Bartu Eken
Bartu Eken
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

ABD İran'ı yeniden vuracak mı?

GİRİŞ 01.11.2026 GÜNCELLEME 01.11.2026 YAZARLAR

Amerikan ordusu geçtiğimiz gün Kuzey Carolina'da alışılmadık bir askeri tatbikat gerçekleştirdi. Askerler iş makineleriyle toplu mezarlar kazdı. Çatışmalarda hayatını kaybeden askerlerin cenazelerinin savaş sona erene kadar nasıl muhafaza edileceği üzerinde çalışıldı. Kullanılan yöntem, Amerikan ordusunun Kore Savaşı'ndan bu yana büyük ölçekte uygulamadığı bir yönteme dayanıyordu. Amerikan ordusunun resmi açıklamasına göre amaç, yoğun çatışmalarda hayatını kaybeden askerlerin cenazelerinin güvenli biçimde korunmasını ve daha sonra ülkelerine gönderilmesini sağlamak.

Pentagon bir yandan Orta Doğu'ya yeni askeri birlikler ve mühimmat sevk ediyor, diğer yandan İran'a yönelik yeni saldırı seçeneklerini değerlendiriyor. Üstelik Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper geçtiğimiz günlerde Beyaz Saray'a giderek Trump'a doğrudan askeri brifing verdi.

İran'ın geniş coğrafyası, dağlık arazisi ve askeri kapasitesi düşünüldüğünde kapsamlı bir işgal oldukça maliyetli olacaktır. Buna karşılık özel kuvvetlerle belirli tesislerin ele geçirilmesi veya imha edilmesi farklı bir operasyon seçeneği.

TRUMP'IN MASASINDA HANGİ HEDEFLER VAR?

29 Ekim'de Beyaz Saray'da yapılan toplantı, savaş hazırlıklarının siyasi karar aşamasına ne ölçüde yaklaştığı konusunda önemli bir gelişmeydi. Buna karşılık Amerikan basınında son haftalarda üç temel hedef üzerinde duruluyor. İran'ın nükleer tesisleri, askeri kapasitesi ve petrol gelirlerini sağlayan enerji altyapısı. Özellikle üçüncü başlık önemli.

Washington bir süredir İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürüyor. Amaç Tahran'ın ekonomik kaynaklarını sınırlandırarak nükleer program ve bölgesel güvenlik konularında taviz vermesini sağlamak. Ancak ekonomik baskı İran yönetiminin taleplerini değiştirmeye yetmiş değil. Bu nedenle petrol ve petrokimya tesislerini hedef alan yeni bir hava harekatı da değerlendiriliyor.

TRUMP'IN MALİKANESİNE NEDEN FÜZE SİSTEMİ YERLEŞTİRİLDİ?

Amerika'daki bir başka gelişme de dikkat çekti. Florida'da Trump'ın Mar-a-Lago malikanesi çevresine Avenger kısa menzilli hava savunma sistemleri konuşlandırıldı. Bazı sistemler malikanenin yakınındaki su yolu üzerinde bulunan platformlara yerleştirildi.

Avenger, Stinger füzeleri kullanarak alçak irtifadan yaklaşan hava araçlarına karşı koruma sağlayabiliyor. Özellikle insansız hava araçları, helikopterler ve küçük uçaklar gibi tehditlere karşı tasarlanmış bir sistem. Amerikan Kuzey Hava Savunma Komutanlığı, konuşlandırmanın Gizli Servis'in talebi üzerine gerçekleştirildiğini doğruladı. Ancak hangi somut tehdit nedeniyle bu kararın alındığı açıklanmadı. Amerikan yönetimi kendi topraklarında ortaya çıkabilecek güvenlik tehditlerini de hesaba katıyor.

NETANYAHU SAVAŞI SİYASİ BİR FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜR MÜ?

İran'a yönelik olası saldırının belki de en karmaşık boyutu İsrail'deki siyasi gelişmeler. 27 Ekim seçimlerinde Netanyahu'nun Likud Partisi birinci çıktı. Ancak aşırı sağcı ve dini ortaklarıyla birlikte parlamentodaki çoğunluğu kaybetti. Eisenkot ise seçim kampanyasını büyük ölçüde Netanyahu'nun görevden uzaklaştırılması üzerine kurdu. Ancak iki isim arasında önemli bir ortak nokta bulunuyor.

