Bülent Erandaç
Bülent Erandaç
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Boğaz'ın derin sakinleri şokta

GİRİŞ 13.03.2015 GÜNCELLEME 13.03.2015 YAZARLAR

Seçime giderken havayı bozmayı planlayan üst akıl, hem kur üzerinden malı götürmeyi hem de çıkardıkları yangınla Tayyip Erdoğan-Ahmet Davutoğlu'nu kuşatmayı hedefledi. Oynadıkları oyunun adı da, 'Faizi düşürmeyin ha bak işte TL değer kaybeder, kur yükselir'di. Yüzde 85 faize alışanları şok edecek adımlar geliyor. Boğaz sakinleri şaşıracak. Yüzde 85 faiz günlerinin sevdalılarının yaptıkları manipülasyonlar ellerinde patlayacak. Beştepe zirvesinden sonra ne oldu? Dolar düştü. Düşmeye devam edecek.Dolarla oynayanların eli yanmaya başladı. İstanbul Boğaz'ının derin sakinleri şaşırdı. Manipülasyonları ellerinde patladı. Kadere bakın. 12 Mart 1971'de seçilmiş iktidarı askeri cuntayla devirerek ekonomiye el koyan İstanbul büyük sermayesi-baronları, 12 Mart 2015 günü perişan oldular. Doların artmasıarttırılması tezgahlarının arka planında 'Özel bir operasyon' olduğunu gören Tayyip Erdoğan, 12 Mart hayalcilerini derin uykuya gönderdi. 

Bu sefer de yapamadılar. Erdoğan-Davutoğlu çelik çekirdeğinin herhalde farkında değillerdi. Türkiye'yi eski Türkiye sanıyorlardı. Yeni Türkiye'de operasyonlara anında el atacak ANKARA'DA MİLLİ MASA bulunduğunu anlamıyorlardı.

Erdoğan'ın, yüksek faizle ilgili görüşlerinin bir derinliği vardı. Büyük lider olaya 'kalkınma-büyüme-milli irade' açısından bakıyordu. Ekonomi bürokrasisi de her zaman olduğu gibi korkaktı, tedbirliydi, küresel odakların rüzgarından çekinerek, farklı konum alıyordu.

Erdoğan, belediye başkanlığından bu yana gösterdiği, 'büyüme' hassasiyetini, 12 yıldır Başbakanlığı sırasında da dile getirmişti. Aziz milletimiz tarafından doğrudan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da Türkiye'nin büyümesi kararlılığını gösterecekti. Beştepe'de bir güç var.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, Anayasa'da yazılı kuralların ötesinde bir noktada konumlanmıştı. Siyasal karizması, 9 kere seçim zaferi ve liderlik performansını da yeni konumuna eklediğinizde, bu 'güç'ün, siyasetten ekonomiye, yakın coğrafyadan küresel oyunlara kadar çok geniş bir perspektifte hareket ederken, kur-faiz gibi çok küçük bir alanda çaresiz kalması düşünülemezdi.

Büyük lider aslında, Merkez Bankası'nın politika araçlarındaki bağımsızlığına tepki vermiyordu. Derdi başkaydı. Derdi, Türkiye'nin büyümesiydi. Bunun için de, ısrarla dışarıdan desteklenen 'faiz- kur içerikli imaj operasyonuna' karşı strateji geliştirilmesini istiyordu. Çünkü Beştepe'yi kuşatmak, AK Parti iktidarını zayıflatmak için üst akıl uymuyordu. Onların Türkiye eklemleri boş durmuyordu. İki örnek her şeyi anlatmaya yeter.

Citibank-HSBC tuzakları 

Amerikan Citibank aniden, manidar bir zamanlamayla Akbank'ta sahip olduğu yüzde 9.9 hissesini sattı. Hem de Citibank, operasyondan 650 milyon dolar zarar etti.

Ne demekti bu? Başka zaman yok muydu?

Panik yaratmak istediler. Küresel ekonomik kanalların kulağına kar kaçırdılar.

Zaten, şaibeli bir küresel banka grubudur Citibank. Türkiye'de ne zaman kriz iklimi yaratılmaya çalışılmışsa, arkasında Citibank'ı görürsünüz. Türkiye seçime giderken yine tuzak kurdu, Türk ekonomisinde hendek açmaya çalıştı.

Arkasından İngiliz HSBC, devreye girdi.

Onlar da, "Türkiye'den çekiliyoruz, ayrılıyoruz" dümenlerine yattılar. 

yazının devamı için tıklayınız

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL