dikkatli olmak gerekiyor.
-
Özgül 12 saat önce Şikayet EtEVET, Avrupa'da asiri sagin yükselisinin temelinde; genis kitlelerin yasadigi, EKONOMIK, SOSYAL ve SINIFSAL sorunlar var. GÖC sorunu, SAVAS korkusu var. Merkez sag ve merkez sol iktidarlar ve koalisyonlar güvenirliklerini yitirdiler. Avrupa saga kayiyor. Fasizm, Nazizim denmesi erken olsa da, kendi irkini yücelten NASYONALIZM yükseliyor!Beğen
-
Celebi 13 saat önce Şikayet EtTesekkürlerBeğen