Her ikisi de İran'ı İsrail'in temel güvenlik tehditlerinden biri olarak görüyor. Eisenkot da İran'ın nükleer ve askeri kapasitesinin sınırlandırılmasını savunuyor.

Netanyahu, İran'la yeniden başlayan kapsamlı bir çatışmayı muhalefete ulusal birlik hükümeti çağrısı yapmak için kullanabilir mi? Bu ihtimal İsrail basınında da tartışılıyor. Üstelik Netanyahu'nun geçici başbakan konumunda bulunması, savaşla ilgili bütün yetkilerini kaybettiği anlamına gelmiyor. ABD ve İsrail'in İran'a ortak saldırı düzenlediğini düşünelim. Tahran da buna İsrail şehirlerini hedef alan füze saldırılarıyla karşılık versin. Böyle bir ortamda Netanyahu'nun Eisenkot'a ulusal birlik hükümeti teklif etmesi mümkündür. Muhalefet üzerindeki siyasi baskı da artabilir. Bunun yanında Trump'ın Netanyahu'ya açık desteği bulunuyor. İsrail Başbakanı da İran'a karşı ortak askeri operasyonların sürdürülmesinden yana olduğunu gizlemiyor. Bu nedenle İsrail'in olası bir Amerikan saldırısına katılması ciddi biçimde değerlendirilen bir seçenek…

MEKKE İTTİFAKI DEVREDE

Washington'da askeri seçenekler hazırlanırken Tahran'da farklı bir diplomatik süreç yürütülüyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan üst düzey isimler 26 Ekim'de İran'a gitti. Türkiye'yi MİT Başkanı İbrahim Kalın, Suudi Arabistan'ı Savunma Bakanı Halid bin Selman, Pakistan'ı ise Genelkurmay Başkanı Asım Münir temsil etti.

İran'la yeni bir askeri çatışmanın önlenmesi, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin çözülmesi ve bölgesel güvenlik konusunda yeni müzakere kanallarının açılması ele alındı. Burada özellikle Suudi Arabistan'ın tutumu önemli. Riyad, İran'la ciddi güvenlik sorunları yaşıyor. Yemen'deki Husilerin Suudi hedeflerine yönelik saldırıları devam ediyor.

Üstelik Amerikan askeri varlığı nedeniyle Körfez ülkeleri İran'ın olası misillemelerinden doğrudan etkilenebilecek durumda. Buna rağmen Suudi Arabistan savaşı genişletmek yerine diplomatik çözüm arayışına katılıyor. İran'a yönelik yeni bir saldırının bölgesel sonuçları yalnızca Tahran'da ortaya çıkmayacak. Petrol tesisleri, limanlar, ticaret yolları ve askeri üsler de hedef haline gelebilir.

Ankara'nın İran'la uzun bir kara sınırı bulunuyor. Yeni bir savaş enerji maliyetlerini artırabilir, bölgesel ticareti aksatabilir ve yeni göç hareketlerine neden olabilir. Pakistan ise hem İran'la komşu hem de Washington ve Körfez ülkeleriyle görüşebilen bir aktör. Bu nedenle Amerikan ve İran yönetimleri arasında yürütülen arabuluculuk girişimlerinde önemli rol üstleniyor. Katar da aynı diplomatik çabanın başka bir ayağını oluşturuyor. Katarlı arabulucuların Tahran'da 12 saati aşan görüşmeler gerçekleştirdiği ve sürecin Doha'da devam edeceği bildirildi.

Washington İran'ın nükleer programına ilişkin yeni tavizler istiyor. Tahran görüşmelerin yeniden başlaması için deniz ablukasının kaldırılmasını, dondurulan varlıklarının serbest bırakılmasını ve petrol satışına izin verilmesini talep ediyor.

Türkiye ve diğer bölge ülkelerinin çabaları bu nedenle önemli. Çünkü Washington ile Tahran arasında doğrudan kurulabilecek güven ilişkisi son derece zayıf.

Bartu Eken / Haber7

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL