Paraleller CHP'yi eritiyor
CHP'nin Fethullah Gülen'le beraber yürümesinin değişen bir politika mı yoksa konjonktürel bir strateji mi olduğu çeşitli platformlarda tartışılıyor.
Vatandaşlarımızın anketlere yansıyan ağırlıklı cevaplarına göre, CHP ile Gülen ittifakı "Deniz Baykal'ın kasetle devrilmesi ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun getirilmesiyle" başladı... Yakın tarihe bakarak bir okuma yaparsak, CHP ile Parelel İttifak'ın nasıl kurgulandığı daha net ortaya çıkar.
1950'ye kadar CHP, cumhuriyetin tek parti ideolojisinin kurucusu olarak katı laiklik ilkeleri doğrultusunda, cemaatlerle ilişki kurmadı. Tekke ve zaviyeleri kapatarak ilk pratik girişimlerde bulundu, Nurculuk ve Süleymancılık gibi büyük ilgi gören cemaatlere karşı bütün yasakları harekete geçirdi. İsmet Paşa CHP'sinin cemaat politikası Said-i Nursi'nin mücadelesi üzerinde yoğunlaştı. Bu strateji ezme, kovuşturma, gözetleme, izleme, takibat, hapis, dışlama, anormalleştirme ve damgalama tarzlarıyla hareket etti. Merhum Adnan Menderes'le beraber Müslüman halkın nefes almaya başlamasına karşı CHP kadroları daha 1954'lerden itibaren cuntacılık hareketlerini başlattı. 1960 ihtilaliyle, CHP'li elitler ve Anayasa hocaları sadece egemenliği halktan almamış,dinsel özgürlüklere set çekmenin liderliğini yaptı. Merhum Turgut Özal'la beraber dinsel alan özgürlüğü nefes almasına karşın, bu durum 1990'lı yıllarda asker-sivil oligarklar tarafından kırıldı. 28 Şubat post modern darbesiyle CHP'nin yeniden kafasını kaldırdığı bir süreç yaşandı.