CHP'li hükümet isteyenler!
2013 yılı, Türkiyemiz tarihinde çok önemli bir yıl. O yılda yaşadığımız hemen hemen her olayın altında, Yeni Türkiye'nin lideri Tayyip Erdoğan'ı kuşatarak, ülkemizin MİLLİ VE BAĞIMSIZ DURUŞUNU kırmaya yönelik, bir küresel tuzak, bir uluslararası proje vardı. Kısaca hatırlayalım: Ankara'da ABD Büyükelçiği'ne canlı bomba saldırısı... Taşeron örgüt,DHKP-C kullanıldı.
Mart: Öcalan'ın 'silahlı PKK'ya çekilin' çağrısı... İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'ye ödenecek tazminattan kaçtı.
Mayıs: Türkiye, IMF boyunduruğundan kurtuldu. 3'üncü Boğaz, 3'üncü dünya ölçekli havalimanı inşaatı başlatıldı. Yabancı servisler sahneye çıktı.
Reyhanlı'da kanlı terör eylemlerinden biri gerçekleştirildi.
Haziran: Batı destekli Gezi Parkı Kaos planı uygulamaya sokuldu.
Ağustos: Fethullah Gülen Örgütü sahnede. Ergenekon davası kararı açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edildi. Kandil-PKK çekilmekten vazgeçti. Türkiye'yi Suriye'ye sokma tuzakları. Sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürdük.
Ekim: Marmaray açıldı. Türkiye büyük düşüyor, büyük yatırımlar sürüyor.
Aralık: Kemal Kılıçdaroğlu ve Selahattin Demirtaş, Amerika'da derin temaslar yaptılar. Fethullah Gülen Örgütü yine sahneye çıktı. 17/25 Aralık darbe teşebbüsünde bulundu.
14 Mayıs 2013'te Türkiye, yıllardır kanını emen IMF boyunduruğundan kurtuldu. Yeni Türkiye'nin lideri Tayyip Erdoğan ya IMF kemendini kopartacaktı ya da eski liderlerin sokulduğu gibi dünya baronlarınca boynu sıkılacaktı. Ve...
Baronların boynunu kopardı. Öcalan, silahlı PKK'YA "Türkiye dışına çıkın" dedi.
Ve... Türk-Kürt beraberliği Ortadoğu'ya şekil verecekti. Tabiidir ki, ÜST AKIL uyumadı, boş durmadı. New York-Londra-
Berlin-Telaviv hattındaki BARONLAR , önemli kararlar aldı. İşte o günlerden başlayarak,KÜRESEL PROJELER devreye girdi. 30 Mart yerel, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde başarılı olamadılar. Ellerinde tek bir hedef kalmıştı, 7 HAZİRAN... 7 Haziran için, hayret verici ittifak kuruldu. Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu'na, 6 cepheden saldırdılar.
AK Parti'nin tek başına iktidar olmasını engellediler. Ama yüzde 41'lik omurgayı kıramadılar. Seçim bitti. Aydın Doğan Medyası-Cumhuriyet ile Fethullah Gülen Medyası, yeni hükümet sufleleri başlattı.
Kemal Derviş bir yandan, TÜSİAD bir yandan, AK PARTİ-CHP HÜKÜMETİ için yollara düştüler. Derin Amerika-
Avrupa-IMF-Dünya Bankası-Yahudi sermayedarlar, AK PARTİ-CHP hükümeti istiyor. Selahattin Demirtaş'ın HDP'sinin de bu hükümeti desteklemesi istendi.
Amerika-Avrupa çok istiyor, CHP de hükümet'te olmak istiyor. HDP de, "Ben de sizi destekliyorum" diyor. Devlet Bahçeli strateji uyguluyor. "AK PARTİ-CHP hükümet kursun"diyor. Bu noktada sormak lazım. Sayın Bahçeli, Derin Amerika-Avrupa'nın istediği hükümeti mi arzu ediyor? Yoksa. Bir başka hedefi mi var? Perde gerisindeki gelişmelere bakılırsa:
Bahçeli, derin Amerika-Avrupa-Doğan Medya'nın çok istediği, AK PARTİ-CHP HÜKÜMETİyanında görünüyorsa da, öyle değil. Davutoğlu ile yaptığı görüşmede de kullandığı cümlesi, hiç yabana atılmamalı: "MHP ülkeyi çaresiz ve sıkıntılı duruma düşürmez. Hele CHP'yi deneyin. Olmazsa, biz ülkeyi çaresiz bırakmayız."