'Syraq' projesine Erdoğan darbesi
Gerçekten de dış politikada janjanlı kuramlardan daha çok kritik olaylar tayin edicidir.
Hiçbir cilalı tanımlama Soğuk Savaş'ın sonunu Berlin Duvarı'nın yıkılışı kadar sembolize edip zihinlere nakşedemezdi.
Tıpkı 11 Eylül saldırılarıyla başlayan dönemin o trajik karelerle hafızalara kazınması gibi.
İçinde bulunduğumuz yeni aşamanın sembol vakası ise Rus jetinin Türkiye tarafından vurulmasıdır.
SU-24 savaş uçağının düşüşüne ait sinematografik görüntüler, adım attığımız yeni dönemi adeta bir şölen şeklinde dünyaya aktardı.
Berlin Duvarı'nın çöküşü ‘iki kutuplu dünya’nın sonunu, 11 Eylül 2001 saldırıları ise ‘Imperium Americana/Amerikan Hegemonyası’ diye nitelenen tek kutuplu dünyayı simgeliyordu.
7-16 Ağustos 2008 tarihleri arasındaki 9 günlük Gürcistan Savaşı da ABD’nin tek süper güç olduğu dilimin (1991-2008) bitişinin habercisiydi.
Bu anlamda, Türkiye'nin Rus jetini düşürdüğü 24 Kasım 2015 tarihi ise büyük ihtimalle küresel sistemde 2008’den sonra devreye giren çok kutuplu dönemden sonraki yeni aşamayı sembolize edecektir.
Peki bu yeni aşama nedir ve ne anlama geliyor?
Tek kelimeyle söylersek bu durum, Türkiye’nin sisteme gösterdiği bir kırmızı karttır.
Böylece Türkiye, ‘Syraq Projesi’ denilen Irak ve Suriye'ye dair büyük paylaşımda dışarıda bırakılamayacağını küresel güçlere deklare etti.
Ve bazılarının düşündüğünün aksine Türkiye'nin eli şu an mevcut sistem karşısında hiç olmadığı kadar güçlü.
Bunu Rusya'nın verdiği cılız tepkilere ve Atlantik İttifakı'nın darboğazına dayanarak söylüyoruz.
Önce küresel sistemdeki krize dair şu hatırlatmayı yapalım.
2008'den sonra merkezi aktör ABD'nin geri çekilişiyle Rusya, Türkiye, Almanya, Fransa, İngiltere, Çin ve İran gibi ikincil aktörlerin yükselişi ve rekabeti başladı.
İroniktir, karizması çizilen Putin de Gürcistan Savaşı'nda dönemin ABD Başkanı Bush ile sembolize edilen ‘Imperium Americana’ projesinin itibarını tuzla buz etmişti.
O Putin şimdi Bush'un akıbetine uğradı ve Rus jetinin düşmesi şimdiden siyasi tarihe “Putinizm'in sonunun başlangıcı” olarak geçti.
MÜKEMMEL ZAMANLAMA
Bu bağlamda Türkiye sadece Rus savaş uçağını değil aynı zamanda çok iyi kalibre edilmiş ve dikkatlice planlanmış küresel bir kavramsal yelpazeyi de vurdu.
Rusya, ABD ve İran'ın devreye soktuğu ‘Syraq Projesi’ Türkiye’nin bu jet çıkışıyla aniden irtifa kaybetmeye başladı.
Bu yolla Yeni Türkiye, Halep'i de dâhil ettiği ve Irak ile Suriye’nin kuzeyini kapsayan ‘yeni coğrafya’sını emperyal aktörlerefeda etmeyeceğini gösterdi.
Rus jetinin, Putin'in Tahran'ı ziyaretinden bir gün sonra vurulması da zaten açık bir meydan okumaydı.
2011'deki Erbil-Bağdat krizinde ABD’ye rest çekerek Kürt bölgesini İran’a bırakmaktansa gerekirse ‘Bağımsız Kürdistan’ı destekleyeceğini vurgulayan Türkiye aynı çıkışı bu kez Suriye’de Rusya'ya posta koyarak yapıyor.
Ve nereden bakılırsa bakılsın Türkiye'nin zamanlaması gerçekten de mükemmel görünüyor.