Behiç Kılıç
Behiç Kılıç
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Orgeneral Tolon Orgeneral Eruygur

GİRİŞ 04.09.2008 GÜNCELLEME 04.09.2008 YAZARLAR

Kimlikleri aynı terazide tutup bir kıyaslama havası ortaya çıkıveriyor diye, düşünürüz ve kaçınırız bu durumdan.
Bir tarafta eşkıyabaşı, beri tarafta iki emekli komutan... Nasıl birlikte telaffuz edilebilir ki?!.
Ama gördüğümüzden de kaçamıyoruz!..
İmralı’daki “Adamlarını çağırıyor, talimat veriyor, istediğini söyleyip çetesini yönlendirebiliyor”... Çok ilginçtir, memleketin haricinde, dahilinde bütün olan bitenden ayrıntılı biçimde haberdar!..Yetmiyor bir de hempaları ile mektup arkadaşlığı var!.. Geçtiğimiz gün, verdiği bir tebliği bitirirken verdiği mesajın satırları aynen şöyle;
“Onlarca arkadaşın mektuplarını aldım. Hepsine selamlarımı iletiyorum. Cezaevlerindekilere selamlarımı iletiyorum. Onların mücadelelerini anlıyorum, değer veriyorum...”
Şimdi soralım, hapisteki generallerden herhangi bir kimseye “bu kalınlıkta” bir mesaj iletilirse mesajı alanın hali nice olur!!? Geçelim ve hikayemize dönelim..
30 Ağustos akşamı oradaydık.
Gazi Orduevi’nde.
Genelkurmay, geleneksel “kabul gecesi” ile Ankara protokolünü, yabancı misyonu ve sivil konukları,Türk Silahlı Kuvvetleri adına ağırlıyordu... Ev sahipleri askerler ve eşlerinde genel havaya, dinozor bir matbuat mensubu olarak bakıldığında hissedilen hava şu idi.
“Sivile çaktırmayalım, gerilimi içimizde mahfuz tutalım!..”
Asker, tarihte emsali görülmemiz bir iç saldırı, dozu çok yüksek hakaretin hedefinde olmanın gerilimini “göğüsleme-eritme” taktiği ile sivil zevatın elini sıkıyordu ve meselenin başka da türlü bir izah tarzı bendenize göre yoktu!..
Saldırının geldiği yer belli, malum matbuat. Bu matbuatın tanımı da ortada. Yani bu noktada, ilişkileri “iyileştirme” için çaba sarf ettikleri açık seçik belli olan siyasi egemenlerin bu yolda “sırtlarına giren bıçak”ın sahiplerinin kimliklerini net olarak görmeleri gerekebilir!..
Yani bendeniz “havayı” aktarıyorum, elçiye zeval olmaz!..TSK’ya ok gibi saplanan ve “O tarafın” gazete sayfalarından fışkıran salvolar için tetiğe basan elin, malum matbuatın çevresinden dolaşarak gösterildiği adres “iyileştirme çabaları”nı takiyye diye de nitelendiriyor ve sonuç ilişkilerin bilenmesidir!..
Bu rehberlikten çıkarılacak sonuç erbabının bileceği iştir ve bizim yazımızın konusu hapisteki iki generaldir. Ve o gece orada, adları geçmese dahi varlıkları hissedilen iki eski önemli komutan olarak kafalardaydılar!.. Matluba ve hassasiyete uygun olarak hiç kimse, aslında her sivil davette olabilecek “bak yoklar” muhabbetine girmedi ama.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çok önemli köşe taşlarında görevlere başlayan değerli komutanları, yeni yerleri ile ilgili başarı dileklerimizi sunarken gördük ki, hem Hurşit Paşa’nın hem de Eruygur Paşa’nın komutasında onurla görev yapmış generallerdir.
Bu komutanların içlerindeki hüzün yadsınabilir mi?..
Ama askerin bu konudaki tavrı nettir ve “yargıya güvenimiz tamdır” sözleri ile duruşu bellidir.. Son gelişme ise işte o sözünü ettiğimiz hüznün tezahürü, bir vefa borcudur da aynı zamanda.
Televizyonda açıklamayı duyduğumda, “doğrumu duydum” diye, bir de gidip haber müdürümüz Mehmet Aydın’a da sorduğumu hatırlıyorum;
“Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi, Orgeneral Şener Eruygur ile Orgeneral Hurşit Tolon’u ziyaret etmiş ve bu durum TSK adına gerçekleştirmişti..” Deniliyordu ki; “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir.
Bilindiği üzere, dün olduğu gibi bugün de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargıya olan saygısı ve güveni tamdır.”
Şimdi göreceğiz, “onlar” yani şu malum eşkıya ve de “Sevr” beslemeleri “yargıya müdahale” teranelerine gireceklerdir!..Çünkü “yargıya saygı ve güven” bir yana, iki asker üzerine çullanıp TSK’nın derisini yüzmeye başladıklarına inanmış engizisyon çeteleri halindedirler!.. O kadar meydana sahip oldukları inancındaydılar ki; son on beş yılın görev yapmış, terörle savaşmış bütün generallerin adlarını sıralayıp “içeri alınsınlar” kampanyalarına başlamışlardı... Ve çok ilginçtir, bu ekip devletin kredileri ile finanse edilen “hortum” mühendisleridir aynı zamanda.

BEHİÇ KILIÇ - TERCÜMAN
behic.kilic@tercuman.com.tr

YORUMLAR 4
  • SirBahcesi 17 yıl önce Şikayet Et
    sn YAZAR. hersey tamam iyide..siz bir turk'e benzemiyorsunuz..turk dedinmi yuzunde nur olur..valla sizin yuzunuzde oyle birsey yok..nedense bu turkculerin hic biri turk'e benzemiyor ve turk degil..yugoslav gocmenleri.sagdan soldan gelip bedava yerlesmis...bir multeci kartlari bile yok..daha once yerlesmis hemsehrilerinin verdigi destekle ulkenin en guzel yerlerine yerlestiler..olan gene anadolu turklerine oldu...neyse....bu ulkenin adi 15 yil sonra GOCMENISTAN olacak..idda ediyorum!yasasin gocmenistan cumhuriyetimiz!
    Cevapla
  • engin temiz 17 yıl önce Şikayet Et
    Bu taraftan bakınca.... Bahsi geçen 2 kişi ile imralıdaki arasında epey benzerlikler var sn yazar... AÇıklamaya gerek yok! İddianemayei oku da gel öyle tartışalım! 2455 sayfa ve ek delil klasörlerini ;)
    Cevapla
  • kursad erkal 17 yıl önce Şikayet Et
    Merak Ediyorum!. Merak Ediyorum bu Apo denen adamı meclis kurtarırken bizim türk silahlı kuvvetlerimiz tatildemiydi? Apo denen adam içeriye girdi gireli bir tek ordu mensubun ağzından "bu adam herkesle nasıl olurda görüşür, durmadan talimat veriyor" cümleleri duymadık. olduysada kısık sesli olacak ki duymadık. Ordumuz çok şükür laikliği canla başla koruyor. bu laiklik olmasa ne yer ne içeriz ALLAH muhafaza!
    Cevapla
  • akrepkral73 17 yıl önce Şikayet Et
    ESKIYA SENSIN YAZAR. NE YAPACAGINI BILMIYORSUn uydur uydur anlat bu adamlar suclu cezasini cekmeli olan bir gunde serefle yazin su yazilari .hersey para demek degil
    Cevapla