Doğu Akdeniz'de ne oluyor?
Küçük bir kıvılcım, yanlış anlama veya taktik hatalar, gerçekten dünya savaşının çıkmasına yol açacak özellikte.
Türk donanması da bu havzanın küresel oyuncusu konumunda...
Doğu Akdeniz havzasına ilişkin DERİNLİĞİ OLAN KÜRESEL 4 PLAN STRATEJİ konuşuluyor.
Birincisi İsrail'in, Akdeniz'i Ölüdeniz'e ve Kızıldeniz'e bağlama projesi.
Gelelim ikincisine... Türkiye, Suriye, Gazze (Filistin), İsrail, Mısır ve Kıbrıs'ın çevrelediği alanda, Avrupa'ya 100 yıl yetecek doğal gaz rezervleri bulundu.
Üçüncüsü, Amerika ve Rusya'nın peşinde dolaştığı, Erbil-Kerkük-Musul petrol ve gazının, Kuzey Irak-Kuzey Suriye üzerinden Doğu Akdeniz'e çıkmasını sağlayacak koridor. Dördüncüsü, Doğu Akdeniz petrol/gazının akıtılacağı nokta. Ceyhan mı? Mısır mı? Kıbrıs mı? Bütün planların dayandığı nokta, İngiltere-Fransa'nın 100 yıl önce Osmanlı'yı parçalayan, günümüzde paçavraya dönen, Sykes-Picot yerine yeni bir Ortadoğu Haritası'nın konmasına çıkıyor. AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk'le, DOĞU AKDENİZ DANSLARINI konuştuk. Değerli Külünk, "Yeni Türkiye'nin lideri Tayyip Erdoğan da, Doğu Akdeniz satrancında ülkemizin stratejik hamlelerini yaparken, Küresel Güçlerin hedefi haline geldi" diyerek analizine başladı: Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan İsrail ile uluslararası hukuku hiçe sayarak, bölgede bir takım karşılıklı anlaşmalara gitmiştir. Türkiye'nin menfaatlerini temelden sarsacak olan bu hamleler Doğu Akdeniz'e Türkiye'nin en büyük savaş gemisini göndermesine neden olmuştur. Türkiye de MİLLİ EGEMENLİK HAKLARINI işleterek BÖLGEDE SONDAJ ÇALIŞMALARI BAŞLATMIŞTIR. TÜRKİYE'NİN 2008 YILINDAN İTİBAREN AKDENİZ'DE ASKERİ VE SİYASİ OLARAK VARLIĞINI HİSSETTİRMESİ ve RUM KESİMİNİN YAPTIĞI ENERJİ ANLAŞMALARINI TANIMAMASI, TÜRKİYE'NİN BÖLGEDE HEGEMONİK BİR TAVIR TAKINDIĞINI GÖSTERMEKTEDİR. TÜRKİYE'NİN GÜCÜ KÜRESEL GÜÇLERİN KİMYASINI BOZDU.
Krizdeki Avrupa'nın en çok ihtiyaç duyduğu şey ucuz ve arz güvenliği olan enerjidir. Bu enerji ise Doğu Akdeniz'dedir. Mısır, Suriye ve Lübnan'da yaşananlara bu açıdan bakarsak, Batı'nın neden Mursi'yi değil de Sisi'yi seçtiğini, 7 Haziran sürecinde Kuzey Irak-Türkiye enerji ittifakını bloke edecek İran- Esed ittifakını desteklediğini anlayabiliriz.